Şair Nuri Baş Hoca Efendi

.

Karaman’lı bizim Yunus Emre “Söz” ile ilgili ne güzel “Söz” söylemiş, “Söz hakkındaki şu şiiri ne güzeldir:

"SÖZ OLA KESTİRE BAŞI

SÖZ OLA KESE SAVAŞI

SÖZ OLA AĞULU AŞI

BAL İLE YAĞ EDE BİR SÖZ

 

KİŞİ BİLE SÖZ DEMİNİ

DEMEYE SÖZUN KEMİNİ

DU CİHAN CEHENNEMİNİ

SEKİZ UÇMAK EDE BİR SÖZ"

Her insan konuşur fakat söz söyleyemez. Söz söylemek ise ayrı bir sanattır. Her insan şiir okuyabilir, her insan portakalı soyabilir, her insan çiğ "yumurtayı soyamaz. Soyması için "Erkişi" olması gerekir. Er kişi çiğ bir yumurtayı soyabilir ancak

Şiir yazmak bir sanattır. Şiir yazan bir hoca efendiyi tanıtmak istiyorum: Nuri Baş

Hafız, şair Nuri Baş Hoca Efendi'nin şairliğini ve şiire bakış acısını ele almak istiyorum.

Şair Nuri Baş Hoca Efendi, yazdığı şiirlerin büyük birçoğunda "Ebced" hesabıyla tarih düşürmede usta bir kalemdi. Bu alanın son şairlerinden de birisidir. Nuri Baş Hoca Efendi pek çok şiirinde "Ebced" hesabıyla tarih düşürmede son dönem Konya'sının en büyük şairlerindendir. Şiirde bu tür geleneği genç şairlerimizin devam ettirmesi en büyük dileğimizdir.

Şair, Hafız, Nuri Baş Hoca Efendi'nin hayat hikâyesi şöyle:

Kitabın yazarı Nuri BAŞ, 1930 yılında Konya'nın İnlice Köyü'nde doğdu. 1946 yılında ailece Konya'ya hicret etti. 1946 yılında Konya'nın Bulgurcuk Tekkesi Kur'an Kursu'ndan muhterem ve merhum Hakkı Özçimi Hoca Efendi'den hafız olarak mezun oldu. Özel olarak, Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, Hacı İsa Efendi, Sıdkızade Ali Efendi ve Postalcı Hacı Abdürrahim Efendi gibi üstadlardan dini bilgiler ve kıraat dersleri aldı. Bilhassa Hacı Veyiszade Mustafa Efendi ve Çiğilli Cemil Efendi'den Arapça, Sarf, Nahiv, Fıkıh, Akaid, Siyer gibi dini ilimler tahsil etti. Hariçten imam Hatip Lisesi imtihanlarına girdi…

Konya'nın musiki üstadlarından ve bir müddet de üstad Saadettin Kaynak'tan bazı ilahiler meşk etti. Yine özel olarak merhum Avukat Mehmet Emin Bolay'dan Farsça ve Edebiyat dersleri aldı. Hattat Şükrü Efendi ve Hattat Hüseyin Öksüz beylerden hat dersleri meşk etti ve icazet aldı. Mevlid-i Şerif, ilahi, kaside, nat, münacat, marş gibi edebi ve musiki eserlerini, çeşitli cami, meclis ve mahfillerde icra etti. Şiir ve makaleler yazdı.

Şafak, Yeni Meram, Konya Postası, Yeni İstiklal, Merhaba gazetelerinde; Oku, İslam Düşüncesi, Altınoluk, Gözyaşı ve Ribat dergilerinde şiir ve makaleleri neşredildi.

Kervan, Meş'ale, Silsile, Hadis-i Şeriften Buketler isimli kitapları yayımlandı. Şimdi de "Nurlu Ufuklara" isimli kitabı neşredilmiş bulunmaktadır. Bu meyanda elli küsür sene ticaretle meşgul oldu.

1992 yılında ticaretten ve fahri olarak devam ettirdiği Toptancılar Yeşil Cami imam ve hatipliğinden ayrıldı.

Büyük Selçuklu Eğitim ve Kültür Vakfı kurucularındandır. Yazı hayatı aynı şekilde devam etti ve gönüldaşlarıyla sohbetlerde bulundu, fahriyen İlahiyat ve diğer fakülte talebelerine yardımcı olmak üzere, Kur'an, Arapça, Osmanlıca ve Hat dersleri verdi.

Şair, hattat Nuri Baş’ın şiir üzerine düşüncesi şöyle: “Takdir buyurursunuz ki, bir çok hakikatlerin anlatılmasında ve aktarılmasında şiirin, çok büyük önemi vardır. Tarih boyunca, en ince hakikat ve zarif ifadeler, şiirle anlatılmış, aşk, vecd, heyecan ve kahramanlıklar, his ve duygular, ahlak ve fazilet örnekleri ve bütün gerçekler, şiirlerle dile getirilmeğe çalışılmıştır.

İslam’ın kabul ettiği şiir; hikmetli manalar taşımak şartıyla mesnevilere, cönklere, ilahi ve kasidelerimize, mevlid ve marşlarımıza girmiş, edebiyatımızda en önemli mevkiini almış, en müessir rolünü ifa etmiş, yerini, itibarını ve ehemmiyetini hala da devam ettirmektedir. Şiirlerle nice eşsiz ve kıymetli eserler meydana getirilmiştir. Bu cümleden olarak, nadide hat san'atımızın türlü çeşitleriyle yazılarak, duvarlarımızı tezyin eden, göz ve gönüllerimizi aydınlatan, irfanımızı artıran birer hakikat incileri halinde bu şaheser şiirlere çok kere levhalar olarak da rastlarız.

Bazen şiir, şairleri coşturarak, onlara en berrak fikir, his ve duygularla, nadide eserler bahşeder, gâh bir damlada deryayı zuhura getirtir, gâh deryayı damlada temaşa ettirir.

Şiir, en büyük aşk, muhabbet ve heyecanları dile getirir. Akıl, fikir ve dehaları tahrik ve tehyiç ederek bazen, cehennemi savaşları, birer ibret levhası halinde sahneler, bezen de şiir; kâinatın hikmet ve güzelliklerini, eşsiz bir tablo halinde hayran, hayran seyrettirir.

Şiir, insana, taptaze çiçeklerle bezenmiş bir mana gülşeninden, çeşitli koku, renk ve desen cümbüşünü havi buketler sunar, kahramanları, gazileri, orduları teşci eder, ye'se düşmüş bir milletin cesaretini artırarak ayağa kaldırır, gafletten uyandırır. Bütün aşk sırlarını o çözer, mana tılsımlarını o açar. Nice hakikatler onun sinesinde billurlaşır.

Şiir, etrafa, hakikat cevherleri saçar, gerçek incileri dağıtır. Tezgâhına aldığı bir mevzuyu, usta bir kuyumcu maharetiyle ölmez bir sanat şaheseri halinde kâinata takdim eder. Hüner gergefinde işlediği mevzuları, akıllara durgunluk verecek incelikte birer abide haline getirerek, irfan âlemine sunmaya çalışır.

Şiir; şuurun eseridir. Fıtri bir istidat ve meleke işidir. Şairin, şuuru, iman ile ne kadar berraksa, şiir de o nisbetde berrak ve billurdur. Şiir, kasd olunan manaların zübdesidir. Şiir; kâinat ve hayat kitabının, kısaltılmış öz şeklidir.

Şiir; iman, şuur ve hikmetle beraber olursa, şaire, hakikat hazinelerinin kapıları açılır. Böylelikle afak-ı âleme, o ilahi hazinenin hakikat ve mini cevherleri saçılır. Böylesi şiirin gönlüne, arş'dan ilhamlar yağar. Onun gönlü, ne kadarına müsaitse, o kadarıyla, o ilhamlarla meşbu hale gelir. Söylediği Arşın hazinesine ait olunca da onun baharına hazan erişmez. Onun için, o şiirler, solmaz, ölmez, eskimez.

Manasındaki haşmeti kayıp etmez, unutulmaz birer hakikat abidesi halinde, asırlar ötesine hitab eder. Fuzulilerin, Yunus'ların, Mevlana'ların, Nabi ve Şeyh Galib'lerin, Mehmed Akif'lerin ve Ali UIvi Kurucu'ların ölmez eserleri, hep bu gerçeği ifade eder. Bu münasebetle, mevzumuza dâhil olan bütün üstadlarımızın sağ olanlarını hürmetle, ahirete intikal edenlerini de rahmetle yâd eyleriz. Biz, böyle bir şiir olduğumuzu iddia edecek değiliz. Ancak, karınca kararınca ne söyleyebilmişsek oyuz. Kırık dökük ifadelerimizle eğer, biz de bir şeyler söyleyebilmişsek, belki, bizim de rahmetle yâd olunmamıza vesile olur diye ümid ediyoruz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri