Pakistan'da Sel Felâketi

.
Dünyanın değişik bölgelerinde çeşitli sebeplerle zaman zaman felâketler meydana geliyor. Sanki evren, felâketlere müsâit yaratılmış gibi. Çok mükemmel görünen ve işleyen dünyamız, beklenmedik bir anda hareketleniyor ve her şey birbirine karışıveriyor.
Yeryüzü vakitli vakitsiz, istesek de istemesek de çeşitli felâketlere maruz kalıyor. Şu ana kadar yeryüzünün gördüğü ve insanların yaşadığı felâketler: Deprem, tusunami, sel, yangın, yanardağ patlaması, kasırga, hortum, heyelân ve çığ. Tabii âfet dediğimiz bu felâketler, istisnâsız maddi hasara ve insan kaybına yol açıyor.  Felâket sonrası bulunabilen cesetler sokaklardan ve kırlardan toplanıyor, enkaz yığını haline gelmiş köyler ve şehirler günlerce çalışılarak ancak temizlenebiliyor.
Bu işler zannedildiği kadar da kolay olmuyor. Felâketin zararını yok edebilmek için dünya devletleri iş birliği yapmak zorunda kalıyorlar. İş birliği yapmasınlar ve yardım etmesinler de ne yapsınlar? Çünkü kısa zamanda felâketin boyutları insanlığı tehdit eder hale geliyor. Salgın hastalık baş gösteriyor, açlık tehlikesi başlıyor, çevre kirliliği temiz çevreleri de etkisi altına almaya başlıyor. İç karışıklığa sebep olacak ve komşu devletleri tedirgin edecek büyük göçler başlıyor.
Bildiğiniz ve gördüğünüz gibi bunlar maddî felâketler. Zor hissedilse de bir de manevî felâketler var. Çoğu zaman biz onların farkında değiliz ve önemsemiyoruz, ama en azından onlar bizim farkımızda.  Şu nokta bana göre önemli: Bu manevî felâketler önlenmediği sürece maddî felâketler devam eder ve önüne de geçilemez. İnsanlar veya toplumlar dünyanın manevî dengesini bozunca, ahlâkî değerler ayaklar altında çiğnenince Cenâb-ı Hakk da dünyanın maddî dengesini (En doğrusunu Allah bilir) bozuyor.
Dost ve kardeş Pakistan’ın korkunç boyutlarda sel felâketi yaşadığı şu günlerde bu noktayı daha fazla açmak ve bu yarayı daha fazla kaşımak istemem. Çünkü şu anda bize düşen sebep ne olursa olsun kardeş Pakistan’ın yanında yer almak, yardım çığlıklarına süratle cevap vermek ve yaralarının bir an önce sarılmasına yardımcı olmaktır.
Medyadan takip ettiğimiz görüntülere göre kardeş Pakistan günlerdir sel felâketiyle âdetâ boğuşuyor. Neredeyse ülkenin onda yedisi sular altında. Binlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan evsiz, barksız ve işsiz kalmış. İyi ki dünya televizyonları bu korkunç manzarayı ekranlarına taşıyor da biz de olaya muttali oluyoruz.
Önce dediler muson yağmurlarının sebep olduğu sel felâketi. Sonra bu felâkete heyelan ve toprak kaymaları ilâve edildi. Hani boşuna söylememişler; felâket, felâket üzerine gelir diye. Yıkılan binlerce bina, yok olan kasaba ve köyler, sel sularında savrulan vasıtalar, telef olan sürü sürü hayvanlar ve ölen insanlar. Felâketin sebep olduğu acı bir değil, bin. Ayakta kalabilen evleri girilmez, sanayi tesisleri çalışmaz, sokaklarında yürünmez ve suları içilmez hale gelen Pakistan. Hava alanları, limanlar, tren garları işlemez ve insanların işine yaramaz hale gelmiş.
İnsanın aczinin ve çaresizliğinin zirve yaptığı an.
Bir ülkenin onda yedisi (Nerdeyse tamamına yakını) sular altında kalmışsa o ülkenin imarını, yerleşim plânını, su kanallarını, sel yataklarını, tarihi köprülerini ve alt yapısını ciddi şekilde gözden geçirmek gerekir. Tabii ki insanıyla birlikte. İnsanı da çağdaş zihniyete ve tekniğe ayak uyduracak seviyede yetiştirmek lazım.  Dünyanın dörtte üçü deniz, ama hiç kimseye veya ülkeye zarar vermiyor ve sakin sakin duruyor. Deniz seviyesinden aşağıda olan ülkeler bile sudan zarar görmüyor. Kabardığı, dalgalar metrelerce yükseldiği zaman dünyayı yok edebilecek potansiyele sahip olan deryaların sayılamayacak kadar faydası ve tabii dengesi var. Çünkü Yaratıcı her şeyi dengeli, hesaplı, ölçülü ve engelli yaratmış. İlâhî sistemin takibinde ve kontrolünde olan dünyamızda biz, dengeyi bozmadığımız sürece zararlı hiçbir şey olmaz.
Dünyanın dengesini çarpık zihniyetli, eksik etekli ve sapık ahlâklı insanlar bozuyorlar.  Pakistan’da sel felâketine yol açan muson yağmurları ilk defa yağmıyor.  Bu azgın sular da yerden kaynamıyor. Gökyüzünden rahmet olarak yeryüzüne iniyor. Her şey düzgün, plânlı, programlı, sel yatakları açık, köprüler muntazam,  alt yapı sağlam ve bakımlı ise insanların bir köşeden keyifle seyredecekleri ve Allah’ın kudretini düşünecekleri bir şekilde akıp gidiyor. Aka aka yolunu buluyor.  Bunlar bakımlı ve hazır olmadığı zaman sular akıp gitmiyor ve felâket oluyor. Gökten felâket yağmıyor, rahmet yağıyor ama yeryüzü insanların desteğiyle ve suiistimaliyle onu felâket haline çeviriyor.
Bu ve benzeri felâketleri deryalara, dağlara, uçsuz bucaksız topraklara ve gökyüzüne hükmeden, yön veren Allah mı düzenliyor? Allah, zalim değil, zulmü sevmez ve kimseye de zulmetmez. Allah’ın emretmesiyle kurulan ve koyduğu esaslarla işleyen tabiatta bir aksaklık, bir problem ve bir korku yok.  Problem bizde.
Duygu sömürücülüğü yapmaya da gerek yok. Pakistan’da olanlar, bizde olmuyor mu? Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bizde de oluyor. Bu ortamda Pakistan’ın yanında yer almak ve yardımına koşmak elbette görevimiz. Nitekim bizimle birlikte başka BMT olmak üzere dünya bu önemli görevi yerine getirmeye çalışıyor.  Ülkemizde resmi ve özel kuruluşlar acil yardım çağrısında bulundular ve kampanyalar açtılar. Çok şükür Pakistan’a yardım akıyor.  Bu mübârek Ramazan ayında Pakistan’ın yardımına koşmak, tuttuğumuz oruçların bize yüklediği bir vecibedir.  Kısa zamanda kardeş Pakistan’ın bu büyük sıkıntıdan kurtulacağına ben inanıyorum. İnşallah Pakistan halkı bayramı buruk geçirmeyecek.
Önemli olan bundan sonrası ne olacak, başta Pakistan olmak üzere dünya bu olaydan ders alacak mı? Felâketin zararını ortadan kaldırmaya, ülkeyi eskisinden daha güzel hale getirmeye çalışırken felâketin sebepleri üzerinde de durmak gerekmez mi? Hata varsa giderilmeli, eksik varsa tamamlanmalı, yolsuzluk varsa mutlaka önlenmeli. Müsebbipleri cezalandırılmalı.  Plânsız, programsız, güçsüz gelişmeler mutlaka kontrol altına alınmalı. Felâkete davetiye çıkaran sebepler ortadan kaldırılmalı.  Bu yazdıklarım bizim güzel ülkemiz için de geçerlidir.
Kardeş Pakistan’a geçmiş olsun. Türk milleti, iyi ve kötü günlerinde Pakistan halkının yanında olduğunu hep göstermiştir. Bu seferde fazlasıyla gösterecektir. Cenâb-ı Hak insanlığı bu tarz felâketlerden korusun, insanlıkta Ramazan ayının içerisinde bulunduğunun farkına varsın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri