Peygamberî Eğitim Metodu

Nurten Selma Çevikoğlu

Efendim birkaç yazıdır eğitim ile ilgili yazıyoruz. Bu son yazımız ama şimdilik tabi. İleriki günlerde gerektikçe yine yazacağız. Son yazımızda asrısaadette eğitim modeline değinmiştik, oradan devam etmek istiyoruz;

İnsanlığın Model Eğitimcisi Hz. Peygamber aleyhisselam’ın yaşadığı devirde de bugünkü gibi pek çok zorluklar vardı. O Mükemmel Eğitimci, eğitim işine Hazreti Kur’an ile başladı. Kur’an’da bahsedilenleri insanlara okudu, anlattı, öğretti. Ama bizzat anlattıklarını kendi hayâtına tatbik ederek, insanlara en kâmil model oldu. Asla söylediğinin aksini yapmadı. Mekke’de o en zorlu günlerde, ‘Dârul Erkam Okulu’ ile öğretime başladı. Medine’de de, ‘Suffa Okulu’ ile devam etti. Büyük-küçük ayırmadan, her yaştan insan, eğitim halkasına dâhildi. İnsanlara dünya ve içinde ebedi kalınacak âhiret yurdunda nasıl huzurlu yaşanılır?’ın yollarını gösterdi. Peygamber aleyhisselam, bu eğitim işine hayâtını koydu. Amcasına; ‘Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz ben bu işten vaz geçmem’ diyerek eğitim mücâdelesindeki kararlılığını bütün samimiyetiyle gösterdi. (Sîretu İbn Hişam, 1/266 / İbn Kesir, es-Sîretu’n-Nebeviye, 1/474) Asla pes etmedi.

Peygamber aleyhisselam ısrarla ve ihlasla sâdece Hak rızâsı için Hakk’ı ve hakikatleri anlattı. Yaptığı bu kutsi işten hiçbir karşılık beklemedi. ‘İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.’ (Buhârî, Meğâzi, 35) Sözüyle insanlara iyilik yapmanın önemini ortaya koydu. ‘Kendi için istediğini başkaları için de iste’ (Buhâri, İman 7) diyerek ‘bencilliği’ bitirdi. İnsan hak ve hukûkunu korumayı birinci plana aldı. Diğer canlıların hukûkuna da titizlendi. Çevre bilincini önemsedi. Bütün bunların yanı sıra kulluk şuurunu her dâim diri tutarak, müminlerin ibâdetlerini aksatmasını istemedi. Dünyâda ebedi saadeti yâni ahreti kazanmak adına bulunulduğu gerçeği unutulmamalıydı.

Âlemlerin Şâhı, O En Güzel Örnek ve Önder Model Hz. Muhammed aleyhissalâtu vesselam, kendi güzel ahlaklıydı, güzel ahlaklı nesiller yetiştirdi. Sözünün eriydi. Söylediklerini önce kendi yaşar, sonra anlatırdı. İnanan insanın en üstün, en dürüst, en çalışkan insan olduğunu hâliyle, kâliyle ispat etti. Öğrencilerinin de böyle olmasını istedi. Nitekim Rasulullah aleyhisselâm’ın arkadaşları, O’nun irtihâlinden sonra dünyânın dört bir yanına bu muhteşem ve mükemmel dinin hükümlerini götürerek, gerçek ilim ve irfan medeniyetinin yâni İslâm’ın öncüleri oldular. İlerleyen zamanlarda bu eşi bulunmaz hükümlerle nice dünyâya hükmeden devletler kuruldu.

O öyle bir eğitimciydi ki; ‘Sevmeyen ve sevilmeyen Müslüman’da hayır yoktur.’ (Ahmed Bin Hanbel, Müsned, 5/335) Diyerek sevgi ön parolasıyla, önce gönülleri fethetti. Bilindiği üzere; ‘asıl fetih, zihinlerden önce, kalpte başlar’ gerçeğinden hareket ederdi. Akla önem verir, ilimle, tatlı dille, ikna yoluyla, sabırla, duayla insanları irşâd ederdi. Dolayısıyla bugünkü eğitimcilerin O En Mükemmel Örnek Öğretmen’in hayâtını, eğitim metotlarını yeniden okuyup öğrenmeye, araştırmaya, keşfetmeye ihtiyaçları vardır. Zâten zâtı âlileri; ‘Ben muallim olarak gönderildim’ (Müslim, Talak 4) buyuruyorlar. Ahlak kimden öğrenilir? Pek tabî ki, O En Güzel Ahlaklı Örnek ve Önder İnsanı-kâmil’den öğrenilir. O halde kaynak O, model O’dur, aleyhissalâtu vesselam.

Dışarıdan ithal edilmiş bir eğitim sistemiyle nesil yetiştirilemediği denendi. Bugün milli ve mânevî değerlerimize taban tabana zıt, ahlâkî ve kültürel birikimlerimizin dışındaki gençlerimiz ortada. Daha fazla vakit geçmeden yerli ve milli sermâyemiz israf edilmemeli. Eğitimde ve her sahada öze dönmeli, milli ve yerli olunmalı vesselam.

Cumânız mübârek olsun.

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.