Popüler kültüre yenik düşürdüler

Semânın; düğün, kongre ve AVM'lerde özünden koparılarak, kayıttan çalınan ney eşliğinde ortaya konan belli başlı figürlerden ibaret olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ahmet Tarhan, “Yanlışlar, Mevleviliği maalesef popüler kültürü besleyen bir araca dönüştürdü”

Yüzyıllar boyunca Mevlevilik kültürünün en önemli tanımlayıcılarından biri olan “Semâ” özünden koparılarak, bir hiç uğruna popüler kültürün bir unsuru haline getiriliyor. Son yıllarda içkili otellerde, turistik yerlerde, restoranlarda, AVM'lerde ve hatta düğünlerde dahi yapılan sema gösterileri Hz. Mevlâna'nın değerlerine ve Mevleviliğe büyük ölçüde zarar veriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yayınladığı 2 genelgeyle semânın uygunsuz yerlerde ve likayâtsız kişiler tarafından yapılmasının yasaklanmasına rağmen, semâ ve Mevlevilik kültürü üzerinden rant elde etmeye yönelik faaliyetler sürekliliğini koruyor. Birileri semâ bahanesiyle yapılan uygunsuz etkinlikler üzerinden ciddi anlamda kazanç elde ederken, birileri de Hz. Mevlâna üzerinden tasarladığı figürlü eşyalar ve ürünlerle kendisine rant kapısını aralıyor. Mevlevilik geleneği ve semânın artık art niyetli kişilerin kazanç kapısı haline gelmesi rahatsızlık veriyor.

SEMÂ RİTÜELİNDEN KOPARILIYOR

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Tarhan, Semâ’nın özellikle son dönemlerde aslına hiç de uygun olmayan mekânlarda ve şekillerde yapıldığını dile getirdi. Kendi ritüellerinden koparılarak, sadece birkaç figürünün pek de uygun olmayan ortamlarda semâ olarak sunulmasına dikkat çeken Tarhan, “Bir Semazenin Feryadı başlıklı yazıda Hz. Mevlâna’nın ticari amaçlarla kullanıldığına ve semânın da özüne uygun olmayan biçimde icra edildiğine ilişkin değerlendirmelere yer verildiğini” ifade etti.

“Bir Semazenin Feryadı” başlıklı yazıdaki örneklerden de bahseden Tarhan, ilgili yazıda bu konuyla ilgili olarak şunların dile getirildiğini belirtti: “Hz. Mevlâna, Mevlevilik ve semâ’ ile alakalı yaklaşık yirmiye yakın yeni eser çarptı gözüme. Bir yerde topluca sergileniyorlardı. Maalesef aralarında ciddi olan üç beş eserin haricinde hiçbir şey yoktu. Mesnevî’den üç beş hikâye, biraz rubai, derleme birkaç beyit, al sana bir Mevlâna kitabı. Böyle yüzlerce kitap var piyasada. Ne yazık ki müzik dünyasında da aynı keşmekeşlik yaşanıyor. Üzerine semazen resmi iliştirilmiş birçok CD, DVD var piyasada. Tamamen ticari amaçlı şirket çalışmaları bunlar. Ne bilimsel, ne kültürel ne de sosyal amacı olmayan çalışmalar. Mevlâna, Mevlevilik ve semâ’ gösterileri, günümüzde ciddi anlamda hazır pazarı olan konular. Şekerinden berberine, lokantasından halıcısına, ayakkabıcısından kitapçısına, yemeğinden tatlısına her şey Mevlâna. Özellikle Hz. Mevlâna’nın Konya’da olması münasebetiyle bazı şeylerin iyice çığırından çıkmış olduğunu görüyoruz. Davetli olarak gittiğim bir lokantada ikram edilen yemeklerin altına servis peçetesi olarak üzerinde semâ’ eden dervişlerin fotoğraflarının bulunduğu bir peçete serildi ve bütün ikram onların üzerinde yapıldı. Ne de olsa O her şey oluyordu: İskambil kağıdı, kibrit kutusu, şekeri ve hamamı. Kıyma ile peynirin karışımından yapılan pideye de Mevlâna deniliyor her nedense. Sadece ismi ve resimleri bile çok ciddi bir pazar hâline gelen Mevlâna, Mevlevilik ve semâ’ın dönen dervişleri, musikisi ve gönüllere tesiri ile artık tüm dünya pazarlarına çıkmasının önünde hiçbir engel yoktur. Eskiye nazaran durum daha iyi olsa da hâlâ bu gibi sıkıntılar yaşanıyor ve bu gidişle de yaşanacağa benziyor. Kavun karpuz festivali, kongre, sempozyum, sünnet düğünü, market açılışı, fuar organizasyonu akşam yemeği aperatifi olarak lokantalarda ya da alternatif turizmin havuz başı animasyonlarında, ramazan ayının vazgeçilmez sofralarında, özel haftalar ve günlerin herhangi birinde, herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda hatta içkili lüks turistik barlarda bile- gerçi semâ’ yapılırken içki servisi yapılmıyormuş ama –hâlet-i ruhaniyetinize, meşrebinize göre her yerde, her zaman ve her şekilde ve de her formatta semâ’ gösterisi izlemeniz mümkün. Ama Mevlevi ayini şerifi ile şerefyâb olmanız çok zor.”

AYİN OLMAKTAN ÇIKIP TÜKETİM UNSURU OLUYOR!

“Yukarıdaki bu tespitler Mevlâna’nın ve semâ’ın Mevleviliğin bir ayini olmaktan çıkarılıp, nasıl bir tüketim kültürü unsuru hâline dönüştürülerek, kitle kültürünün bir metası olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır” diyen Tarhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İşte söz konusu görüşlerden hareketle Mevlevilik ve onun temel ritüeli ile uzantısı olan semânın yüksek kültür unsuru olarak doğduğunu ve belli bir eğitim seviyesindeki kitlenin sahip çıktığı bir kültürel varlık olduğunu; fakat zamanla bağlamından koparılarak kitle kültürünü ve dolayısıyla popüler kültürü besleyen bir araç hâline dönüştüğü görülmektedir. Mevlâna’nın insanlığa ışık tutan evrensel mesajlarının ve semâ gösterilerinin aslına uygun olarak tüm dünyaya aktarılması ile bunun bir tüketim metası olmaktan kurtarılması yönünde Mevlevi Sema ayini UNESCO tarafından 2005 yılında İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirasına ait bir Başyapıt olarak ilan edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, Mevlâna’nın öğretisinin özgün ve sembolik bir ifadesi olan Sema Ayini, İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası listesine alınmıştır. 2007 yılında ise, Mevlâna’nın 800. doğum yıldönümü kapsamında 'Dünya Mevlâna Yılı' olarak ilan edilmiştir. Bu süreçte Konya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü, üniversiteler, enstitüler ve bu konuya duyarlı sivil toplum kuruluşları, toplumun bilinçlendirilmesi adına azımsanmayacak çabalar ortaya koymuşlardı. Hala bu kurumlarımız söz konusu değerlerin hak ettikleri gibi anılmaları ve benimsenmeleri hususunda çaba göstermekte, yılın farklı aylarında organize edilen ve Aralık ayında da yoğunlaşan çeşitli etkinliklerle ve bilimsel konferanslarla bilinç oluşturulması yönünde adımlar atmaktadırlar.”

ŞEKİLCİLİKTEN ÖTEYE VARMAK GEREKİYOR

Tüm dünyada kabul gören bu eşsiz değerler manzumesinin kıymetinin bilinmesi ve bu konuda da herkesin üzerine düşen hassasiyeti göstermesi gerektiğini ifade eden Tarhan, “Hangi alanda faaliyet gösterirsek gösterelim bu değerleri koruma, yüceltme ve gelecek kuşaklara aslına uygun biçimde aktarma konusunda gerekli farkındalığı oluşturmalıyız” dedi. Tarhan, “Sosyal hayatımız, ticari faaliyetlerimiz ve bireylerle olan ilişkilerimizde de bu değerleri öğrenme, benimseme ve bu gönül iklimini koruma bilinciyle hareket etmemiz büyük önem taşımaktadır. 746. Vuslat Yıldönümü’nde Mevlânâ’nın evrensel mesajlarının ve toplumlara bıraktığı değeri paha biçilemez mirasının tüm insanlığı aydınlatması dileğiyle” şeklinde konuştu.

EMRE ÖZGÜL

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kültür Sanat Haberleri