On bir ayın sultanı Ramazan-ı şerif, senede bir defa geliyor, ama geride kalan on bir ayın bereketlenmesine, insanlığın bedenen, zihnen dinlenmesine; ahlâken, amelen ve ruhen yükselmesine sebep oluyor. Sevgili Peygamberimizin: “ Bu ayda şeytan zincire vurulur.” , “ Oruç, her türlü kötülüğe kalkandır.” ifadeleri, insanlardaki güven duygusunu artırıyor ve toplumda huzur ortamı oluşturuyor. İnsanlardaki yokluk korkusu ve aç kalma endişesi ortadan kalkıyor, ümitler parlıyor, gönüller ve diller zikre yöneliyor. Toplumu oluşturan insanlar, birbirlerine sevgi ile bakar ve saygı ile muamele eder hale geliyorlar. Oruçla nefsini terbiye eden bir kimse, komşusu aç iken evinde tok olarak yatamıyor.
Bu gün, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azâbından kurtuluş olan Ramazan Ayından sonraki beşinci gün. Bu günler, Ramazan ayına yakın olduğu için mü’minlerin gönüllerinde ve davranışlarında ayrı bir yer tutar ve değer ifade eder.
Ramazan ayını sağlıklı ve şuurlu olarak tamamladığımız zaman, bir aylık üzerimize farz kılınan orucu tutmuş ve sünnet olan Teravih Namazını da kılmış oluyoruz. Biz, bu yüce görevi, faziletine inanarak, ecrini umarak ve ahiret mükâfatını bekleyerek ifa ettik. Allah-ü Teâlâ’nın bir kutsi hadîste: “ Adem oğlunun her ameli kendisi içindir. Yalnız oruç müstesnâ. O benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim.” müjdesini unutmadan.
Bildiklerimizin ve yaşadıklarımızın yanında, eğer Ramazan ayında tecelli eden güzellikleri ve nimetleri eksiksiz görebilmiş olsak, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ve niyaz ederdik. Gönlümüz ve irademiz, Ramazan Ayından ayrı kalmaya rıza göstermezdi.
Bu mübârek zaman dilimine gıpta etmekle ve özen göstermekle beraber, Ramazan ayının dışında kalan zamanın da, Ramazan ayı gibi geçmesini sağlamak bizim elimizde ve bir bakıma da görevimizdir. Ramazan ayında orucun tesiriyle ve gecelerin iklim ve ibâdet serinliğiyle kazandığımız güzel âdet ve alışkanlıkları, Ramazan sonunda da devam ettirirsek aynı iklimi yaşamış ve sosyal huzuru yakalamış oluruz.
Ramazan ayından henüz uzaklaşmamış bulunduğumuz şu günlerde bu hususu ciddî olarak düşünmemiz, ilerde bu ayın iyiliklerine nasıl karşılık vereceğimizin hesabını iyi yapmamız gerekir gibi geliyor bana. Biz Ramazan ayına bu sene de çok şey borçluyuz, bakalım bu borcumuzu nasıl ve ne zaman öderiz?
Her şeyden önce ibâdet ve güzel ahlâkın Ramazan ayına mahsus olmadığını düşünerek diğer günlerimizi de ibâdetle geçirmeliyiz ve güzel ahlâk sahibi olmalıyız. Ramazan ayındaki kadar yoğun olmasa bile, az da olsa ibâdete devamı usul ve görev kabul ederek, günlük ibâdetlerimizi mutlaka yapmalıyız. Câmilere ve cemaata olan ilgi, çevreye olan yaygın sevgi Ramazan ayından sonra da devam etmeli ve devam ettirilmeli.
Ramazan boyunca başta TRT olmak üzere televizyonlardaki iftar ve sahur programları eskilerine nazaran daha güzeldi. İçeriği değişmemekle beraber diğer programların şovmen ve sunucularının zaman zaman da olsa, Ramazan ayında olduğumuz için böyle oldu, gibi saygı ifade eden tavırlar sergilemeleri, giyimlerine ve sahne düzenlerine biraz dikkat etmeleri hoştu. Bakalım aynı dikkat ve saygıyı Ramazan ayının dışında da Müslüman kesime karşı devam ettirebilecekler mi?
Bazı hayır ve eğitim kurumları yurt içinde ve yurt dışında Ramazan ayının insanî ve vicdanî cephesini çok güzel ortaya koydular. Kısa kısa da olsa bereket kervanlarıyla soydaşlarımızın yaşadıkları ülkelerden bize zevkli anlar yaşattılar. Fakir aileler, öğrenciler, yatalak hastalar ve sakatlar sevindirildi. Ramazan sevincinin onlara da ulaşması sağlandı. İnşallah bu yardım ve iyilik kervanları Ramazandan sonra da devam eder.
Ramazan ayı yılda bir defa geliyor, ama onun da ilmini, hikmetini, ilhamını ve manevi gücünü aldığı ve kullandığı Kur’an-ı Kerim her zaman bizimle beraber. Bu ayda olduğu gibi her zaman gönlümüzü aydınlatmaya, kalbimizi yumuşatmaya, nefsimizi disiplin altına almaya rehberlik yapıyor. Diğer günlerde; “ Eyvah, Ramazan ayı bizi bırakıp gitti.” diye hayıflanma ve üzülme yerine Kur’an-ı Kerime yönelirsek ve Kur’an-ı Kerimle amel edersek, câmilerde okunan mukabeleyi dinlemek suretiyle değil de kendimiz okuyarak gönül ve amel bağı kurarsak o zaman her anımız sanki birer Ramazan ayıymış gibi olur.
Haydin hep beraber Ramazansız günleri Ramazan günleriymiş gibi yaşamaya veya güzel amellerimizle o günleri Ramazan günleri mertebesine yükseltmeye ve derecesine çıkartmaya...