PEYGAMBERI TANIMADAN DINI TANIMAK

Süleyman Küçük

Bizim milletimiz asırlarca Kuranı ve İslam’ı tanımadan önce tıpkı İslam’ın kurucu nesli Sahabe Efendilerimiz(ra) gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(sav)i tanıyarak, ittiba ederek, dini onun Sünneti seniyyesinden öğrenerek Müslümanlıklarını ifade etmişler ve daha sonra İslami hükümleri hayata geçirmişlerdir.

Bir insan Müslüman olarak bütün peygamberleri(as) Hz. Allah'ın(cc) dininin emir ve nehiylerini insanlara ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidayet elçileri olarak kabul etmekle yükümlüdür.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’i (sav) de, ümmetine Allah'ın(cc) dinini kendilerinden istenildiği şekilde yaşamaları için gerekli bilgileri uygulamalı olarak aktardığın kabul ederek takip edecektir.

Son yıllarda ise ben Kuranı sadece benim beğendiğim kişilerin yayımladığı meallerden okur öğrenirim diye güruhlar türedi.

Güruhlar diyorum çünkü kendi aralarındaki bölünmelerinin sayısı neredeyse onlarca olmaya başladı.

Hem de Hz. Peygamberin Sahih Sünnetinin Müslümanları böldüğü gibi sapıkça iddialarına rağmen.

Mealleri arasında insanı neredeyse dinin sınırları dışında bırakacak kadar fahiş hatalara rağmen sadece kendilerinin sahih İslam dinine sahip olduklarını iddia etmelerine rağmen.

Din Hz. Allah’ın(cc) dini ise, İslam Dinini Hz. Allah’ın(cc) koyduğu kurallar içinde yaşamak zorundayız.

Hem Müslümanım diyeceksin hem de Hz. Peygamberi(sav) lider, önder ve dinin öğreticisi olarak kabul etmeyeceksin.

Bu şaşkınlığı, misafirliğe gittiği evin kurallarına uymada gösterdiği titizliği, Allah’ın(cc) dinine ve Hz. Peygamberine(sav) göstermeyen şaşkınlar sürüsüne bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Sünnet takip edilen yol demek ise, Hz. Peygamberin(sav) sünnetin, takip etmeyen gafiller peşinde oldukları kişinin sünnetine uyuyorlar demektir.

Kuranı okuduklarını ve tanıdığını iddia edenler gerçekten Kuranı salim bir akıl ile okuduklarında da göreceklerdir ki Kuran ayetleri onları Hz. Muhammed(sav) i tanımaya ve kabule yönlendirecektir.

Kuranı okuyanlar ve bildiklerini iddia edenler ayetleri okudukça Hz. Peygamberin(sav) sahih Sünnetinin gürül gürül akarak gaflet deryasını yeşerten bir kutlu ırmak olduğunu ve o pınardan içtikleri oranda da dünya ve ahiret mutluğuna ulaşacaklarını göreceklerdir.

Dahası Kuranın Yönlendirmesi ile Hz. Peygamberimizi(sav) tanıyanlar, öncelikle kendilerini de tanımış olacaklar ve böylece son Peygambere(sav) ümmet olmanın şuurunu elde edeceklerdir.

Ya da Kuranı bilmek, tanımak ve anlamak adına Hz. Peygamberimizin(sav) Sahih Sünnetini ret edecekler ve Hadisi Şeriflerin Hz. Rasulullah’a(sav) ait olan sözler olup olmadığını tespit ederek onun(sav) söylemediği sözleri ayıklamak gibi ham bir hayal uğruna ömürlerini tüketeceklerdir.

Bu kökü çürük ve batıl düşüncenin sahipleri yüzyıllardır Müslümanları Kurandan ve İslam’dan uzaklaştırmak isteyen batılı eli kanlı katiller sürüsü olduğunun en büyük ispatı Sahih Sünneti ret edenlerin çevirilerini ve alıntılarını yaptıkları kitaplardır.

Mübarek Ramazan ayında bile Müslümanların inançlarına ve ibadetlerine sataşanların ağızlarındaki indirilen din kelimesi altında Kuranın örnek olarak gösterdiği Hz. Peygamber(sav) ve övülmüş Sahabelerinden(ra) başka her şey var, ama sadece Sahih İslam inancı yok.

Çünkü kimi indirilen din derken liberalizmi, kimi indirilen din derken sosyalizmi, kimi indirilen din derken batı ideolojilerinin oluşturmaya çalıştığı ırka dayalı devletçiliği, kimi laiklik denilen ucube düşünceyi, kimi de küreselcilerin mandacılığını araya sokuşturuveriyor.

Akla gelebilecek her türlü taguti düşünceyi indirilmiş din perdesiyle anlatmaya daha doğrusu dine sonradan kattıklarını yutturmaya çalışıyor ve din üzerinden para kazanıyorlar.

İşin en komik tarafı da, bunların neredeyse hepsinin birbirlerini dinsizlikle itham ediyor olmalarıdır.

Bir din o dini tebliğ eden Hz. Peygamber(sav) aradan çıkarılarak mealler üzerinden ifade edilmeye ve yaşanmaya çalışıldığında dinin yapısı, ruhu ve anlamı kaybedilmiş olunur.

Yapılan iş Kuranı Kerimde en çok bahsedilen lanetli kavim olan israil oğullarının kendi dinlerine yapıp ettikleri gibi ilahi hitaba başka manalar yüklemek suretiyle tahrif, tahrip, tağyir, tatil, tezyif olur.

Bir ara bunlardan kime soracak olursanız sorun size dinin insanlarda aradığı en önemli temel ölçünün de "Dürüstlük” olduğunu söyleyecektir.

Ama gelin görün ki indirilen dedikleri ve aslında tam anlamı işle uydurulan din olan, batı ile çağdaş ve modern dinlerinde kimse dürüst insanı sevmiyor.

Bu Sahih Sünneti ret eden bütün sapkın güruhların değişmeyen bir realitesidir.

Bu günün akıllı Müslümanlarına yakışan şey 1400 yıldan fazladır din tahripçilerinin yani Kuranı Kerimin hükümlerini heva ve heveslerine göre değiştirmek isteyenlerin önündeki yıkılmaz kale olan Sahih Sünnet ve Sahih Hadileri doğrultusunda bir hayat sürmektir.

FARKINDA MISINIZ?

Dini doğru anlamak isteyenler hayatlarında ölçü olarak Kuran ile sünneti birlikte almak zorundadırlar. 

Hz. Peygamberimizin(sav) Kuranı Kerim’in anlaşılması ve hayata geçirilmesi ile sözleri ve davranışları biz Müslümanlar için kesin delil ve bağlayıcı bir hüküm ifade eder.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.