Pawelek artı puan, ya diğerleri?

.
Konyaspor’un içinde bulunduğu zor durumu düşündüğünüzde Ankara Gençlerbirliği maçıyla ilgili eleştirel bir kritik yapmak haksızlık olur.  Zira eldeki kadro “Bozdur bozdur harca” türünden.
Eminim hiç kimse mevcut teknik kadronun yerinde olmak istemez. Elde sadece tecrübeli lig oyuncusu olarak Pawelek, Erdinç, Serkan, Hakan, Robak, Perez ve henüz bunların seviyesinde olmasa da Ali Dere var.
Şimdi bu tecrübelilerin yanına da monte edilmeyi bekleyen 15 genç ve bunlardan ortaya çıkartmak zorunda olduğunuz bir oyun yapısı.
İşte bir Ertuğrul’un olmayışı takımın kurgusunu tamamen bozdu ve teknik kadroyu yeni arayışlara itti.
Gençlerbirliği maçında izlediğimiz kadarıyla da bu kurgunun organizesi maalesef Bank Asya 1. lig için yeterli olamayacağı yönünde. Omurganın en başındaki kaleci Pawelek’le her maçta 1 puan cepte gibi, ancak savunma göbeği Perez’siz ve Erdinç’in tecrübesi de olsa Selim’le tandemin şartları eksik kalmakta.
Orta sahaya bakıyorsunuz, Perez sadece yasak savıyor, ne savunmadan top alıp servis yapıyor nede ileriye top taşıyabiliyor. Böyle olunca da Serkan çok geriye geldiğinde Robak‘a göbekten top taşıyan olmuyor.
Daha öncede belirttim bizim takımımızın golcüsü Robak. Bu yetenekli kardeşimizi topla buluşturmak asimetrik olmalı, solda Ali Dere gibi bir yetenek çizgiyi kullanacaksa sağ kenar aynı zamanda içeriye de kat edebilmeli ve Robak’tan duvar olarak istifade etmeli. Aynı şekilde göbekten de Serkan gibi çalışkan bir oyuncu bu hücum varyasyonlarını denemeli.
Gençlerbirliği maçında yer alan gençlere bir şey söylemiyorum, zorunluluktan da olsa Konyaspor formasını giyecekler, ancak çok çalışmaları gerektiğini söylemeliyim. Sadece koşmaları yetmez. Top kaybetmemeliler, zira her top kaybında bu topun kazanılması için harcanacak ekstra bir efor demektir.
Bu ligde bütün maç boyunca top kaybetme oranı elli altmış civarındadır. Saydığım kadarıyla şayet bir oyuncu maç boyunca 15 top kaybederse, o topun kazanılması için motor taksanız yetersiz kalır.
Ayrıca gençlerden bahsederken bence en önemlisi bu takımı yönetenler, hedef koyarken hamasi demeçler verip ‘şampiyon olacağız, tren, tramvay, uçak, vapur ne kupası varsa valla hepsini alacağız’ diyerek gençlerin üzerlerine kaldıramayacakları yükleri sarmamalı. Yönetenlerin ilkesi şu olmalı; Küme düşme tehlikesi yaşamayan, ancak bu süreci de gençleri kazanarak geçiren bir Konyaspor ortaya çıkarılmalılar.
Gençlerbirliği maçını izlerken Hollanda’dan güçlükle Konyaspor’a gönderdiğim Rakip takımın 17 numaralı oyuncusu Hurşit Meriç’i izlerken yüreğim burkuldu.  Konyaspor’da o dönemde görev yapan Nurullah Sağlam “bundan topçu mu olur” demeseydi ve o dönemin yöneticisi inisiyatif kullanabilseydi, şimdi bu oyuncu bizim takımda, yani Konyaspor’da olabilirdi.
Ayrıca yine rakip takımın bir başka oyuncusu Yasin Öztekin’de benim Almanya’da izleyip alınmasını istediğim oyuncuydu. Bunların yanına birde Erdal’ı koyduğunuzda kadro zenginliği kendiliğinden oluşabilirdi.
Allah Konyaspor’u iş bilmez insanlardan korusun. Zira baksanıza bu bilenler 40 tiril tiril trilyon borç, birçok yönetici iki hoca ve 101 futbolcuya mal olmasına rağmen küme düşürdüler. Birde bilmeyenler gelirse Allah korusun Avrupa takımı olmayız da, yüksek hızlı trenle Avrupa’ya gidebilen Konyalılar oluruz.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri