Ramazanın Sayılı Günleri

Nurten Selma Çevikoğlu
Ramazanın güzel günleri bir bir bitiyor. Elimizden hazine alınacak diye yine hüzünleniyoruz. Sayılı günler çabuk bitermiş. Aynen öyle, işte Ramazanın üçte ikisi gitti. Son on güne girdik. Büyük bir teyakkuzla ve itikafla değerlendirilecek olan son on gün bizim çok önemli ve değerli. Rabbi Teâlâ en kâmil mânâda idrak ettirsin inşaallah.
Geçen dönem Yazarlar Birliği Başkanı Sayın Ahmet KÖSEOĞLU beyin Ramazan ile ilgili kendi verdiği bir şiiri elime geçti. Buraya aktarmadan geçemeyeceğim. Zira her cümle ayrı manâlarla yüklü. Diyor ki;

BU ŞEHİR ORUÇ TUTAR, ŞEHRİ ORUÇ TUTSUN DİYE

Bu şehrin sokakları oruç tutar, vicdan ter edip gitmesin diye;
Bu şehrin ağaçları oruç tutar, bengisu pınarları sulasın diye;
Bu şehrin çiçekleri oruç tutar, burcu burcu kokan pideleri hânelere dağılsın diye;
Bu şehrin parkları oruç tutar, genci yaşlısı huşû ile tefekküre dalsın diye;
Bu şehrin güvercinleri oruç tutar, hû deyip kubbeyi hadrâ semâ etsin diye;
Bu şehrin dağları oruç tutar, batan günle iftar doğan günle niyet olsun diye;
Bu şehrin câmileri oruç tutar, her günün beş vakit kadri bilinsin diye;
Bu şehrin minâreleri oruç tutar, ışıl ışıl şerefeleri bir’liği göstersin diye;
Bu şehrin sebilleri oruç tutar, kirlenen ruhlar temizlensin diye;
Bu şehrin vakıfları oruç tutar, açta açıkta kimse kalmasın diye;
Bu şehrin bedesteni oruç tutar, iskemleyi dükkan önüne koyup cemaate yetişsin diye;
Bu şehrin tramvayı oruç tutar, ihtiyarı gencine yerini ikram etsin diye;
Bu şehrin otobüsleri oruç tutar, durakta, arada yolcu kalmasın diye;
Bu şehrin trafiği oruç tutar, sıkışıklık sabrına gölge düşürmesin diye;
Bu şehrin sanayisi oruç tutar, üretimi sahur bereketine çoğalsın diye;
Bu şehrin marketleri oruç tutar, gıda paketleri infak olup sessizce uçup gitsin diye;
Bu şehrin fırınları oruç tutar, kanaatin ne büyük servet olduğunu anlasın diye;
Bu şehrin berberleri oruç tutar, sohbet uzasın muhabbet artsın diye;
Bu şehrin lokantası oruç tutar, yolcusu, mukûmi bayramı iftarla yapsın diye:
Bu şehrin gazeteleri oruç tutar, Ramazan aşkına sayfalar yılboyu temiz dolsun diye;
Bu şehrin radyoları oruç tutar, mukâbele halkaları oluşsun diye;
Bu şehrin televizyonları oruç tutar, cüz’ler ayet ayet gönüllere insin diye;
Bu şehrin insanları oruç tutar, kötülüğe kalkan iyiliğe reyyan açılsın diye;
Bu şehrin oruç tutar, oruç kendini tutsun diye;
BU ŞEHİR ORUÇ TUTAR, ŞEHRİ ORUÇ TUTSUN DİYE.
Her bir satırında şehrin gerçekleri gizli… Ulvi mefkûrelerin yansıdığı her şey ayrı bir güzellik taşıyor. Orucun tutulduğu sokakların, parkların, vasıtaların, yemek yenen yerlerin, ekmek pişen fırınların, cemaati toplayan ulu câmilerin, ihtiyaçların giderildiği vakıfların hatta kuşlara, dağlara varıncaya kadar kıymetli kardeşimiz her bir nesneye ayrı ayrı Ramazan yorumu katmış. Eline, gönlüne sağlık. Ramazanı topluca özetledi koyuverdi önümüze.
Ancak şehrimizde Ramazana yakışmayan halleri de görmüyor değiliz. Geçen bir başsağlığı ziyâretinden arkadaşlarla dönerken trafikte seyreden bir bey elinde sigara kolunu çıkarmış arabadan göstere göstere sigarasını içiyor. Hayretle ve esefle baktık. İçiyorsan bâri gizle her ne niyetle içiyorsa Ramazan günü. Bu sayılar inşaallah çoğalmaz. Geçen seneyi unutmayalım. Hatırlayacksınız geçen sene bu günlerde depremle yüzyüzeydik. Kulağımız çekilmeden tedbir alalım. Etrafımızda uyarabildiklerimizi ikaz edelim, bile bile oruç tutmayanlarla ilişkilerimizi gözden geçirelim.Biz geçen sene dükkan işleten bir bayanı ikaz ettik. Göstere göstere oruç yiyordu dükkanının önünde. ‘Ramazan günü bu bir saygısızlıktır. Hastaysanız bile içerde kimse görmeden yeyin ne yiyecekseniz. Biz oruç tutmayan, inançlarımıza saygılı olmayan kimselerle alışveriş yapmayız.’ Dedik. Daha sonra o dükkan bereket bulamadı ve kısa bir süre sonra kapandı. Yanına abdesli namazlı bir kardeşimiz ayni dükkandan açtı, ne güzel işliyor. Mevlâ kazançlarını bol etsin inşaallah.
Ramazana sâhip çıkmak bize düşüyor elbette. Gerçi bu dînin sâhibi var muhakkak. Fakat bizim de görevlerimiz var bu yüce dîni korumak adına. Ramazan sâdece oruç tutmaktan ibâret değil. Terâvihler var. Bu sene câmilerde terâvihlerin kılınmasında daha titiz davranılıyor. Jet imamlar sıklıkla söylendiği için azaldı.(Yinede var fakat az) Ancak terâvih namazına gençlerimiz pek gelmiyor. Câmi dönüşü bakıyorum internet kafeler dopdolu. Kıymetli anne ve babalar lütfen kendiniz geldiğiniz gibi küçüklerinizi getirin terâvih namazı kılmaya. Gelmeden önce câmilerde bulunma âdâbını öğretiniz. ‘Namaz çok uzun sonra bıkar.’ Veya ‘Uykusu geliyor.’ Ya da ‘Beni rahatsız ediyor.’ Gibi sebeplerle çocuklarınızı bu güzel alışkanlıktan mahrum bırakmayınız. Onları ne yapıp edip getirin. Hatta ufaktan ödüllendirin. Gençlerinizi internetin başından kaldırıp terâvih alışkanlığı kazandırmak için uğraşın, didinin lütfen. İbâdete bilhassa gençlerin yaklaşması lâzım. Yoksa nefisler nasıl dizginlenecek. Aman gayret. Şimdiden başarılar diliyorum.
Hayırla kalın. Dua ile… 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.