Biz çocuklarımıza kavga ettikten sonra kavgayı sonlandırdıktan sonra bir arada yaşamayı öğretmek zorundayız. Bazı çocuklar kuvvet tehdit emir aşağılama ve eleştiri alaya alarak karşısındaki çocuğu ezmeğe çalışırlar. İşte bu durumlarda büyükler çocuklara toplumsal kuralları ve birlikte yaşama yollarını ve kurallarını öğretmelidir.
Çocuk büyüyüp çevreye açıldıkça diğer insanlarla sosyal iletişime girdikçe beraber vakit geçirdiği ve beraber oyun oynadığı çocuklar arasında çatışmalar çıkmaktadır.
Çocukların bir arkadaşının kavgasında ona yardım etmesi kavgaya müdahil olması onun sosyal yönde gelişmiş biri olduğunu gösterir. Yoksa arkadaşı kavga ederken kenarda seyirci kalan bir çocuğun dostluğuna pek güven olmaz. Etliye sütlüye karışmayan bir çocuk sosyal yönden gelişmiş bir çocuk değildir. Çocukların yaşarlına göre kavga davranışları ve kavga süreleri de değişir. İki yaşarlında vurup kaçmalar yerine dört yaşına gelince sözlü ve beden dilini kullanarak sataşmaktadır. Çocukların yaşarlı büyüdükçe kavga süreleri de uzar.
Çocuklarımızı kavga eder başkalarınla itişir kakışır canı yanar morali bozulur üzülür; ben ebeveyn olarak buna katlanamam çocuklar arasında ezilir diyerek diğer çocuklardan soyutlama bir cam bebek gibi kırılır üzülür diyerekten toplumdan uzak tutamayız. Topluma uyum kurallarını hayatın güçlüklerini öğretip karşılaştığı sosyal problemlerin çözüm kurallarını öğretmeliyiz. Çocuklar kavgada etseler de bir arada işbirliği içinde birbirlerinden birçok şeyler öğrenirler.
Büyüklerin fazla müdahalesi çocukların oyun oynamasını engeller. Çocukların kavgalarına büyükler müdahale edince eğer iyi bir rehberlik yapamazlar ise çocuklar arasında kavganın tekrarına sebep olurlar.
Eğer sınıf ortamında aşırı baskıcı otoriter bir uygulama olursa, böyle bir sınıfta çocuk kavgaları daha fazla olur. Çocukların oyunlarına ve aralarındaki her anlaşmazlığa öğretmen veya apartman önündeki çocuklara ebeveynler karışırsa çocuklar arsında kavgalar daha fazla olmaktadır. Apartman önünde ebeveyn müdahaleleri çocuğa arkadaşlarıyla oyun oynarken en ufacık arkadaş sürtüşmesinde ebeveyn müdahale ederse çocuk cesaret alıp kavgaya çöze bilir.
Çocukların yaşadığı sosyal çevrenin çocukların çatışmaya girmesinde etkisi büyüktür. Düşük Sosyal ve kültürel çevreden gelen çocuklar daha çok kavgacı olmaktadır.
Çocukların kavgalarındaki sebepleri sıralayacak olursak önderlik tutkusu, mülkiyet hırsı, istenmeyen bir çocuğun oyuna karışması, görüş ayrılığı, kıskançlık ya da önceden kalan bir çekemezliğin veya yarım kalan kavganın hesabın görülmesi, beslenen kin ve öfkenin ortaya dökülmesi. Bunların yanında şu sebeplerde çocukların kavgalarının ortaya çıkmasına neden olur. Kuvvet demeleri ve güç gösterisinde bulunmak, guruba egemenlik kurmak gibi sebeplerle çocuklar kavgaya tutuşurlar.
Çocuklarda umutsuzluk ve engelleme durumlarında saldırganlığı ortaya çıkar. Bunun yanında önceleri anne ve babadan, kardeşlerinden daha fazla ilgi görmek, daha sonra okulda öğretmenlerden arkadaşlarından fazla ilgi görmek rekabet duygusu çocuğu saldırganlığa iten sebeplerdendir. Bu saldırganlık türü genelde sözle sataşmalarla olur. Çocuklar arsında rekabet duygusu sataşmayı da beraberinde getirir. Çocuklar kendi kendilerini hırpalarlar öğretmenlerin ve ebeveynlerin bu durumda çocuklara iyi bir yol göstermelidir. Doğru rehberlik yapmalıdırlar.