Rantiyeci darbesi!

Türkiyeyi tökezleten 28 Şubat Sürecini 13. yıldönümünde değerlendiren Konya STK İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi, 28 Şubatın mimarları, Türkiyede çıkarları zedelenen rant çevreleri ve dış güçlerdir dedi.

28 ŞUBAT AĞIR BEDELLER ÖDETTİ

Türkiye’de toplum ve devlet arasında duvarlar inşa edilmesine, ülkenin yolsuzluklar ortamına sürüklenmesine, siyasi açıdan istikrasızlaştırılmasına neden olan 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının üzerinden 13 yıl geçti. Peki, 28 Şubat neden yaşandı, Türkiye’yi nereye taşıdı? Tüm bunları dönemin tanıklarından Konya Sivil Toplum Kuruluşları (STK) İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi ile konuştuk.

TÜRKİYE’NİN GÜÇLENMESİNDEN ENDİŞE DUYDULAR

Latif Selvi, 28 Şubat’ın Türkiye’nin dışa açılmasını istemeyen ve finans kaynakları kesilen rantiyecilerin eseri olduğunu söyledi. “Müslüman ülkeleri içine alan D8 zirvesi 28 Şubat’tın çıkmasında etken olmuştur” dilen Selvi, şöyle konuştu: “D8’den Avrupa ve Amerika rahatsız oldu. Bu durum onların Türkiye ve Müslüman ülkelerdeki çıkarlarına tersti. Bu nedenle Başbakan Erbakan, D8’in tamamlanmasından sonra istifa etti.”

28 ŞUBAT ŞER ODAKLARINI SEVİNDİRDİ

‘Demokrasiye balans ayarı’ söylemiyle milletin iradesine el konulduğuna dikkat çeken Selvi, 28 Şubat’ın söylendiği gibi bin yıl sürmeyeceğinin de bugün ortaya çıktığını bildirdi. Selvi, “28 Şubat şer odakları ve masonik örgütleri sevindirmiş, rantçılar milletin özü olan sermayeyi kendilerine aktarmıştır. Darbe teşebbüslerinin kaynağı olmuştur. Devlet tekrar içine kapanık bir siyaset yürütmeye başlamıştır” diye konuştu.

 

13 yıl sonra 28 Şubat Süreci’ni değerlendiren Konya STK İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi: “Türkiye’nin dışa açılması, Refahyol’un rantiyenin finans kaynaklarını kesmesi, bu çevrelerin hoşuna gitmemişti” dedi

 

 

Demokrasi dışı unsurların devreye girerek Refahyol Hükümeti’nin devrilmesi, daha sonra da kapatılması, toplumun büyük kısmına psikolojik saldırı yapılarak ülke genelinde onbinlerce mağdurun oluşmasına yolaçan 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının üzerinden 13 yıl geçti. Baş aktörü Çevik Bir tarafından, ‘demokrasiye balans ayarı” diye sunulan ‘post-modern darbe’ 28 Şubat, Türkiye’de toplum ve devlet arasında duvarlar inşa edilmesine, ülkenin yolsuzluklar ortamına sürüklenmesine, siyasi açıdan istikrasızlaştırılmasına neden oldu. Bu süreçte 21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın RP hakkında kapatma davası açmasından 1 ay sonra Başbakan Erbakan, D8’in tamamlanmasıyla istifa etti. Peki, 28 Şubat neden yaşandı, Türkiye’yi nereye taşıdı? O kararlar ve ayarlar halen geçerli mi? Tüm bunları dönemin tanıklarından Konya Sivil Toplum Kuruluşları (STK) İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi ile konuştuk.

28 ŞUBAT, ASLINDA RANTİYENİN ESERİ

* 28 Şubat’a gelmeden önce Türkiye’de o dönemde neler yaşandı? Ne gibi değişmeler oldu? Biraz bunlardan bahseder misiniz?

— 1995 yılında Doğruyol (DYP) ile Refah Partisi 54. Hükümeti kurmuştu. Başbakan Necmettin Erbakan, hızlı bir şekilde ciddi icraatlar ortaya koymaya başladı. Yapılmayan dış geziler onun döneminde başladı. Türkiye ekonomisi dışa açılmaya başladı. Borsa tavan yaptı. Millette bir moral oluştu. Memurlar 4 yıldır bekledikleri maaş artışına kavuştu. Tabii o dönemde bir de daha önceki hükümetler zamanda alınan yüksek faizli borçlar vardı. 1994’te ciddi ekonomik kriz yaşanmıştı. Ama hükümet bu borçları da zamanında ödüyordu. Herkes tarafından bilinen havuz sistemi oluşturuldu. Kamu kurumlarında yapılanmaya gidilerek gelir ve gider tabloları ortaya çıkarıldı. O zaman görüldü ki Türkiye gerçekte borçlu değilmiş. Kamu kurumları belirli finans kurumlarına borçlandırılmış olduğu görüldü. Kurumlar borçtan kurtarıldı. Bu durum rant çevrelerinin hoşuna gitmedi. Komşu ülkelerle iyi ilişkiler kuruldu. Müslüman ülkeleri içine alan D8 zirvesi oluşturuldu.

* 28 Şubat kararlarının alınmasında Türkiye’nin gelişmesini sağlayan bu etkenler mi rol oynadı?

— Türkiye’nin çok kısa bir sürede toparlanmaya başlaması ve ekonomide dışa açılması Türkiye’de ki rant çevrelerini rahatsız etti. Çünkü Başbakan Erbakan bu rantçıların finans kaynaklarını kesti. D8’den ise Avrupa ve Amerika rahatsız oldu. Bu durum onların Türkiye ve Müslüman ülkelerdeki çıkarlarına tersti. Bu nedenle de komşu ülkelere yapılan ziyaretleri sürekli olarak engellemeye çalışıyorlardı. Masonik örgütlerin faaliyetlerine izin verilmiyor ve denetim altında tutuluyorlardı. Masonik çevreler bu denetimlerden rahatsız olmaya başladı. Başbakan Erbakan’ın yıllardır devletten küstürülmüş milleti tekrar devlete yakınlaştırmak için toplumun önde gelen din adamlarıyla bir toplantı yaptı. Bazı şer odakları bu durumdan rahatsız olmaya başladı. Hükümeti devirmek için irtica tehlikesini ortaya attılar. Düzmece Ali Kalkancı, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz gibi kişileri kullanarak, onları afişe ederek bir irtica tehlikesi olduğunu topluma inandırmaya çalıştılar. Bazı yazarlar ısmarlama yazılar yayınladılar. Bu yazılarda Silahlı Kuvvetleri harekete geçirmeyi amaçlıyorlardı. Medyanın bu durumu abartarak vermesi toplumun bazı kesimlerinde bir infial yarattı. Tüm bu kurgulanmış süreçte ise 28 Şubat kararları alındı.

* 28 Şubat bir sivil darbe midir? Alınan kararlar bir darbeyi gösteriyor mu?

— Şer odaklarının tek amacı hükümeti toplum nezdinde mahkûm ederek, devirmekti. Bunun için sürekli olarak silahlı kuvvetler göreve çağrılıyordu. 28 Şubat’ta sivil idare sirkülize edildi. Sivil iradeye balans ayarı yapıldı. Ayrıca 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu’nda ne konuşulduğundan ziyade nasıl konuşulduğu önemlidir. MGK’da ki amaç, sivil idareyi toplum önünde rencide etmek, istifaya zorlamak ve kapatmaktı. 28 Şubat MGK’sında başta Başbakan Erbakan olmak üzere hükümet tenkit edildi. Bunun üzerine hükümet başta ortağı Doğruyol partisi olmak üzere siyasi partilerden destek istedi fakat istediği desteği bulamadı. Dönemin sivil toplum kuruluşları da bundan rahatsız olmalarına rağmen ciddi bir kamuoyu desteği yaratamadılar. Hükümeti toplum önünde rencide etmeyi başaran 28 Şubat şer odakları, partiyi istifaya zorlamak için Mayıs ayında kapatma davası açtırdılar. D8’in tam anlamıyla kurulmasıyla birlikte Başbakan Erbakan, Türkiye’nin daha fazla çatışmaya gitmemesi için istifa etmişti.

“BİN YIL SÜRMEYECEĞİ BUGÜN ORTAYA ÇIKTI”

* Sivil iradeye yapılan darbeyle birlikte söylendiği gibi demokrasiye balans ayarı mı yapıldı? Demokrasiye balans ayarı ne demek? Bu ayar 28 Şubat’ın bin yıl süreceğinin bir göstergesi midir?

— Bu demokrasiyi devre dışı bırakmaktı. Demokrasiyi toplumsal konumdan uzaklaştırıp, yönetilmesi kolay bir demokrasi ortaya koymak projesiydi. Millet iradesini hiçe saymaktı. Bu balans ayarı demokrasiyi yontmaktı. Tabii ki şer odaklarının istediği yönde yontmaktı. 28 Şubat’ın bin yıl süreceği söylemi de, bundan sonra gelecek hükümetlere gözdağı vermekti. Onlara, ‘Sakın bizim sözümüzden çıkmayın, yoksa sonunuz böyle olur’ gibi bir tenkidin aktarılmasıydı. Demokrasi onların dediklerini yapmaktı. Onun için Erbakan Hükümeti’nden sonra kurulan iki hükümet üst üste başarısız oldu. Ayrıca 28 Şubat’ın bin yıl sürmeyeceği de bugün ortaya çıkmıştır.

* İlk defa bir darbe muhtırası 28 Şubat’la birlikte Hükümet ortaklarının yüzüne okunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

— Necmettin Erbakan, 1969’dan itibaren toplumun kendi özüne dönmesi için uğraşmıştır. Kendine düşen öncü rolü en ince ayrıntısına kadar üstlenmiştir. Erbakan’ın o yıllardan itibaren toplumun değerleriyle birlikte hareket etmesine devamlı olarak belli çevreler tarafından karşı çıkılmıştı. Erbakan’ın Başbakan olması bu çevreleri iyice rahatsız etti. Onun için şer odakları Erbakan’ın bir daha karşılarına çıkmalarına engellemek için 28 Şubat senaryosunu devreye soktular. Bu senaryoda Başbakan Erbakan’ı tehdit ederek, toplum önünde küçük düşürüp, istifa etmesinin sağlanması vardı. O nedenle 28 Şubat karalarlı bizzat Erbakan’ın yüzüne okunmuştur.

* Postmodern darbe olarak da belirtilen 28 Şubat kararları Türkiye’ye ne kaybettirmiştir?

— Ülkede daha kötü sonuçlara yol açmıştı. 28 Şubat, şer odakları ve masonik örgütleri sevinmiştir. Rantçılar bu işten kazançlı çıkmış ve milletin özü olan sermayeyi kendilerine aktarmışlardır. Millet özü olan değerlere saldırılmasıyla, millet yine devletine küstürülmüştür. Avrupa ve Amerika rahat bir nefes almıştır. Toplum iktidardan tavsiye edilerek, vesayetçilere bırakılmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin doğmasında ki en büyük neden toplumun devletten uzaklaştırılmasıdır. 2000’li yıllara gelinceye kadar ve günümüzdeki darbe teşebbüslerinin kaynağını oluşturmuştur. 28 Şubat’tan sonra kurulan hükümetler askerin vesayeti altında siyaset yürütmüştür. Devlet tekrar içine kapanık bir siyaset yürütmeye başlamıştır.

* Bundan sonra bu tür 28 Şubat türü postmodern darbelerin yaşanmaması için siyasi irade ne yapmalıdır?

— Doğruyol-Refah Hükümeti iktidara gelir gelmez, kendilerine ekonomiden ziyade, demokratikleşe ağırlık verilmesi gerektiğini söylüyorlardı. 28 Şubat’la birlikte öncelikle demokratikleşmeye ağırlık verilmesi gerektiği ortaya çıktı. O dönemde Anayasa ve Danıştay’ın yapısı değiştirilmeliydi. Devlet içinde demokratikleşmenin sağlanması için adımlar atılmalıydı. Bunlar yapılmadığı için şer odakları siyasi iradeyi devirmek için bu kurumları kullandı. Bu nedenle siyasi irade nereden başlarsa başlasın ülkede yeni siyasi reformlar gerçekleştirmelidir. Bu yönde somut adımlar atmalıdır. Ancak bu sayede başörtüsü, katsayı gibi sorunlar ortadan kalkabilir. Askerinde artık sivil iradeye operasyon yapmak gibi bir düşüncesi yok. EMASYA gibi protokollerde kalktı. Dolayısıyla demokratik adımlar atılmalıdır.

HASAN AYHAN

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Türkiye Haberleri