Prof. Karpuz ve Mimar Işıkın Hassasiyeti!

.
İl Millî Eğitim Müdürü Halil Şahin, durup durup ortaya birşeyler atıyor. Konyalı olanlar bilir. Böylesine “Cevahir yumurtlamak”, yâni sözlük anlamıyla “Saçma sapan şeyler söylemek” denir. 24 Eylül 2009 Perşembe günkü gazetemizde genç muhabirimiz Hasan Ayhan’ın “Müze-i Hümayun taşınmasın” başlığı ile Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Karpuz ve Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı Serdar Işık’ın sözlerini yansıtan bir haber çıktı. Bahsi geçen haberde Karpuz ve Işık, 1901 yılında Konya Valisi Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa tarafından Sultanî (Önce lise, sonra ortaokul) ile birlikte bahçesine yaptırılan “Müze-i Hümayun” un restorasyon amacıyla yıkılarak okulun başka bir yere taşınmasına karşı çıktıkları belirtiliyordu.

1931’de Lise’nin şimdiki binasına taşınmasıyla ortaokul hâline getirilen, benim de öğrenim gördüğüm bu bina 1950-1952 arasında “Karma Ortaokul” adıyla şehrin tek ortaokulu olarak faaliyet gösteriyordu ve Okul Müdürü İsmail Oğuz Çörüş’ün lojmanı idi. Bu nedenle bina bugünkü gibi bakımsız, yıkılmaya yüz tutmuş hâlde değildi. Müdürümüz, sahibi olduğu Machles marka sepetli motosikleti ile Lisede öğretmen olan eşini sabah götürür, akşam getirirdi. 1925 yılında çıkarılan “Tekke ve Zaviyelerle ilgili kanun” la kapatılan Mevlânâ Dergâhı’nın 1926’da “Âsır-ı Atîka Müzesi” adıyla açılması üzerine okul bahçesindeki “Müze-i Hümayun” boşaltılarak içerisindeki eşyalar buraya taşınıp, müdürlük lojmanı hâline getirilmişti. 108 yıllık bu tarihî bina bir süre daha müdür lojmanı olarak kullanıldıktan sonra boşaltılıp, âdeta kaderine terkedilerek günümüzde harap hâle geldi.

“Mevlânâ şehri Konya” nın geçmişini günümüze taşıyan her türlü eserin hassasiyetle korunması taraftarı olduğum için önce Prof. Dr. Karpuz ve Mimar Serdar Işık’ın görüşlerine katıldığımı belirtmek istiyorum. Konuyla ilgili birşeyler yazmak istememe rağmen, üst üste 2 seyahat yapmam ve dönüşte geçirdiğim gribal enfeksiyon nedeniyle buna imkân bulamadım. Şimdiye kadar yıkılıp yakılan onca eser yetmiyormuş gibi, bir yenisinin orijinalliğine de son verilmek isteniyor. Aldıkları İSO belgesiyle övünen İl Millî Eğitim Müdürü Halil Şahin, Millî Eğitim Bakanlığı’nın, mülkiyeti kendilerine ait olan binanın “Eğitim Müzesi” olarak restore edilmesi için gerekli ödeneği ayırmasının zor olduğunu, bu nedenle belediyenin restorasyon işini üstlenerek tarihi binayı okulun başka bir yerine taşıyacağını, böylece “Beşyol” olarak bilinen bölgede trafiğin rahatlayacağını ileri sürmüş. Konunun gündemden düşmemesi için Prof. Dr. Karpuz ve Mimar Işık’ın görüşlerini hatırlatmayı uygun buldum.

Prof. Dr. Haşim Karpuz, Müze-i Hümayun’un yerinden oynatılmasının doğru olmadığını belirterek, tarihî yapıların kamu yararı söz konusu olduğunda uygulanabileceğini, ancak Müze-i Hümayun’un taşınması için böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtip “Sebep gerçekçi değil. Çünkü müzenin olduğu yer trafiği engelleyecek durumda değil. Aynı konu 1991 yılında Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun önüne de geldi. Fakat müzenin taşınmasını uygun görmedik” diyerek, şunları ekliyor:

“Binanın tarihi büyük önem taşıyor. Binanın sıvalarının dökülmesi, dış duvarlarının çatlaması, kapı ve pencerelerin paslanması tabii ki tepkimizi çekiyor. Fakat bu durumun telâfisi binanın yerinden oynatılması değil, onarımının orijinal yerinde yapılarak, tekrar müze hâline getirilmesidir.”

Müzenin taşınmasıyla yetkililerin ne kazanacağını sorarak, bunu anlamanın hiçbir gerekçesinin olmadığını ifade ile müzenin tarihî geçmişine dikkat çeken Mimar Serdar Işık da “Zamanında müze olarak yapılan tarihî binayı yerinden oynatmak son derece yanlıştır. Oynatılması için hiçbir gerekçe olamaz. ‘Müze taşınınca trafik rahatlayacak’ diyorlar. Yok böyle bir şey, Hiçbir gerekçe bulamayınca işi en kolay konu olan trafik sorununa atıyorlar. Bu cevap kaçamak yapmaktan başka bir şey değildir. Onun için yetkililerin bu yanlıştan vazgeçmeleri gerekmektedir” şeklinde görüş bildiriyor.

Bilindiği gibi, Mimarlar Odası Başkanı Serdar Işık, bir süre önce yaptığı açıklamada, 1949 yılında Vali Şefik Refik Soyer zamanında yapımına başlanıp, Vali Kemal Hadımlı zamanında kapalı tribün inşasıyla 1952 yılında açılışı yapılan Konya Şehir Stadyumu’nun da taç kapısıyla eşsiz bir mimarî örneği olduğunu işaret ederek “Taşınmaz kültür varlığı” kapsamına alınması gerektiğini bildirmişti. Işık, bir süre önceki görüşmemizde konuyu “Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu”nun gündeminde yer alması için teklif yaptıklarını kaydetmişti.

Bilmeyenler için hatırlatmak istiyorum: 1920’li yıllarda şehrimizde Kolordu Komutanı olarak görev yapan Fahrettin Altay Paşa’nın ricası üzerine şehrin önde gelen eşrafından merhum “Doruğun Şükrü Efendi”nin, altı Askerlik Şubesi, üst katı askerî revir olarak inşa ettirdiği, yakın zamana kadar “Lise reviri” olan bina da bilindiği gibi geçtiğimiz yıllarda yıkılarak yerine şimdiki İl Millî Eğitim Müdürlüğü yapılmıştı. Bu nedenle, mevcutları yıkmak herhalde Halil Şahin için alışkanlık hâline gelmiş olmalı.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri