“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan’ı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm, 6)
Ramazan Ayı rahmetiyle, esenliğiyle ve tüm o güzelliğiyle gelerek ruhumuzu, gönlümüzü ve bedenimizi şenlendirdi. Rahmetiyle, mağfiretiyle, bereketiyle tüm hanemizi sardı. Diyanet İşleri Başkanlığımız ise farkındalık oluşturmak için her yıl olduğu gibi bu sene de bir tema belirledi. “Ramazan, Cami ve Hayat” olarak belirlenen temamız çerçevesinde biz de yazımızı şekillendirmiş olalım.
Ruhumuz, gönül dünyamız çağımızın getirmiş olduğu tüm o koşuşturma ve keşmekeşliğin içerisinde savrulmakta, günlük telaşların içerisinde yorulan insan ise Ramazan ayının gelmesiyle adeta iç dünyasına dönerek özünü bulmakta, gönülleri inşirah sarmaktadır. Bedeni sabra taşıyan oruç, kalbi şükre davet etmekte, mide boşalırken insan ruhunun dolduğunu hissetmektedir. Bağışlanmanın da adı olan Ramazan ayını Peygamber Efendimiz : (sav) “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan’ı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm, 6) demek suretiyle günahlardan arınmaya bir vesile olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.
Ramazan, Cami ve Hayat teması ise bizlere caminin canlı bir mekân olduğunu, aslında hayatın tam da merkezinde yer aldığını ifade etmektedir. Şehirlerin kalbi olan camiler Ramazan gelince ayrı bir neşeye bürünmekte, kandilleriyle, mahyalardan yansıyan ruha dokunan cümleleriyle, cami etrafında düzenlenen iftar programlarıyla, teravihlerde kılınan namazlarıyla insanın camiyle kurduğu bağ daha da kuvvetlenmektedir. Nasıl ki inananlar için hayat, ilk Mescid Kabe’nin, Mescid-i Nebevi’nin ve Kudüs’ün etrafında şekillenmişse, bizim için de hayat cami merkezli şekillenmelidir. Ramazan vesilesiyle insanın camiyle kurduğu bağ sayesinde hayatın tüm alanlarına ışık tutacaktır. Birliğimize vesile yine camilerimizdir. Ramazanı tam anlamıyla yaşamak isteyen gönül, camiyi, mukabeleyi, teravihi, itikâfı arar. Mukabelede, Kur’an-ı Kerim’i "Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin." (A’raf, 7/204) bilinciyle dinler. Camiye girdiğinde içi huzur dolar. Gönlü ferahlar. “Kulun, Rabbine en yakın olduğu an, secde ânıdır.” (Ebû Dâvûd, Salât, 147, 148) sözüyle ruhun Rabbiyle buluştuğu secde makamında zirveye ulaşır. Acizliğini anlar. “Mescitler yalnız Allah’ındır. O halde Allah’ın yanına katarak hiçbir kimseye kulluk etmeyin.” (Cin, 72/18) şuuruyla hareket eder.
Ramazan’da Cami; Cami de hayat aslında bizlere şunu fısıldar: “Hayat zamanını boşa yere tüketmek değil, anlamak, idrak etmek, paylaşmak, güzelleştirmek ve en güzel şekilde kulluk yapabilmektir. Camiye adımlarımız hiç gitmediyse Ramazan vesilesiyle bu adımı atalım. Çünkü Camiye atılan her adım bizi Rabbimize daha da yakın etmenin, kulluğumuzu kemale erdirmenin adımıdır.
Selam, dua ve muhabbetlerimle…