Hüsnü Hoca ile yollar ayrıldıktan sonra, yönetimin herzaman olduğu gibi Konya dışından onlarca teknik adamla görüşmelerini basından takip ettik ve yine öğrendiğimize göre hiçbiriyle herhangi bir anlaşma yapamadığı gibi Adanaspor maçını izleyip karar verecek bir hoca da duymadık.
Hoca boşluğunda oynanan maçlar motivasyon açısından farklı olur. Futbolcular her ne kadar Hüsnü Özkara'nın yardımcıları ile maça hazırlanmış olsalar da başlarında bir sorumlu Teknik Direktör olmaması kendilerini daha sorumlu bir şekilde maça hazırlarlanmalarına ve motive olmalarına neden olur, şayet yönetim, yardımcı hocaları giden hocanın yerine alternatif olarak düşünmemişse Adanaspor maçında sorumluluk alan hocalarımız emanetçilik görevlerini Hüsnü hocanın tertibini, sakatlık veya cezalı yoksa bozmadan sahaya sürmesi en doğru iş olurdu.
Bende görev aldığım dönemlerin birinde böyle bir boşlukta görevlendirildiğimde birden kafamdaki tertibi sahaya sürdüm o da deplasmandı ve üstelik bir puan kazanmamıza rağmen yani sürdüğüm takımın hedefi tutturmamıza rağmen daha sonra oynatmadıklarımla papaz oldum, çünkü ben yeni gelen hocaya asistanlık yapmaya devam ediyordum.
Adanaspor tertibini görünce sorumlu hocaların benimde daha evvel yaptığım gibi macera aradıklarını düşündüm. Şayet puan ya da puanlar alınsaydı yapılan deişiklikler yerinde değişiklik olurdu ama mağlup oldunmu iyi oynamış gözüksende insanlar sonuca bakar. Ve çıkarılan tertiple ilgili sorular birbiri ardına sıralanır derler ki yedek kulübesine baktığımızda iki stoper Erdinç ve Selim varken ortasaha göbek orijinli Erkan'ı neden stopere çaktınız, yine Erkan Sekman varken neden Recep Aydın'ı hala göbeğe çakmaya devam edip Şenol'usağ kenara çakmaya çalıştınız.
Yine yedek kulübesinde iki tane forvet elamanınız Atilla ve Sinan varken Erdal'ı santrafora çakarak verimini yarı yarıya neden düşürdünüz?
İnsanların ağzı torba değil ki büzesin konuşurlarda konuşurlar. Konyaspor hedefli bir takım olmasaydı iyi oynadık ancak Allah hakkımızı getirmedi veya hocalarımızın verdiği beyanat gibi şansızdık der önümüze bakmaya devam ederdik, ama öyle değil.
Sadece Türkiye'de maç sonu mağlubiyetlerde benzer demeçler veriliyor, şans bizden yana değildi rakibin yanında yer aldı veya top bizi sevmedi sevseydi, düzeyli bir ilişkimiz olurdu bu sözleri futbolun en zirvesindeki Barselona veya benzer takımlarda duyamazsınız, orada yapabilirdik ancak yapamadık, zira futbolcunun ne yapacağına hükmeden beyindir bu beyinde otomatikleştirilmiş binlerce pratik çalışmalarını ayaklara iletir ayaklarda bunu fiziki kalite, teknik ,taktik,olumlu pas ve şut olarak sahaya yansıtır şansın buradaki rolü ne kadardır tartışılır. Bakın Barselona'ya maç boyunca 850 tane pas yapıyor ve top kayıbı devede kulak bana göre şans faktörü herhalde çekilişli oyunlarda oluyor hani torbadan çekeceğin numara kazanan numara değilse şansım yoktu diyebilirsin, çünkü önünü görmüyorsun ne çektiğini bilemezsin bu durumda torba beni sevmedi denilir mi?
Neyse maça dönelim.
Doğrusu puan alınır diye düşünmüştüm, zira hocasız oynanan maçlar artı motivasyon olur ve genelde puan ya da puanlarla dönülürdü, ama kadroyu görünce keşke yardımcı hocalarımız savunma ve ortasahanın merkezi oyuncularını seçerken daha titiz olsalardı, zira maçın özellike ikinci yarısında rakibin MBİLLA'SINI kontrol altına alamadığımız gibi orta sahanın etkinliğini rakibe verdik, tamam Şenol kenarda da başarılı oldu birde gol attı, ancak Neca neden etkisizdi sanıyorsunuz ona top taşıyan olmazsa sahada kenarlara gider seyircinin arasına oturur senin benim gibi seyreder.
Konyasporun geldiği bu noktada yönetimin çok iyi düşünmesi gerekiyor şayet hedeften uzaklaşıldığı düşünülüyorsa takımın yeniden yapılanması kaçınılmazdır, bunun nasıl yapılacağını defalarca anlattım, kaldıki bu işin üstesinden gelebilecek bir yönetime sahibiz.
Şanssızlık kader mi
.
Yorum Yap
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.