Sanat için estetik… Estetik için sanat…

Tuba Subaşı Adıbelli

Bir sanat eseri için estetik ne ifade eder? 

Sanatçı eserini estetik açıdan nasıl zenginleştirir?

Eserini ortaya çıkarmadan evvel sanatçıda bu değerler olmalı mıdır??? 

Estetik obje neye denir gibi bir sorgulamadan ziyade bu olgunun sanatçıya nasıl nüfus ettiği hakkında düşünmeye iten  bir yazı yazmaktır niyetimiz…

Değerlerimizin var olan kıymetlerini farkındalık ile artırabiliriz. Yani esere bakan göz eğitimli olursa o eserin kıymeti anlaşılabilir. Bu durumda sadece eseri ortaya çıkaran sanatçı değil, izleyen, sahip olan, bakan gözün eğitimi şarttır. Bu eğitim sanat felsefesi yoluyla kısacası estetik aracılığı ile yapılabilir.

Tolstoy “Sanat Nedir?” adlı  eserinde şöyle seslenir; “insanlık için onca önemli hatta zorunlu görülen uğruna onca özverilerde bulunan onca emeğe onca insan yaşamına onca servete mal olan şey nedir? der ve “sanat eserini algılamada en büyük sorun estetik sorunlarla ilgilenilmemesidir” vurgusunda bulunur.

**

Sanat felsefesi; Güzel nedir? İyi nedir? Hoş nedir? Ve herkesin zihninde, ortak bir estetik yargı mevcut mudur? diye sorar ve sorgular . Sorgulamak ve varolan durumu irdelemek bundan huzursuzluk duyup arayışa girmek bir sanatçının, eser çıkarmadan önceki sancılı dönemidir diyebiliriz.

Estetik kavramı üzerinde ilk düşünürlerden Baumgarten’e göre mantıksal kavramanın hedefi gerçek, estetik  kavramanın hedefi ise güzeldir.

**

Baumgarten’a ek olarak,Mevlana, Sühreverdi, İ. Arabi,  Lessing, Kant, Schelling, Schiller, Fichte,Winckelmann, Hegel, Schopenhauer,..gibi düünürlerin de güzel ile ilgili çözümlemeler yaptığını biliyoruz. İnsan güzel olabilir veya somut bir obje  güzel olabilir, bir manzara, bir hareket güzel olabilir ama davranış, düşünce, karakter, müzik eğer beğenmişsek iyidir- hoştur beğenmemişsek iyi de değildir hoşta değildir. Bundan hareketle kişinin entelektüel birikiminin, mizacını, yetiştiği ortamın ve hayata karşı bakış açısının bir eseri oluşturmada yada değerlendirmede büyük rol oynadığını söyleyebiliriz. 

Kant’a göre bazı kişisel hoşlanmalar o kişilerin eğilimlerine ve kişisel özelliklerine bağlıdır ve tartışılamaz. Herkeste bulunan ortak estetik zevklere göre verilen hükümler ise tartışılabilir yani güzel kavramı o kadar da  kişisel değildir.

Herhangi bir sanat eserine dair bilgi-ilgi ve alt yapı eksikliği söz konusuysa o eseri anlamlandırmada-korumada ve ileriki nesillere taşımada ciddi sorunlar yaşayacaktır. Bu alt yapı sorununu çözmeye küçük yaşlarda estetik eğitimi verilerek bir nevi önlem alınabilir. Sanatçının kendi yaşadığı topluma ve o toplumun kültürel birikimine göstereceği hassasiyet diğer bir önlem olabilir. Kültürel belleğin aktarımında bu saydığımız önlemlerin yanı sıra, toplumun sanatsal hafızası, sanat eserinin toplum tarafından kabul edilebilirlik seviyesi ve sanatçının eseri lanse ediş biçimi çok önemlidir.

Sanat kim içindir? Ne içindir ? Hangi zaman dilimi içindir? gibi bir kaygı taşıyan sanat, zamana hükmedemez. Sanat kavramı hem fonksiyonel açıdan hem estetik açısından yıllara meydan okumak ister.

İnsana anlamadığı-anlamlandıramadığı şey ironik gelebilir. Anlamak veya anlamak için çaba göstermekte bir eğitim ve kültür işidir. 

Tartışmalara bolca konu olan; Sanat, Sanat için mi, Sanat Toplum için mi!!! sorunsalına bir paradoks daha eklemek isterim; Sanat için Estetik mi, Estetik için Sanat mı???