Müslümanlar olarak, Ramazan medeniyetimiz başladı çok şükür.
11 aylık yoldan gelen kutlu yolcu gelince, kenarda köşede fırsat kollayan Ramazan fırsatçıları diyebileceğimiz Ramazan uzmanları(!) da, sahne almış oldular.
Geçen seneki zırvaları yetmemiş gibi, bu yıl da Oruç tutan, Teravih Namazı kılan, Sahur yapan, Zekât veren insanların oruçları, sahurları, iftarları ve Teravihleri ile ilgili ne yemeleri, ne içmeleri ile ne yapmaları gerektiği ile oruç ibadetinin zamanlaması hakkında uzmanlıklarını(!) ortaya dökmeye başladılar.
Ramazan ayında sabrı öğrenebilmek için ne yapmamızı veya yapmamamızı öğütleyenler, hak ve adalet duygumuzu ibadetlerin verdiği derinlikle yeniden hâkim kılmamızı isteyenler nedense bir türlü kendileri Ramazan ayını, sabrı ve adaleti öğrenemediklerini ispat edercesine kör ve sağırlaşarak Müslümanların zihinlerini daha da sağırlaştırmak istemektedirler.
Yine Ramazan ayında Hayat kitabımız Kuranı Kerimi neden ve nasıl okumamız gerektiğine dair yüzlerce gerçek ve sahih Hadisi Şerif ile ilgili bilgi elimizde iken uyduruk parantezli ya da Ayeti Kerimelerde olmayan kelimeler varmış gibi değerlendirerek yazılmış mealleri okumamızı istiyorlar.
Ramazan Ayından hep bir sabır mevsimi olarak bahsedilir.
Oruç gündeme geldiğinde dünyevi zevk ve lezzetlerinden vazgeçmek, nefsi dizginlemekle, nefsi arındırırken bedeni dinlendirmekten bahsedilmesine rağmen akşam olup iftar vakti gelince kuş sütünün eksik olmadığı lüks yemek ayinleri sadece yapmak değil sosyal medya vitrininde yayınlama telaşı başlar.
Ramazan ayını Osmanlının son dönemlerinden kalan haliyle bir sofra donatma kültürüne indirgeme olarak görmek veya göstermek, Oruç ibadetinin gayesini yok saymakla eşdeğer bir tıkınma histerisidir.
Söze geldiğinde herkes Ramazan Ayını Kuran ayı, Kuranı Kerimi ise hayat kitabımız olarak tarif etmekten geri durmaz. Ama yemeğe verilen değer ve yemek için harcanan zaman Kuranı Kerim içi asla verilmez.
Müslümanlar için manevi güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı müminler için bir rahmet ve mağfiret mevsimidir. Bu kıymetli zaman diliminde her zamankinden daha farklı olarak ibadet ve iyiliklerle değerlendirenler Hz. Rasulullah’ın(sav) müjdesine nail olur ve ebedi kurtuluş mekânı olan cennete kavuşur.
Bu sebepledir ki Ramazan Ayı Allah’ın(cc) rızasını kazanma mevsimidir.. Ramazanın her anı böyle bir kazancı sağlayıcı niteliktedir. Oruçlar, beş vakit namazlar, teravihler, dualar, zikir ve tespihler, iftarlar, sahurlar, fitreler, sadakalar hepsi Müslümanları ebedi nimet ve mutluluklara eriştirme aracıdır.
Bunlar yanında bir Müslümanların medya gerçeği var maalesef.
Kamuoyunu sürekli meşgul edebilmek için günün mana ve önemine uygun malzeme üretme gayretkeşliğinden hiç vazgeçmeyen medya var.
Bu Ramazanda da Oruç, Namaz ve Zekât ile ilgili olarak her meseleyi orasından burasından çekiştirerek bir magazin bulamacına çevirmek alışkanlığından vazgeçmeyen medya.
Her konuda olduğu gibi dinin inançlarıyla ilgili düşüncelerini ucuz magazin gündemine feda eden Müslümanlar hallerini değiştirmedikçe Cenabı Allah(cc) onların halini değiştirmeyecektir.
FARKINDA MIYIZ?
"Hoş geldin On bir ayın sultanı" diyerek karşıladığımız Ramazan Ayı Müslümanlar için "Hakk'ın bize ihsanısın / Hem ayların sultanısın / Sen bir saadet kanısın / Ey mah-ı sultan olarak hayatlarında silinmez damgalar oluşturur.
Ramazan Ayından beklenen amacın gerçekleşmesi için elbette dikkat edilmesi gereken şeyler vardır.
Oruç bir arınma vesilesi ise, kâmil anlamda oruç için bütün organların katılımı gerekir.
Bu Ramazanımızın geçmişteki Ramazanlardan çok farklı olarak Risalet ve hilafet dönemlerindeki Ramazanlar gibi olması temennisiyle Ramazanımız Mübarek olsun.