Sahipsiz Mektup

.

Sevgili X,

Uzun zamandır mektup yazmıyorum. En son ilkokulda öğretmen ödev vermişti de yazmıştım. Sonra ne mektup yazdım ne de yazacak kimsem oldu. Aslında nasıl yazılacağını da pek bilmem. Hal hatır sormayla başlıyorduk değil mi? Nasılsın? İyi misin? Ön hazırlık mı bu? Yani hazır ol sana bir şeyler anlatacağım demek mi isteriz aslında? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Sana anlatacaklarım var.

Kış bitti buralarda. Ağaçlar çiçek açtı. Güneş gülümsüyor sürekli. Fakat arada hırçın bir rüzgâr sokakları süpürüyor. Kıskanıyor bence baharın güzelliğini. Kıskanılmayacak gibi de değil ki. Gelinlik kız gibi açtı ağaçlar. Tomurcuk kokuları dört bir yanımızı sardı. Kuşları sen düşün artık. Baharları sever misin? Senin de için tertemiz olur mu bahar geceleri? Ben çok severim. Hatta yazdan bile çok. Çünkü aradadır bahar mevsimleri, hayat gibi. Ne siyah ne de beyaz, ne sıcak ne soğuk. Havaya aldanabiliriz. Tıpkı insanların dış görünüşlerine aldandığımız gibi. Neyse.

İşte ben böyleyim. Güzel şeylerden konuşurken bir anda konuyu olmadık yere getiriveririm. Bunu hep yapıyorum. Karamsarlık mı dersin yoksa başka bir tanım mı bulursun bilmem. Umrumda da değil aslında. Çünkü böyle mutluyum. Garip biliyorum. Düşünmeden edemem bazı şeyleri. Üzümün çöpü, armudun sapı sorgular dururum. Bu bir alışkanlık oldu bende. Boşver.

“Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk cellâdından ne çıkar mademki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir var vardır”

Şiir seversin değil mi? Ben severim. Sevdiğim nadir şeylerden birisidir. Her gün en az bir tane alırım. İyi gelir bana. Dizelerle yatar kalkarım. Ezberinde kaç şiir var? Benim fazla yok maalesef. Şiir ezberleyemiyorum. Her insanın aklında birkaç şiir olmalı. Ya da cüzdanında sakladığı küçük dizeler. Nerde lazım olacağı belli olmaz değil mi? Olmadık bir anda karşımıza “Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider” diyeceğimiz birisi çıkabilir. Hazırlıklı olmak gerekir. Hayatın bizi ne zaman kolumuzdan tutup başka bir yöne çevireceği belli olmaz. Yeter der bazen de hayat. Karşımıza zorluklar çıkarır. Bak yine aynı şeyi yapıyorum. Konuyu saptırdım.

Filmleri sever misin? En son hangi filmi izledin? Ya da belgesel? Ben en son Savaş Fotoğrafçısı diye bir belgesel izledim. James Nachtwey’i anlatan bir belgesel. Savaş meydanlarındaki bir fotoğrafçıyı anlatıyor diye düşündüm ilk önce. Ama izlerken farklı şeyler olduğunu gördüm. Resmen hayatı anlatıyordu. İzlemeni tavsiye ederim. Bir de ben Hint sinemasını çok severim. Bollywood diyorlar. Dikkat et Hollywood değil. Gerçekten farklı duyguları içinde barındıran filmler yapıyor Hintliler. Gülüyorsun da ağlıyorsun da film boyunca. Onları da izle. Film izle kısaca. Çünkü farklı hayatları görmek(kurgu da olsa) sana kendi hayatını sorgulama imkânı sağlar. Başrol oyuncusunun hatalarını görmek senin de nerde hata yaptığını çözmene yardımcı olabilir. Bir daha ki mektuba kadar bir film de olsa izle. Tamam?

Ben hayatımda hiç mektup almadım. Satırları doku kâğıda ve bir ilki yaşat bana. Selametle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri