Sanayicilere temkinli olun çağrısı

2019 yılının özellikle ilk 6 aylık sürecinin 2018 yılı gibi zorlu geçeceğini belirten Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü, “Tüm işletmelerde hormonlu büyüdük. Öz sermayemiz ile iş yapmamız gerekiyor. 2019 yılında temkinli ve tedbirli olmalıyız” d

RÖPORTAJ: EMRE ÖZGÜL

KONYA SANAYİSİNİN ÜRETİM KAPASİTESİ DÜŞTÜ

2018 yılının Haziran ayı ile başlayan ekonomik kriz, en fazla sanayicileri vurdu. İhracatı bile ithalata dayalı olan Konya sanayisi de bu krizden fazlası ile etkilendi. Sanayilerde işçi çıkarmaları yaşanırken, çoğu sanayici firmanın da üretim kapasitesi düştü. İç piyasadaki daralma beraberinde firmaların uluslararası anlamda rekabet gücünü de düşürdü. Sanayiciler, 2019 yılının da 2018 yılının ikinci yarısı gibi sıkıntılı geçeceğine vurgu yaparak, sanayicilerin gerekirse küçülmeleri gerektiğinin fakat kendi öz sermayeleri ile yatırım yapmalarının ehemmiyetinin altını çizdi.

 

DIŞA BAĞIMLI BİR ÜLKEYİZ!

**Sayın Başkan, ekonomik olarak ülke ciddi bir sıkıntı altında. Bu ekonomik kriz, sanayiyi nasıl etkiledi?

-Konya, tarım ambarı olduğu kadar bir de sanayi şehridir. 1970'li yıllardan itibaren sanayileşmeye başlayan Konya, bugün 3. büyük organize sanayisini inşa etmiş, 80 değişik sektörde 180 ülkeye ihracat yapan net bir sanayi şehri. Şehir ihracatı içindeki sanayi ürünlerinin payı yüzde 75. Bu, çok ciddi bir oran. Konya, geleceğin sanayi başkentidir. Yapılaşmasını tamamladığımız 4. bölgemizde 104 tahsis yapmıştık. Bunların 101'i üretime geçti. Bu, organize sanayileri tarihinde belki de bi ilktir. 5. bölgenin tahsisini yaptık 2018 yılının Nisan ayında. 132 parsel açtık, 85'i ile sözleşme imzalıyoruz. Önümüzdeki aylarda inşallah hemen yatırıma başlayacaklar. Savunma sanayi alanında da yenilikleri sürekli hayata geçiriyoruz. Konya sanayisini daha ileriye taşıma gayretlerimiz devam ederken, Haziran ayı ile başlayan Ağustos ayında kurun zirve yapması ile gelişen bir ekonomik dalgalanma sürecine girdik. Doğal olarak bu süreçten en çok etkilenen sektörler sanayiciler ve üreticiler oldu. Birkaç alanda zorlanılan süreç başlamış oldu. Enerji maliyetleri kur artışı ile birlikte yükseldi. Enerji bizim için çok önemli bir girdi. Enerji maliyetindeki artış bir dönem yüzde 70-80'lere çıktı. Tekrar yüzde 40'lara indi ama halâ bu oran çok yüksek. Bir sanayici için ana girdi maliyetinin bu kadar artmış olması tabi ki zor. Bu maliyet artışı neden arttı ona da bakmak lazım. Biz, enerji ithalatçısı bir ülkeyiz ne yazık ki. Kendi enerjimizi kendimiz üretir hale gelinceye kadar böyle bir zayıf yanımız olacak. Bundan daha önemlisi var. Kur artışı ile birlikte gelen ham madde ve teknolojik ara mal maliyetlerinin artması sanayiciyi çok daha zora soktu. Konya'da ihracatın en önemli yüklenici iki alanı makine aksamları ve otomotiv endüstrisi sektörüdür. Biz, makinelerimizi ithal ettiğimiz teknolojik ara mallar ile üretiyoruz. Ürettiğimiz makineleri hazır hale getirip, ihrac ediyoruz. Dolayısı ile biz ihracatımızda da kısmen ithalata bağımlı bir ülkeyiz. Kur artışı ile ham madde giderleri de yükseldi. Vasıflı çeliği ithal ediyoruz. Bu sebeplerden dolayı ürün maliyeti arttı. Ürünü satın alan müşterilerin kullandığı finansman maliyeti arttı. İç pazarda bir daralma oldu.

 

KREDİ KULLANMAK KAÇINILMAZDI

**Sanayiciler krediyle mi büyüdü yoksa kendi öz sermayesi ile mi?

-Temelde Konya olarak sanayileşme sürecinde olan bir iliz. Sanayileşme sürecini tamamlamış bir şehir değiliz. Bu nedenle sermaye yönetimi açısından biraz daha acemiliğimiz ve eksikliğimiz var. Yatırım malında makinelerin tamamı leasing ile alınıyor. Çünkü sanayicinin buna yatıracak öz sermayesi yok. Sermaye biriktirsem, sonra bu yatırımı yapayım demek yılların gitmesi demektir. Ben de leasing ile borçlanarak yatırım yaptım. Ödemelerimi, yatırım yaptığım işletmemi döndererek ödedim. Yatırım sürecinde olan sanayiciler için bu durum kaçınılmaz. Büyük ölçekli yatırımlar finans kullanılarak yapılıyor. Öz sermaye birikimi Konya'da henüz oluşmuş değil. Öz sermaye ile yatırım yapmak daha çok istenilen bir yatırım türüdür.

 

**Sanayide bir durgunluk söz konusu mudur?

Sanayide bir kaç kesim var. İhracat ağırlıklı çalışan firmalar iyi durumda. İhracatı düşük olan firmalar da var. Bunlar da süreçten daha az etkilendi. En çok etkilenen firmalar daha fazla iç pazara çalışan firmalar oldu. Bunların içinde de yatırım malı üretenler büyük zarar gördü. Yatırımlar azaldı ve pazar talep daralması yaşandı. Firmalarda kapasite düşüklükleri oldu. Zarar gören firmalar ise hızla ihracata yöneldi. İhracat, akşamdan sabaha hemen sonuç alınabilecek de bir alan değil. Zaman ve süre ister. İhracat pazarlarında yeni pazarlar yakalayıp, satış yapana kadar işletmelerin sürdürülebilirliliğini sağlamak işletmeleri zorladı, zorlamaya da devam ediyor. Konya sanayicisi yine de üretmek için iştahlı ve heyecanlı. 5. Organize Sanayi bölgesinde 132 parselin 85'inin satılmış olması da bu söylemlerimi doğruluyor.

 

SANAYİDE ABARTILDIĞI KADAR İŞÇİ ÇIKARMA YOK!

**Sanayide çok fazla sayıda işçi çıkarma duyumları alıyoruz. Size de bu konu ile ilgili şikayetler geliyor mu?

-Büyümek, sürekli alkışlanır. Küçüleceğim denilince bu kimse için hoş değildir. Ayrıca küçülmeyi de kimse tasvip etmez. Hiç kimse de durduk yerde küçülmek istemez. Şartlar gereği, bazen bu kararlar alınabiliyor. İşletmelerin bu şekilde aldığı zor kararları işçi çıkarmaya döndürmemek için uzun süreden belli hükümetten kısa çalışma ödeneğini hayata geçirmelerini istiyorduk. Bu proje hayata biraz geç geçirildi. Hayata geç geçirilmeseydi, bugün bu konular bu kadar çok konuşulur da olmazdı. Yılbaşı itibari ile kısa çalışma uygulaması hayata geçti. İşletmeler yüzde 50'ye kadar isterlerse kısa çalışmaya geçebilirler. 45 saatlik çalışma saatini dolduracak kapasiteniz yok diyelim. 25 saatlik kapasiteniz var diyelim. Siz, 25 saat çalışıyorsunuz. 25 saatlik ödemesini yapıyorsunuz. Firma olarak çalıştırmadığınız süreyi devlet tamamlıyor. İşçi, tamamlamadığı kısmı işverenden değil, devletten almış oluyor. İşçi işini, işveren de işçisini kaybetmemiş oluyor. Herkes, müracat edebilir. Bakanlık, müfettiş gönderiyor. İşletmelerin iş kapasitesine bakılıyor. Gerçekten iş kapasitesinde düşme varsa kısa program uygulanıyor. Süre olarak 3 ay konulmuştu. Biz, 6 ay talep etmiştik. İlk dönem için 3 ay uygulanıyor. 6 aya kadar uzatma yetkisi de sayın Cumhurbaşkanında. Bu süreçten sonra zorlu dönemde olan firmalar, işçi çıkarma zorunluluğu da hissetmemiş olacak. Ben, sanayide söylenildiği kadar işçi çıkarıldığını düşünmüyorum. Yani 10 bin, 20 bin çok ciddi rakamlar. Öyle olsa sıkıntı çok daha yoğun hissedilir. Küçülen işletmelerde personel kayıplarının da olduğu doğru. Bir personel kolay yetişmiyor. Emek vererek, yıllarca yatırım yapar işletmeler çalışanına.

 

**Asgari ücretteki artıştan ve ekonomik sıkıntıdan dolayı sanayide sigortasız ve düşük ücrete işçi çalıştırıldığı söyleniyor. Bu konuda kısaca neler söylemek istersiniz?

-Asgari ücrete yapılan zammın piyasayı zorlayacak bir artış olduğunu söylemek zorundayız. Çalışan cephesinden bakıldığında ise 2 bin 20 liranın bir insanın hayatını sürdürebilmek için yüksek bir rakam olduğunu söylemek mümkün değil. Çalışan cephesinden bakıldığında bir işçinin total maliyeti 3 bin 500 lirayı dahi buluyor. İç pazarda daralmanın yaşandığı, dış pazarda da ciddi rekabet gücü kaybının olduğu dönemde tabi ki maliyetler önemli. Ham madde maliyetlerini söylemiştim. İşçilik maliyetinin de yükselmesi, sanayiciler açısından kolay değil. Ben, sanayide illegal çalışma yönteminin olduğunu düşünmüyorum. İşletmeler, dünya çapında bir rekabete girecekse bu tarz söylemleri geride bırakmalıdır. İş hayatında artık kayıt dışı uygulamalardan yüzde yüz çıkmış durumda olmalıyız. Konya sanayisinde kayıt dışı çalışma oranı yüzde 0 seviyelerinde. Küçük ölçekli işletmelerde bu tarz illegal çalıştırmalar olabilir. Onlar da çok yüksek emek isteyen alanlardır. Konya gibi işsizliğin çok düşük olduğu yerlerde bu tarz çalışma türü aslında bir nevi iş hayatını regüle ediyor. Asgari ücretteki artış, kayıt dışı çalışma alanının önünü açtı söylemlerine katılmıyorum.

 

 

İHTİYAÇ İÇİN YAPILMAYAN DÜKKÂNLAR SATIŞA ÇIKIYOR

**Özellikle Büsan Sanayisi'nde çoğu işletmenin “satılık ve kiralık” yazılı ilanlarla dolu olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bu işin bir kaç yönü var. Özeleştiri yapmak gerekiyor. Sanayiciler, teminatlandırma hakkı gerekçesi ile gayrimenkul şartının bulunması ile tasarruflarını sürekli gayrimenkule kaydırdılar. Büsan'da sanayicilerimizin bazıları ihtiyacı olmadığı halde çok sayıda işletme aldı. Bu süreçlerde her birimiz, bu işletmelerin hesap gelirlerini yapıyor oluyoruz. Bu yatırımlar, ihtiyaç için yapılmadıysa böyle sıkıntılı günlerde ilk satışa çıkarılan mallar oluyor. Pasif yatırımlar aktif hale getirilmeli. Atıl varlıklar, nakte döndürülüp şirket maliyeti güçlendirilmelidir. Satılık ve kiralık ilanları bu yüzden artmıştır. Yeni kiralama talepleri de piyasanın daraldığı bu günlerde düşmüştür.

 

2019 yılından beklentileriniz nelerdir?

-Tüm işletmelerde hormonlu büyüdük. Fazlalıklardan kurtulup, öz sermayeye yönelmemiz gerekiyor. Pasifte duran varlıklar, aktife dönüştürülmeli. Paranın maliyeti arttı. Bu şekilde yol yürümenin imkânı yok. Kendi öz sermayemiz ile iş yapmalıyız. 2019, 2018 yılının ikinci yarısı gibi gözüküyor. 2018 yılının ilk 6 aylık zaman dilimi iyiydi. Son 6 ay ise zorlu dönemdi. 2019 yılında daralmanın etkisi devam edecek. 2019'un ikinci yarısında bir toparlanmanın olacağını düşünüyoruz. Bu yılın ilk yarısını daha temkinli ve tedbirli, ikinci yarısını da temkinli geçirmemiz gerekiyor.

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Röportaj Haberleri