Hükümetin, Eti Alüminyum ile ilgili olarak Danıştay’ın verdiği iptal kararını uygulamadığını hatırlatan Atilla Kart, “Oymapınar HES’ne ait 3 tribünün 10 günden bu yana arızalı olduğu gerekçesiyle çalıştırılmadığı öğrenilmiştir. Tribünlerin çalıştırılmamasından dolayı atılan su miktarı olağanüstü boyutlardadır. Bu yolla noksan enerji üretilmekte, milli gelir kaybı doğmaktadır. Çevreye kontrol edilemez zararın verilmesi söz konusudur. Lisansın iptal edilme şartları tümüyle doğmuş durumdadır. Devlet bu tabloyu seyretmektedir” dedi. Hazine’nin sömürülmesine seyirci kalındığını öne süren Atilla Kart, “Devlet’in ivedi ve acil olarak el koymasını gerektiren şartlar doğmuş durumdadır” değerlendirmesini yaptı.
Atilla Kart’ın yönelttiği sorular şu şekilde: “Oymapınar HES’nde üretilen elektrikten yıllar itibariyle Hazine’ye ödenmesi gereken tutar nedir? 10—11 günden bu yana 3 adet tribün neden çalıştırılmamaktadır? Bu arıza neden giderilmemektedir? Noksan enerji üretiminden doğan milli gelir kaybı nedir? Hazine’nin kaybı nedir? Bakanlık ve Hazine, sözleşme ve yasalardan doğan fesih, tazmin ve sair yetkilerini neden kullanmamaktadır? Bu durum Başbakan ile yakın ilişki içinde olduğu kamuoyu tarafından bilinen alıcı firmanın himaye edildiği ve bu durumun halen sürdürüldüğü yolunda kamuoyunda mevcut olan kuşku ve eleştirileri haklı kılmaz mı? Yargı kararının aradan geçen 2 yıla rağmen uygulanmaması ve bu arada alıcı firmanın amacı dışında faaliyetlerde bulunması ve devamında da Hükümet’in bu tabloya seyirci kalması, yukarıdaki anlatım ve kuşkuların doğru olduğu yolundaki genel kanıyı bir kez daha haklı kılmaz mı?”
Atilla Kart’ın yönelttiği sorular şu şekilde: “Oymapınar HES’nde üretilen elektrikten yıllar itibariyle Hazine’ye ödenmesi gereken tutar nedir? 10—11 günden bu yana 3 adet tribün neden çalıştırılmamaktadır? Bu arıza neden giderilmemektedir? Noksan enerji üretiminden doğan milli gelir kaybı nedir? Hazine’nin kaybı nedir? Bakanlık ve Hazine, sözleşme ve yasalardan doğan fesih, tazmin ve sair yetkilerini neden kullanmamaktadır? Bu durum Başbakan ile yakın ilişki içinde olduğu kamuoyu tarafından bilinen alıcı firmanın himaye edildiği ve bu durumun halen sürdürüldüğü yolunda kamuoyunda mevcut olan kuşku ve eleştirileri haklı kılmaz mı? Yargı kararının aradan geçen 2 yıla rağmen uygulanmaması ve bu arada alıcı firmanın amacı dışında faaliyetlerde bulunması ve devamında da Hükümet’in bu tabloya seyirci kalması, yukarıdaki anlatım ve kuşkuların doğru olduğu yolundaki genel kanıyı bir kez daha haklı kılmaz mı?”