Bugün ve bugünden sonra hiçbir şey yapmamayı dene. Yazı yazma mesela, konuşma hiçbir yerde. Hatta dışarı çıkma, gezip tozmayı bırak.
Düşünme, yürüsen de düşünme. Takılma yoldaki dilencilere, romantik görüntülere, isyankâr heveslere… Görme yalanı dolanı, bilmeyi isteme hiçbir şeyi; hiçbir şey bilme.
‘Nasıl şey bu…’ şaşırmalarına dönüp bakma. ‘Hey yolcu, dur yolcu!’ hitaplarının muhatabı sen değilmişsin gibi yürü. Sıcak simit satanlara, ayakkabı boyacılarına, mendil satanlara, hamallara, ekmeğini taştan çıkaranlara… Kodamanlara, kocaman adamlara, kendini kocaman zannedenlere, kara elbiseli, kara gözlüklü, kara arabalı adamlara dönüp takılma hiç, bakma… Aldırışsız yürü.
Umarsızlığı dene, aymazlığı, kaypaklığı dene. Ruhsuzluğu, kalpsizliği dene. Hislerini duygularını bir yana koy, yalnızlığı yapayalnızlığı dene.
Bırak inceliği, nezaketi, zarafeti. Tevazuyu da bırak, merhameti de şefkati de; acımasızlığı dene. Güzelin güzelliğin kıyısından geçen her duygudan her hissiyattan uzak dur, hissizliği dene…
Şimdi hayal gücünü kullan. Et ve kemikten ibaret bir yaratık kaldı geride. İnsan prototipli kuralsız yaratık.
Hiçbir şey yapmama lüksümüz var mı acaba. Hiçbir idealin, inancın, ideolojin yoksa bile hiçbir şey yapmadan; hissiz, duygusuz, fikirsiz olabilir misin?
İnsan suya benzetilir. Su yerinde durmaz illa ki akar bir yere, duran su kısa sürede kokar ve biter. Yani illa ki akacaksın bir yere.
Ama nereye? Hangi kaba konmaya razıysan oraya. Hangi deniz olmayı istiyorsan ya da hangi okyanus olmak istiyorsan oraya akacaksın. Ölmeyi tercih ediyorsan, pis bir ölü olmayı tercih ediyorsan akmamayı da tercih edebilirsin.
Ama sen insansın, hiçbir şey yapmamaya tahammülün yok. Önce gerçekten insan mıyım ona karar vermem gerekecek.
“İnsan mısın?”
“Evet?”
“Emin misin?”
“Hımm… İnsan ne demek? Ya sen insan mısın? Sen insansan ben de insanım. Çünkü bak gözlerim burnum kulaklarım… Sana benziyorum ben.”
“İnsan olarak yaratılmakla insan olmak aynı şey midir?”
“Ee o zaman insan neyle insandır.”
“İnsan insandır bakma takılıyorum sana. Sen insansın. Ama ne kadar insanız? Bak bu ciddi bir soru. Yani insanı tam adam eden, adam gibi adam dedirten özellikler nelerdir?”
“Off… Yoruyorsun adamı, ben gidiyorum, bu faslı kapatalım.”
“Olmaz, bak bu insani bir eksiklik; off demek yok, bu bir. Hatalarımızdan kaçmak, onlarla yüzleşmekten korkmak yok, bu iki. İnsanlıkla yüzleşmekten korkmak yok. Her günün sonunda başını yastığa koyduğunda sor kendine; ben bugün ne kadar insandım?
Ona buna gıcık olmak mı insanlıktır, yoksa; ‘off banane’ demeden gıcıklığı örtmeye çalışmak mı? Umursamazlık yakışır mı sana?”
“Ben bunları biliyorum boşa çene yorma.”
“Bilmek yeter mi ki?” Şeytan da her şeyi bilmiyor mu?”
“Benzettiğin şey çok ağır efendi!”
“Tamam, kızma, öylesine sordum zaten, boşum bugün, takılıyorum işte.”
Öylesine sor yine de kendine; bugün ne kadar insandım. Öylesine sor yeryüzünün bin bir türlü alametine, huysuzluğuna, acımasızlığına, kimliksizliğine bakarak… Sor; hiçbir şey yapmamaya, bahsettiğimiz gibi umursamaz olmaya hakkımız var mı? Öylesine sor; ben kimim?