Pazar gitti, kapıları kaldı yâdigâr!

.
Kızılay Hastanesi’nin önünde hâlen otopark olarak kullanılan geniş alan 32 yıl öncesine kadar “Buğday Pazarı” idi. Daha önce Sultan Selim Camii önündeki imârethanede bulunan buğday pazarı, 1901 yılında Konya Valisi Avlonyalı Ferid Paşa’nın yaptırdığı etrafında dükkânlar bulunan bu pazara nakledilmiş oldu. Bu nedenle eskiden mezarlık olan hastanenin yerine 1952’de bir de Ticaret Borsası binası inşa edilmişti. 1898’de Konya’ya tayin edilen Ferid Paşa’nın, görevde kaldığı 5 yılda önemli hizmetler yaptığı görülüyor. Konya’ya Mektebi Sanayi, ilk Darülmuallimin (erkek öğretmen okulu), Gureba Hastanesi, İdadî Mektebi, Millet Bahçesi, ilçelerde hükümet konakları, Çayırbağı menba suyunun şehire getirilmesi, Alaaddin Tepesi’nin üzerine su deposu, Beyşehir’den gelen sulama kanalı, vilâyet hudutları içine 10 Rüştiye (Orta dereceli okul), 26 ilk mektep, Anıt civarındaki tatlı su çeşmesi ve daha birçok eser kazandıran Ferid Paşa, 1 Ocak 1903 tarihinde İstanbul’daki Osmanlı sarayına sadrazam (başvekil) olarak gitti.
1977’de İstanbul yolundaki sanayi çarşısının yanında temeli atılan buğday pazarı hizmete girince içinde ve dışındaki yüzlerce dükkân istimlâk edilen eski buğday pazarının doğu ve batısında yer alan taş kemerli tarihî 2 kapısı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu tarafından koruma altına alınmıştır. Kapılardan doğuda bulunanın üzerinde 3 satır hâlinde “Tacidar-ı devran elgazi Sultan Abdülhamid Han-ı sanî efendimiz hazretlerinin devri saltanatlarında, Vali-i vilâyet devletlû Ferid Paşa hazretlerinin semere-i himmet-i umran perveraneleri olarak, hayyızarây-ı husûl müessesat-ı nafiadan biri de müceddeden inşa olunan işbu buğday pazarıdır. Sene 1319 hicrî, 1317 rumî” yazılıdır. Batıdaki kapının üzerinde de 2 satırlık şu kitabe bulunuyor: “Tacidar-ı deveran elgazi Abdülhamid han-ı sani efendimiz hazretlerinin devr-i saltanatlarında vali-i vilâyet devletlû Ferid Paşa hazretlerinin asâr-ı bergüzidelerinden biri de işbu buğday pazarıdır. Sene 1317 rumî, 1318 hicrî”
Gazeteciliğe başladıktan 10 ay sonra Kızılay Hastanesi’nin yerinde bulunan Ticaret Borsası’nda memur olarak işe girip, Sanayi Çarşısı’nın yanına yapılan buğday pazarının içindeki Borsa binasında da 1.5 yıl çalışarak Eylül 1979’da emekliye ayrıldığım için eski ve yeni buğday pazarlarında ve çevresinde hububat, bakliyat, yemcilik ve un ticaretiyle uğraşan esnafları tanıma imkânını buldum. Göreve başladığımda Borsa komiseri ve umumî kâtibi Orhan Eren, umumî kâtip muavini Reşit Tatlıdil, yönetim kurulu başkanı İsmail Odak, başkan vekili Mustafa Kayacık, Meclis Başkanı Cevdet Taşpınar’dı. Daha sonra Hüseyin Külahçı, Veli Çınar, Necati Özdoğan, Mustafa Keçeci, Hasan Ay, Ali Büyüktermiyeci, Vahit Öğüldü, Yusuf Çınar, Macit Bilgin, Ali Aydoğmuş, Yavuz Munlafalıoğlu, Hanefi Çınar, Dursun Koç, Zühtü Özdoğan, Hasan Birim, Sabri Sergin, Ahmet Ortakavak, Mehmet Cesur, M. Emin Gödeneli, Ali Çeşmeci, Cemet Cömert, Ali Karpuz, Nazif Koç, kasap Mehmet Mıhoğlu, Ali Osman Ceylân, Abdullah Yakargüneş, İlyas Özgülcü, Ahmet Eser, Numune Hastanesi’nin eski baştabibi Mustafa Karaküçük’ün babası Abdullah karaküçük ve Mehmet Bağrıaçık gibi birçok isim yönetim kurulu ve mecliste başkan ve üye olarak görev yaparken, 1960’tan sonra umumî kâtipliğe de emekli yarbay Mehmet Altay getirildi.
Eski buğday pazarı civarındaki tüccar ve küçük esnafların isimlerini de geleceğe belge niteliğinde kalması açısından buraya almakta yarar görüyorum. Pazarın Doğu kapısından Karaman Caddesi’ne çıkan sokağın sağında 2 değirmen, solda ise yemci Abdurrahman Balcı ve buğdaycı Selahattin Büyüktermiyeci, doğudan girince sağdan itibaren 2 ortak Evhadettin Erdiren ile Kâşif Özkent, İsmilli Mehmet İngit, değirmenci Mehmet Ortakavak, Arif Yel, güney kapının sağında Hanefi, Ethem ve Süleyman Çınar’ın babaları Yusuf Çınar, Ali Çeşmeci, Abdullah Telci ve Abdullah Yakargüneş, batı kapısının sol köşesinde Belediye rusum dairesi, kapının sağında içeride M. Emin Gödeneli, takiben Niyazi Işıkcan, Mehmet Cesur, Ali Karpuz, İbrahim Öztuna ve Hanefi Çınar’ın kapıları taş kemerli dükkânları yer alıyordu. Batıdaki kapıdan çıkınca solda Dereli Kemal’ın babası Battal Sinop, sağında Dereli hafız Abdullah Özdoğan, Muzaffer Termiyeci, Lârende Caddesi’ne çıkarken sağ köşede Toros Oteli altında uncu Nail Loras, caddenin kuzey yüzünde Toros Oteli’nin sırasında Şarki Karaağaçlı Turalların şeker ve helvacı dükkânları vardı. Buğday Pazarı’nın batı kapısının karşısında sağa doğru Dereli Hacı Ömer Bozdağ, Veli Çınar, Mehmet Avcı, Mustafa Birim ve oğlu Hasan, Zühtü Özdoğan, Necati Özdoğan, Osman Arı, uncu öğretmen Faruk, kapının karşısından sola doğru lokantacı Rahim Efe, Hasan Efe, Ahmet Dolap, Hulûsi Özdoğan, Şıhzâde Ahmet Erenmemiş, Ahmet Sergin, lokantacı Halil Özeskici ve Pabucubüyük Ali Ağa (Yel) bulunuyordu.
Buğday Pazarı’ndan Vakıflar Çarşısı’na çıkan sokağın sol köşesindeki Toros Kasabı’nın cadde üzerindeki bitişiğinde geçmişte Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olan Prof. İbrahim Baz’ın dedesi ve emekli yoğurtlarının sahibi emekli astsubay Salim Baz’ın babası Halil Baz, 60 yıl önce yem satıyordu. Buğday Pazarı’nın doğusundaki sol sokakta solda İdmanyurdu idarecilerinden veteriner Necati Güneş’in bürosu, sağda Ali Cevat Yağcıoğlu’nun değirmeni vardı. Pazar’ın güney kapısının üz eri çatıyla kapalı olduğu için yoğurtçu Sait, burasını dükkân gibi kullanıyordu. Buğday Pazarı’nda borsa kontrol memurları olarak merhum Nebi Sandıkçı ile milli bisikletçi Nusret Ergül’ün ağabeyi merhum Cavit Ergül görev yapıyordu.
Hey gibi günler hey! Buğday pazarı tarihe karıştı, ancak günümüze 2 taş kapısı yâdigâr kaldı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri