Parayı deste deste dizdi kumarbaz. Duvarın yüzü parayla örtüldü. Kameraları çağırdı sonra. Hesap yaptırdı kameralara. Bu parayla neler alınabileceğini, hiçbir şey alınmazsa aylık faizini söyletti günah bilmez kameralara. Bu para bitmezdi matematiğe göre. Ne olurdu ki, iki cigara parası verip bir ömür günleri keyfe amade etmek vardı…
Mustafa Savgan. Üç kez büyük ikramiye kazandı. Parayı nerelerde harcadığını söylemiyor, ayıp olurmuş. Özel hayat… Üç kez büyük ikramiye kazanan Mustafa Savgan şimdi ayakkabı boyacılığı yapıyor. Huzurluyum çünkü param yok diyor…
Osman Kaplan. Büyük ikramiye kazandı. 60 milyonluk çeke karşılık 65 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şu anda emekli maaşı ve kira ile geçimini sağlıyor.
Mehmet Sarıoğlu. 1975’de büyük ikramiye kazandı. Köyünü, evini ailesini boşayıp gitti. 2000 yılında beş parasız köyüne geri döndü… Sobadan sıçrayan kıvılcımla kaldığı baraka kül oldu. Evsiz ekmeksiz kaldı. Köylüler yedirip içirdi… Cenazesi devletten aldığı yaşlılık maaşıyla kaldırıldı.
Süleyman Orhan. Kazandığı ikramiye ile yaptığı her işten zarar etti. Kendi emeğiyle kazandıklarını da kaybetti. Milyonlarca insanın gözü vardı bu parada... Lanet geldi sanki her şeyime…
Ve çaycı Hayri Kaya. 844 milyarlık ikramiyeyi kazandı. Bugün yine çaycı olarak devam ediyor hayatına.
Doyumsuz insan şaşkına döndü parayı görünce. Şaşkına döndü ve evine geleceğine başka tarafa gitti. Unuttu kendini ve evde dört gözle bekleyen ailesini. Salıverdi heyecanlarını dünyanın pespembeliğine. Geceleri de gündüz etti. Işıltılı yaşamak istedi, hesapsız… Bitmez demişlerdi bu para, almış inanmıştı. Her şeyi yaşadı. Yaşamak görmek hissetmek istediği her hoşluğu nefsine yedirdi yedirdi yedirdi…
Ama tatmin olmadı nedense. Başka ne yapabilirdi niye sıkıntı vardı göğsünün altında… Aman Allah’ım para da az kaldı… Hani bitmeyecekti… Gidip bir daha alayım dedi. Kalan tüm parasını büyük ikramiyenin hayaline yatırdı… Ama bu kez büyük ikramiye hayalde kaldı…
Bir de baktı ki saçlarına aklar düşmüş. Unutmuştu bunu şaşkın âdem. Unutuş ki ne unutuş… Tattı elem verici bütün lezzetleri. Tüketirken ölümsüzlük iksirini de tükettiğini fark edemedi…
Yapayalnızdı şimdi. Çayını alıp hasıra yaslandı, bir türkü açtı sonra. O türkü söylemek istediği her şeyi söyledi.
Gözleri dolu dolu boşalıyordu. Kasvetli yüreği nefretle doluydu. Öyle huzursuzdu ki o reklamcı kumarbaza ve o parayla yaşadığı tüm zamanlara lanet yağdırıyordu…
Kalbi sıkıştı, olduğu yerde kıvrandı durdu… İki gün sonra fark edildi... Gözleri ve bedeni toprakla kapatıldı.
Torunu yazmıştı, kömür kalemle yıkık mezar taşına; paraya doyamadım, ömrüme doydum.
Paraya Doyamadım Ömrüme Doydum
.
İlk yorum yazan siz olun