Peygamberimizle İlgili Birkaç Mucize

.
Resûl-i Kibriya Hz. Muhammed’in (sav) miladî 571 yılında Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde dünyaya şereflendirdiği “Mevlid Kandili” adı verilen gece, İslâm âleminde olduğu gibi ülkemizde de büyük bir sevinçle kutlandı. Resûlullah’ın doğumunda birçok mucize meydana geldi. Resul-i Ekrem’in annesi Âmine’nin yanında bulunan 3 kadından Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa hatun, doğumdan sonra henüz güneş doğmadan odaya nûr dolduğunu gördüklerini ifade ederek, meydana gelen hâlleri anlatırken, “Ben, o gece Âmine hatunun yanında yardımcı olarak bulunuyordum. Muhammed aleyhisselâm doğar doğmaz dua ve niyaz ettiğini, gaibden (Yerhamüke Rabbüke) diye söylendiğini duydum. Sonra bir nur çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü” diyerek, şöyle devam etti: Ne zaman ki ona peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden ilk îman edenlerden biri de ben oldum”

Peygamberimizin (sav) dedesi Abdulmuttalip, Hz. Muhammed’in doğduğu sırada Kâbe’de Allah’a yalvarıp, dua etmekte iken müjde verdiler. Muhammed aleyhisselâmın dünyaya geldiği günde birçok hadiseler gören Abdulmuttalip, müjdeyi alınca çok sevinip, onu görmeye gitti ve “Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır” dedi. Âmine olan hadiseleri anlatarak, üç gün kimsenin göremeyeceğini söyledi ve Abdulmuttalip’in israr etmesi üzerine Âmine yerini söyledi, ancak Abdulmuttalip gittiği evin önünde yalınkılıç bekleyen birisini gördü. İçeri girmek isteyince, o zat Abdulmuttalibe “Geri dön, hiç kimse üç günden önce göremez. Zira bütün melekler onu ziyaret edecek. Bu ise üç gün sürer” cevabını verdi. Abdulmuttalip bu hâli Kureyş’e anlatmak istedi, fakat dili tutularak yedi gün hiçbir şey konuşamadı. Abdulmuttalip, böyle büyük bir mutluluğu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet vererek, ayrıca şehrin her mahallesinde deve kestirdi. Çocuğa hangi ismi koyduğunu soranlara “Muhammed” ismini verdiğini bildirdi. Neden atalarından birinin ismini vermediği sorusunu da “Allah’ın ve insanların O’nu methetmelerini, övmelerini istediğim için” cevabını verdi. Hz. Âmine de O’na “Ahmed” ismini koydu.

O devrin tanınmış kimseleri daha Peygamberimiz doğmadan önce rüyalar görmüş, rüyalarını tâbir ettirdikleri kâhinler ve meşhur âlimler Muhammed aleyhisselâmın geleceğini söylemişlerdir. Dedesi Abdulmuttalip, rüyasında semaya yükselmiş, yanında güneşin hafif kaldığı nûr saçan büyük bir ağaç gördüğünü ve bir ürpertiyle uyandığını, tâbir için gittiği kâhinin anlattıkları karşısında yüzünün değişip, benzinin sarararak “Senin sülbünden bir peygamber gelecek ve her tarafa mâlik olacak. İnsanlar O’nun dinine girecekler” diyerek, oğlu Ebû Talib’e dönerek onun da amcası olacağını söylediğini kaydetti.

Muhammed aleyhisselâm (sav) dünyaya geldiği gece bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi âlimleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu anladılar. Eshâb-ı Kirâmdan Hassan bin Sâbit şöyle anlatır: Ben sekiz yaşımda idim. Bir sabah yahudinin birisi ‘Hey Yahudiler’diye çığlık atıp, koşuyordu. Yahudiler ‘Ne var, niye yırtınıyorsun’ diyerek başına toplanınca da ‘Haberiniz olsun, Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyaya geldi’ diye bağırmaya devam etti.

Hz. Peygamberin dünyaya geldiği gece Kâbe’de bulunan putlar yüz üstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr “Kureyş’ten birisinin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer keserek şarap içerlerdi. Yine bir günde putun yanına varıp, yüzüstü yere yıkılmış bulunca kaldırdılar, yine kapandı. Bu hâl üç defa tekrarlanınca, etrafına iyice destek vererek diktikleri sırada ‘Bir kimse doğdu, her yer harekete geldi, ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalpleri titredi’ diye bir ses işittiler. Bu hadise Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu” dedi. Bu arada, Medayin şehrindeki İran Kisrâsı’nın (Sasanî hükümdarı) sarayının ondördüncü burcu yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anlamışlardı.

Yine o mutlu gecede Mecûsîlerin (Ateşe tapanların) bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi. O ateşin söndüğü tarihi not ettiler, Kisrâ’nın sarayının burcunun yıkıldığı geceye rastlıyordu. O devirde insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü yine o gece bir anda suyu çekilerek kuruyuverdi. Şam etrafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave nehri vadisi o gece su ile dolup taşarak akmaya başladı. Muhammet aleyhisselâmın doğuşundan itibaren şeytan artık Kureyş kâhinlerine hadiselerden haber veremez oldu, kehânet sona erdi. Daha sonra o zamana kadar görülmemiş bu hadiselerden başka birçok hadiseler vuku bulmuş, son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın doğduğuna işaret olmuştur.

O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevimizdir. O zaman sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz. Allah, sevgisini üstümüzden eksik etmesin. Amin.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri