2002 yılında üretilen ve bu yıl piyasaya yeni sürülecek olan bir şampanya türünün tanıtımı için Fransa'dan Türkiye'ye gelen bazı Fransızlar, Türklerin milli ve manevi değerlerine 'fransız' kalarak, şampanya tanıtımı etkinliğinde sema gösterisi yapma hadsizliğini gösterdi
Dünyanın en meşhur şampanya markalarından birinin sahibi olan Fransız şirketinin, piyasaya yeni çıkaracağı 2002 yılının mahsulü bir şarabı tanıtmak için İstanbul'da yaptığı etkinlikte duyanları ve görenleri şok eden olaylar yaşandı.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
KİŞİLİK VE KÜLTÜR, AYAKLAR ALTINDA
Kişiliğin, kültürün ve bazı alanlarda gösterilmesi şart olan hassasiyetin Türkiye’de artık nasıl ayağa düşüp nihayete erdiğinin, daha doğrusu yerin dibine nasıl batırıldığının ve umursamazlık ile cehaletin nerelere yükseldiğinin böylesine hüzünlü bir başka örneği daha bulunmuyor. Reklâm ve tanıtım aşkına şampanya ile semâyı ve Mevlânâ’yı biraraya getirmek gibisinden bir cür’ete şimdiye kadar kimseler kalkışmamıştı.
Pembe şampanyasının tanıtımınında ortaya pembelere bürünmüş semâzen iteleyen şirket Fransız olduğu için Türkiye’nin geleneklerine de fransız kaldığını gösterdi ve semânın mânâsından, yani bir çeşit ibadet olduğundan bihaber halde bu hadsizliği Türk halkına karşı yaptı. Abdülhamit Han'ın yalısında yapılan bu hadsizliğe işin içine pembeleşmiş semazeni de katan tanıtım şirketinin de umursamazlığı eklenince hassasiyet fukaralığı da ayyuka çıktı.
Sırtına püsküllü bir şal atıp kadehlerin arasında pembe tennuresinin eteklerini savura savura dönüp duran ve semâyı büyük ihtimalle bilmem neredeki meyhanenin ayyaş barmeninden meşketmiş olan semâzen giysilerine bürünmüş döner sermayeye bu şekilde hitap ediliyor olması ise olayın en ironik boyutu olarak yansıdı.
Abdülhamit Han'ın 'Esma Sultan Yalısı' da böyle bir hadsizliğe ne yazık ki ev sahipliği yapmış oldu. Şampanya ve semâ arasında geçen o gece, bu memleketin geleneğinin, kültürünün, inancının, 'ayıp' ve 'edep' kavramlarının yere batmasının milâdı olarak yorumlandı.
merhabahaber.com