Saadet Partisi Konya İl Kadın Kolları Başkanlığı’nın Eylül Ayı İl Divan Toplantısı yapıldı. Programa, Saadet Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Ali Genç, Bölge Başkanı Pakizen Yüzbaşıgil, ilçe başkanları ve çok sayıda partili iştirak etti.
GÜNDÜZ KUŞAĞI PROGRAMLARINA DİKKAT
Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Ali Genç, “Sabah kuşağı programları başta olmak üzere televizyon içeriklerinin çoğu aile yapısının altına dinamit dökmektedir. Gelin o gündüz kuşağı programlarına elinizde ki yetkilerle müdahale edin, ailenin temeline dinamit koyan bu programlara engel olun” diye konuştu.
‘SİSTEM NERESİNDEN TUTULSA ELDE KALIYOR’
Aileyi korumadan toplumu, toplumu korumadan da geleceği korumanın mümkün olmadığını söyleyen Genç, “En çok da bu bozulmanın aile kurumumuzu etkilediğini görüyoruz. Mevcut aileler dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, gençlerimizin de ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle evlenme ihtiyaçlarını karşılayamadığını üzülerek görüyoruz. Tüm bunlar yaşanırken AK Parti iktidarı, yapılanların faturası kendilerine kesilmesin ve hatalar ortaya çıkmasın diye 2025 yılını Aile Yılı ilan etmişti. Ancak artık bu tür hamleler yeterli olmadı; çünkü sistem neresinden tutulsa elde kalıyor. Aile ile ilgili gerçekten dişe dokunur bir icraat yapmak istiyorsanız, elinizdeki yetkileri kullanın. Özellikle sabah kuşağı programları başta olmak üzere, aile yapısını ve toplumsal değerlerimizi olumsuz etkileyen televizyon içeriklerine müdahale edin. Ailenin temeline dinamit koyan bu yayınlara karşı gerekli adımları atın. Toplumdaki manevi değişimi de göz ardı edemeyiz. 2008 yılında ve 2024 yılının Ekim ayında yapılan hayat tarzı araştırmalarının sonuçlarına göre, kendisini dindar olarak tanımlayanların oranı 16 yıl içerisinde yüzde 55'ten yüzde 46'ya gerilerken, kendisini ateist veya inançsız olarak tanımlayanların oranı yüzde 2'den yüzde 8'e yükselmiştir. Bunun yanında uyuşturucu ve kumar toplumumuzun önemli sorunları hâline gelmiş, televizyon dizileri ve özellikle sabah kuşağı programları konusunda da inanç ve değerlerimizle uyumlu olmayan içeriklere yönelik ciddi tartışmalar ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
KALICI POLİTİKALAR ŞART!
“Maddi ve manevi tablonun kötüleşmesi, toplumun ruhsal durumuna da yansımaktadır” diyen Ali Genç, şunları söyledi: “2024 verilerine göre Türkiye'de depresyon, anksiyete, yeme bozukluğu ve benzeri ruhsal sorunlarla mücadele edenlerin oranının yüzde 38 olduğu belirtilmektedir. Bu oranla Türkiye Avrupa'da ilk, dünyada ise yüzde 40 oranına sahip ABD'nin ardından ikinci sırada gösterilmektedir. Bütün bu tablo bize şunu göstermektedir: Aileyi korumadan toplumu, toplumu korumadan da geleceğimizi korumamız mümkün değildir. Artık günü kurtaran açıklamalar değil, aileyi ekonomik, sosyal ve manevi açıdan güçlendirecek gerçek ve kalıcı politikalar ortaya koymak zorundayız.”
‘ÜNİVERSİTELERİN ARKA BAHÇE OLMASINA İZİN VERMEMELİYİZ’
Genç, üniversitelerdeki eğitim kalitesi ve mevcut eğitim durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yükseköğretimde yaşanan sorunların gençlerin geleceği açısından ciddi şekilde ele alınması gerektiğini belirtti. Genç, “Üniversiteler sadece diploma veren kurumlar değildir. Bilginin üretildiği, farklı fikirlerin konuşulduğu, gençlerin düşünmeyi ve sorgulamayı öğrendiği yerlerdir. Bunun için üniversitelerin özgür olması gerekir. Türkiye'de akademik özgürlüğe ilişkin veriler ciddi bir gerilemeye işaret ediyor. V-Dem verilerine göre Türkiye'nin Akademik Özgürlük Endeksi 2015 yılında 0,278 seviyesindeyken 2025 yılında 0,088'e gerilemiştir. Bu, on yılda yaklaşık yüzde 68'lik bir düşüş anlamına gelmektedir. Araştırma ve öğretim özgürlüğünde de benzer bir tablo vardır. Bu alandaki gösterge 2012 yılında 0,49 iken 2025 yılında 0,14'e düşmüştür. Akademik ve kültürel ifade özgürlüğünde ise yaklaşık yüzde 73'lük bir gerileme yaşanmıştır. Bu mesele yalnızca akademisyenlerin meselesi değildir. Özgür düşüncenin olmadığı yerde özgün bilim üretmek, yeni fikirler geliştirmek ve ülkenin sorunlarına kalıcı çözümler bulmak zorlaşır. Saadet Partisi olarak üniversitelerin herhangi bir siyasi anlayışın arka bahçesi hâline getirilmesini doğru bulmuyoruz. Bizim ihtiyacımız “bizim üniversitelerimiz” değil; milletimizin ve insanlığın ortak birikimine katkı sağlayan bilim üniversiteleridir. Akademisyen hangi konuyu araştıracağına bilimsel ölçütlere göre karar verebilmeli, ulaştığı sonuçları özgürce paylaşabilmelidir. Üniversitelerde farklı düşünceler konuşulabilmeli; fikirlere baskıyla değil, fikirlerle cevap verilmelidir” dedi.
‘BİLİMSEL BİLGİ MİLLETİN FAYDASINA SUNULMALI’
Saadet Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Ali Genç, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Akademisyenler üniversite duvarları arasına da sıkıştırılmamalıdır. Bilim insanlarımızın bilgi ve tecrübelerinden sanayide, yerel yönetimlerde, siyasette ve toplumsal hayatın her alanında yararlanmalıyız. Bilimsel bilgi yalnızca üretilmemeli, milletimizin faydasına da sunulmalıdır. Saadet Partisi olarak üniversitelerin kurumsal özerkliğinin güçlendirilmesini savunuyoruz. Rektörlerin belirlenmesinde akademik camianın daha fazla söz sahibi olduğu; liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirliğin esas alındığı bir yapı oluşturulmalıdır. Devlet elbette denetleme görevini yerine getirmeli, ancak bu denetim akademik hayat üzerinde baskıya dönüşmemelidir. Bizim “Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışımız bilginin ahlâkla, hakkaniyetle and insanlığın faydasıyla buluşmasını esas alır. Bilim özgür olmalı; aynı zamanda akademik etik, liyakat ve topluma karşı sorumlulukla birlikte yürümelidir. Türkiye'nin güçlü yarınları güçlü üniversitelerle mümkündür. Akademisyen soru sorabilmeli, araştırmacı özgürce araştırabilmeli, öğrenci farklı fikirlerle karşılaşabilmelidir. Bizim hedefimiz; siyasetin gölgesinde kalan değil, bilimin ışığında yol alan; özgür, ahlâklı, liyakatli ve üretken üniversitelerdir.”