Saadet Partisi Konya Teşkilatı bayramlaştı

Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı teşkilat üyeleri Ramazan Bayramı münasebetiyle bayramlaşma programı düzenledi

Saadet Partisi Konya İl Başkanlığında gerçekleştirilen programa Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Saydam, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Lütfi Yalman, Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Sinan Toprak, Saadet Partisi Konya İl Müfettişi Ali Mücevher, Milli Görüşçü Kuruluşları (MİLKO), Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şube Başkanı Durmuş Ali Kara, Esnaf ve Sanaatkarlar Derneği (\ESDER) Konya Şube Başkanı Latif Işık ve çok sayıda partili katıldı. Programda söz alan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel, "Mübarek Ramazan ayını geride bırakırken birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekiştiği müstesna günlerden biri olan Ramazan Bayramı’na kavuşmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Tüm hemşehrilerimin ve İslam Aleminin Ramazan Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyor, hepinize sağlıklı, huzurlu ve bereketli nice bayramlar diliyorum. Bayramınız mübarek olsun" dedi.

'IRK GÖZETMEDEN BİRBİRİMİZİN HUKUKUNU GÖZETECEĞİZ'

Konuşmasında cumhurbaşkanlığı kararnamesine değinen Mehmet Demirel, "Maalesef 2-3 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan 'Askeri Araç ve Gereçlerin Transit Geçişine ve Ticaretine Dair' Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandı. Şimdi bölgemiz hiç olmadığı kadar sıkışmışken, Yayınlanan bu kararname Aklımıza tehlikeli soruları getiriyor. Türkiye İran’a karşı yürütülen savaşta İsrail’e lojistik sağlayan bir ülke mi olacak? Irak işgali sürecinde olduğu gibi 1 Mart Irak tezkeresi kabul edilmemesine rağmen üsler Amerika’nın hizmetine açılmış, 4990 sorti yapılmıştı. Yoksa yine aynısı mı yaşanacak? Bu kararname Ukrayna ile ilgiliyse bu durumda Karadeniz’deki görece istikrarlı durum bundan nasıl etkilenecek? Bu kararname neyin nesidir? Neden, hangi amaçla gündeme getirilmiştir? Yetkililer bu soruların cevaplarını bir an önce en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklamak zorundadır. Bugün de tıpkı 1 Mart’ta olduğu gibi, bu millet Türkiye’nin böyle bir tuzağın içine sürüklenmesine razı değildir! Hiç kimse, ne Trump, ne Netanyahu ne de avaneleri boş yere hayaller görmesin! Bizler bu coğrafyada Şii'siyle, Sünni'siyle, Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Farisi'siyle ırk gözetmeden hem birbirimizin hukukunu gözeteceğiz, hem de birbirimizi el üstünde tutacağız. Bölgede barış ve adalet, emperyalizmin bombalarıyla değil. Bizlerin inancıyla, dayanışmasıyla, mücadelesiyle inşa edilecek. Ramazan ayını geride bıraktığımız günlerde maalesef ki yanlışlar hız kesmeden devam ediyor.; ülke yönetiminden yerel belediyelere kadar uzanan bir ihmal zincirini görmekteyiz. Hepimiz biliyoruz ki bazı belediye başkanlarımız, yukarıdan gördüklerini uyguluyor olabilir. Ancak bu, halkın gözünden kaçacak bir durum değildir" diye konuştu.

'360 BİN KİŞİNİN KONTEYNIRDA YAŞAMASI NE ANLAMLANDIRIYOR?'

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum'un Konyalı olması nedeniyle propaganda yapıldığına değinen Demirel, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "Bildiğiniz üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum, Konyalıdır ve hakkında şehirde ve ülke genelinde büyük bir propaganda yürütülmektedir. Ancak gerçekler bununla örtüşmemektedir. 6 Şubat 2023 depreminden bu yana tam 3 yılı aşkın süre geçti. Ama maalesef Deprem şehirlerinde hâlâ 180 bin konteynerde 360 bin vatandaşımız yaşamaktadır. Sayın Bakan hakkında her yerde '450 bin konut yaptırdı' deniyor. Peki, üç yıl geçmesine rağmen 360 bin kişinin hâlâ konteynerde yaşaması ne anlama geliyor, bunu kim açıklayacak? Bu tablo, basit bir sayısal yanlışı değil, ihmalin, plansızlığın ve gerçekçi olmayan vaatlerin sonucudur. Bir diğer konu: Konya’da devlet arazilerinin, yani milli emlakta olan arazilerin, belediyeler aracılığıyla satılmasıdır. Bu paralar şehir için harcanacağına, belediyelerin borçlarının ödenmesine veya kalıcı hizmet projelerine aktarılacağına, ne yazık ki lüks ve gereksiz harcamalara gitmektedir. Bakan Kurum ve bazı belediye başkanları sürekli arazi satıyor ama belediyelerin borç yükü her geçen gün artıyor."

'ARTIK HÜKÜMET VE BELEDİYELER PARSEL PARSEL ARSA SATMASIN'

Özellikle Meram’daki Tank Taburu arazisi konusunda sorularının olduğunu ifade eden Mehmet Demirel, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: "Sayın Bakan, bu araziyi imara açarken Konya’nın geleceğini hiç düşündünüz mü? Artık hükümet ve belediyeler parsel parsel toprak satmayı arsa satmayı terk etmeli emlakçılar gibi davranmaktan vazgeçmeli katma değer üretecek projeler üreterek üretime ve istihdama destek olmalıdır. Meram’ın göbeğindeki yeşil alanı betona çevirmek için izin vermek, şehrin ekolojik dengesine ve halkın yaşam kalitesine yapılmış büyük bir ihanettir. Konya’yı bu kadar mı az seviyorsunuz ki, kendi ellerinizle şehrin geleceğini karartmayı uygun mu gördünüz? Biz buradan bir kez daha söylüyoruz: Konya’nın kaynakları, arsaları ve kamu arazileri şehrin lüksüne değil, kalıcı ve sürdürülebilir hizmetlere harcanmalıdır. Borçları artırmak, plansız imar uygulamak ve gerçek ihtiyaçları görmezden gelmek kabul edilemez. Halk, propaganda değil, adaletli yönetim, hesap verebilirlik ve şehir için gerçek projeler istiyor. Konya’nın geleceğini karartan anlayışa artık 'dur' demenin zamanı gelmiştir."

'BAYRAMLARI BAYRAM GİBİ YAŞATMAMIZ GEREKİR'

Son olarak konuşmalarını gerçekleştiren Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Saydam, Ramazan Bayramı'nın anlam ve öneminden bahsetti. Milli Görüş davasından dolayı gurur duyduğunun altını çizen Hüseyin Saydam, "Bayramınız mübarek olsun. Rabbim inşallah Ramazan ayına ve bayramlara kavuşmayı bizlere nasip etsin. Rabbim ibadetlerimizi kabul etsin. Güzel bir davanın içerisinde hizmet ettiğim için hamdediyorum. Davanın doğuşundan bu yana, her zaman yeryüzündeki bütün mazlumların kurtuluşu için mücadele etmeye devam ettik devam de edeceğiz. Bugün bayram, sevinçli olmamız gerekiyor. İki üç yıl boyunca bombalar altında kalan Gazze'deki kardeşlerimizi Ramazan ayı girdiğinde hepimiz gördük; hiçbir şekilde ümitsizliğe düşmeden sokaklarını süsleyip ışıklarını yaktılar. Biz de bütün coğrafyamız kan içindeyken mutlu olacağız. Bayramları bayram gibi yaşayıp bayram gibi yaşatmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı

'MAZLUMUN YANINDA OLMAK İÇIN SİYASET YAPIYORUZ'

Çocukluk yıllarından bu yana her zaman bir ülkenin soykırıma ve zulme uğradığını hatırlayan Saydam, sözlerini cümlelerle noktaladı: "Kendimi bildim bileli, çocukluğumda Afganistanlılar işgal altındaydı; onların derdiyle dertleniyorduk. Bosnalı kardeşlerimize, Çeçen kardeşlerimize zulmettiler. Yakın zamanda Libya, Irak, Yemen, Gazze ve şimdi de İran... Kendimi bildim bileli bu coğrafyalarda hep zulüm yaşanıyor. İktidarlar niye var, onu da anlamış değilim. Biz iktidarda olmak için mücadele ediyoruz ama tamamen farklı şeyler düşündüğümüzü ifade etmek istiyorum. Biz koltuk için, makam için siyaset yapmıyoruz; dinimiz için, insanlık için siyaset yapıyoruz. Biz mazlumun yanında yer alan bir siyasetin içinde yer alıyoruz, bunun için şükretmemiz gerekiyor. ​Bu anlamda da gayret ediyor, çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu Ramazan ayında 'Adalet Sofraları' adıyla iftarlar gerçekleştirdik. Çok şükür hem Konyamızda hem de diğer şehirlerimizde dolu dolu programlar yaptık, Müslümanlarla beraber sofralara oturduk. Bu sofralarda samimi olmak gerekir. Sofrada samimi değilsen; ister yatarak ye, ister yere oturarak, ister masada ye, hiç önemli değil."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri