Hep öyle söylüyorlar ve yazıyorlar. Şairler, mısralarına onunla başlıyorlar. Hikâyeciler, hikâyelerini onunla süslüyorlar. Romancılar, roman kahramanlarının dinî düşünce ve ahlâkını onunla şekillendiriyorlar.
Masallarda onun geçtiği yerde şeytan bulunmuyor, cin ve periden eser görülmüyor. Bestekârlar, İlâhi ve kasideleri onunla dinlenir hale getiriyorlar. Radyo ve televizyonlar, Ramazan programlarını ilginç hale getirebilmek için ondan yararlanıyorlar. Gazeteler, dinî eklerinde ana başlık olarak onu kullanıyorlar. Biz de bütün bunları gıpta ve takdirle izleyerek şöyle ifade edelim: yukarıdaki hamasi cümlelerde yeri boş bırakılan veya bırakılan boşlukları dolduracak olan on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif.
Sultan denince akla beyaz atın üzerinde kılıç kuşanmış bir yiğit, devletler, imparatorluklar, medeniyetler, ülkeler, fethedilmiş topraklar ve hükümranlık gelir. Bunların hepsi de netice itibariyle zamanla ve insanla ilgili şeyler değil mi? Zamanı kullanmayı ve değerlendirmeyi bilen insan (sultan) olmasaydı, bunların hiç birisi olmazdı. İşte bütün bu kavramları da içine alan, her türlü müspet gelişmeyi varlığında yaşatan ve onların da tarih vitrinine girmelerini sağlayan zamanın sultanı Ramazan-ı Şeriftir
On bir ayın (on bir ayların) sultanı Ramazan-ı Şerife, on bir aylık bir bekleyişten sonra bu yıl da kavuştuk. Bu bekleyişler ve kavuşmalar gökyüzünde yıldızlar yok oluncaya kadar devam edecek. Bizim için önemli olan bu bekleyenlerin ve kavuşanların arasında olabilmek. Kavuşturana şükür ve bizi Ramazan ayında oruç tutabilecek niyet, sıhhat ve afiyette kılana hamdolsun.
Ramazan-ı Şerif yalnız zamanımızın sultanı değil. Kültürümüzün de sultanı. Arap edebiyat ve belâgatının aciz kaldığı, meşhur eserleriyle ve çalışmalarıyla dünya kültürünü yücelten ve şekillendiren büyük ediplerin ve düşünürlerin o söz konusu olunca sessiz kaldıkları Kur’an-ı Kerim, bu ayda nazil olmuştur. Kültürün temel unsurlarından birisi; Hıra Mağarasından Ramazan ayında yükselen “Oku” ilâhî emridir.
Kültürümüzde önemli bir yer tutan Ramazannameler, ilâhiler ve kasideler, mersiyeler, gazeller, şarkılar türküler mü’min ve mütedeyyin kimselerle Ramazan-ı Şerif arasındaki bağı, aşkı, sevgi ve saygıyı anlatır. Eğer böyle bir bağ ve bağlılık olmasaydı, o derin ve zengin kültür oluşmasaydı bütün bunlar düşünce dünyamızı aydınlatma gücüne ulaşır mıydı?
Bu yazıyı tatlı ve renkli bir iftar vaktini takiben Ramazan hilâlinin pırıl pırıl aydınlığında yazıyorum. İfade edilebilmesi zor konulara değinme cesaretini biraz da bu tablodan alıyorum. Gökyüzünde Ramazan hilâlini görünce sanki onu benim için doğmuş gibi hissettim. Benim için, iyi tanımadığım ve bilmediğim âlemden neler getirdiğini ve ne gibi müjdeli mesajlar taşıdığını da merak ettim.
Ramazan hilâli de Ramazan-ı Şerif gibi altı günlük. Bizim balkondan öyle görünüyor. Peygamber Efendimiz: “Ayı görün oruç tutun, ayı görün bayram yapın.” (Riyazü’s-Salihin, Cilt; 2, Sayfa; 490, Hadis; 1226) buyurmuş. Biz de toplum hattâ İslâm âlemi olarak ayı gördük oruca başladık ve yeni ayı görünce de bayram yapacağız. İslâm âlemi de asırlardır bizim gibi yapıyor. Suudi Arabistan İslâm âleminin müşterek tutum ve tavrına rağmen bazen Ramazana bir gün önce veya bir gün sonra başlayabiliyor. Gönül ister ki 4,5 milyar insanın bizi izlediği ve büyük sosyal olayları takip ettiği dünyada ibadetlerimizde birlik sağlansın.
Ramazan hilâlinin şu anda gökyüzündeki hali, Ramazan ayının rahmet ve bereket günlerine uygun. İleriki günlerde yuvarlaklığı, parlaklığı ve bizim semada (görüşümüze giren alan) kalış süresi uzayacak. Biz de o zaman doya doya seyrederek parlaklığının ve temizliğinin gönlümüze akışını sağlamaya çalışacağız. Ramazan ayının son on gününde Ramazan Hilâli, mü’minlere gök yüzünden bütün parlaklığı ile büyüyerek Cehennemden kurtuluş müjdesini verecek. Ramazan Hilâli Kadir gecesine mi hazırlık yapıyor ne. Belki de bizi, evlerimize kadar uzanan mehtapla Kadir gecesine hazırlamak istiyor.
Ramazan hilâli şu günlerde gökyüzünde görünmenin ve mü’minleri toplu halde oruca başlatmış olmanın heyecanını yaşıyor. Yanlış bir iş yapmadığının ve Rabbine itaat ettiğinin mutlaka farkında ve şuurunda. Gök yüzündeki yay şeklindeki parlaklığın Ramazan hilâli olduğu o kadar açık ki, oruç tutuyormuş tutmuyormuş farkı gözetmeden ışığını her yere ve her canlıya eşit derecede ve güçte ulaştırıyor. Ramazan ayı da öyle değil mi? Allah’ın Rahman sıfatına uygun olarak oruç tutup tutmadıklarına bakmadan herkese ve her yere rahmet saçıyor, nimet dağıtıyor. Ramazan ayının getirdiği canlılıktan, sağladığı bereketten oruca bakışı ve yaklaşımı ne olursa olsun her insan faydalanıyor.
Ne mutlu Ramazan-ı Şerifin kadrini kıymetini bilenlere ve on bir ayın saltanı olduğuna inananlara.
On bir ayın (on bir ayların) sultanı Ramazan-ı Şerife, on bir aylık bir bekleyişten sonra bu yıl da kavuştuk. Bu bekleyişler ve kavuşmalar gökyüzünde yıldızlar yok oluncaya kadar devam edecek. Bizim için önemli olan bu bekleyenlerin ve kavuşanların arasında olabilmek. Kavuşturana şükür ve bizi Ramazan ayında oruç tutabilecek niyet, sıhhat ve afiyette kılana hamdolsun.
Ramazan-ı Şerif yalnız zamanımızın sultanı değil. Kültürümüzün de sultanı. Arap edebiyat ve belâgatının aciz kaldığı, meşhur eserleriyle ve çalışmalarıyla dünya kültürünü yücelten ve şekillendiren büyük ediplerin ve düşünürlerin o söz konusu olunca sessiz kaldıkları Kur’an-ı Kerim, bu ayda nazil olmuştur. Kültürün temel unsurlarından birisi; Hıra Mağarasından Ramazan ayında yükselen “Oku” ilâhî emridir.
Kültürümüzde önemli bir yer tutan Ramazannameler, ilâhiler ve kasideler, mersiyeler, gazeller, şarkılar türküler mü’min ve mütedeyyin kimselerle Ramazan-ı Şerif arasındaki bağı, aşkı, sevgi ve saygıyı anlatır. Eğer böyle bir bağ ve bağlılık olmasaydı, o derin ve zengin kültür oluşmasaydı bütün bunlar düşünce dünyamızı aydınlatma gücüne ulaşır mıydı?
Bu yazıyı tatlı ve renkli bir iftar vaktini takiben Ramazan hilâlinin pırıl pırıl aydınlığında yazıyorum. İfade edilebilmesi zor konulara değinme cesaretini biraz da bu tablodan alıyorum. Gökyüzünde Ramazan hilâlini görünce sanki onu benim için doğmuş gibi hissettim. Benim için, iyi tanımadığım ve bilmediğim âlemden neler getirdiğini ve ne gibi müjdeli mesajlar taşıdığını da merak ettim.
Ramazan hilâli de Ramazan-ı Şerif gibi altı günlük. Bizim balkondan öyle görünüyor. Peygamber Efendimiz: “Ayı görün oruç tutun, ayı görün bayram yapın.” (Riyazü’s-Salihin, Cilt; 2, Sayfa; 490, Hadis; 1226) buyurmuş. Biz de toplum hattâ İslâm âlemi olarak ayı gördük oruca başladık ve yeni ayı görünce de bayram yapacağız. İslâm âlemi de asırlardır bizim gibi yapıyor. Suudi Arabistan İslâm âleminin müşterek tutum ve tavrına rağmen bazen Ramazana bir gün önce veya bir gün sonra başlayabiliyor. Gönül ister ki 4,5 milyar insanın bizi izlediği ve büyük sosyal olayları takip ettiği dünyada ibadetlerimizde birlik sağlansın.
Ramazan hilâlinin şu anda gökyüzündeki hali, Ramazan ayının rahmet ve bereket günlerine uygun. İleriki günlerde yuvarlaklığı, parlaklığı ve bizim semada (görüşümüze giren alan) kalış süresi uzayacak. Biz de o zaman doya doya seyrederek parlaklığının ve temizliğinin gönlümüze akışını sağlamaya çalışacağız. Ramazan ayının son on gününde Ramazan Hilâli, mü’minlere gök yüzünden bütün parlaklığı ile büyüyerek Cehennemden kurtuluş müjdesini verecek. Ramazan Hilâli Kadir gecesine mi hazırlık yapıyor ne. Belki de bizi, evlerimize kadar uzanan mehtapla Kadir gecesine hazırlamak istiyor.
Ramazan hilâli şu günlerde gökyüzünde görünmenin ve mü’minleri toplu halde oruca başlatmış olmanın heyecanını yaşıyor. Yanlış bir iş yapmadığının ve Rabbine itaat ettiğinin mutlaka farkında ve şuurunda. Gök yüzündeki yay şeklindeki parlaklığın Ramazan hilâli olduğu o kadar açık ki, oruç tutuyormuş tutmuyormuş farkı gözetmeden ışığını her yere ve her canlıya eşit derecede ve güçte ulaştırıyor. Ramazan ayı da öyle değil mi? Allah’ın Rahman sıfatına uygun olarak oruç tutup tutmadıklarına bakmadan herkese ve her yere rahmet saçıyor, nimet dağıtıyor. Ramazan ayının getirdiği canlılıktan, sağladığı bereketten oruca bakışı ve yaklaşımı ne olursa olsun her insan faydalanıyor.
Ne mutlu Ramazan-ı Şerifin kadrini kıymetini bilenlere ve on bir ayın saltanı olduğuna inananlara.