Balkondan caddeyi seyrediyorum. Her modelden, her renkten ve her yaştan vasıta trafiği yoğun. Vasıtalar, çift yol olan caddede peşi peşine akıp gidiyorlar. Etraftaki binaları görmeseniz şehirler arası yolda seyrettiklerini zannedeceksiniz. Hepsi akıp gitmiyor, bir kısmı da akıp geliyor. Ara sıra cambazlık yaparak vasıtaların arasından sıyrılmaya çalışan motorsıkletler de görülüyor. Hele ki ara sıra görülüyor. Çünkü çıkardıkları sese-gürültüye- balkonunuz ne kadar yüksekte olursa olsun dayanılmıyor. Bu gürültü, korna sesleri de eklenince hiç çekilmez hale geliyor. Medeniyetin en kötü tarafı da herhalde bu olsa gerek; insanları rahatsız eden ve kulakları tırmalayan mekanik gürültüyü getirmiş olması.
Aslında insanlar için en uygun ve en pratik vasıta bisiklet. Gürültü yapmaz, fazla yer kaplamaz, masrafı az, sürücüsünü rahatlatır ve vücudu çalıştırır. Caddeye tekrar dikkatle bakıyorum, ama ba gürültülü ve eksoz dumanlı vasıtalar arasında bisikleti göremiyorum. Eskiden büyük şehirlerde atlı faytonlar ve atla, katırla çekilen tramvaylar vardı. Atların nallarının çıkardığı ritimli melodi kulağa çok hoş gelir, zihni dinlendirir ve zevkleri geliştirirdi. Şimdi ise baskın bir şekilde caddeden gelen ses, akortsuz musiki gibi. İnsanları bu gürültü, biraz dama medenî olan durmadan tepindiren, sallanıp yuvarlandıran musikiden bile zevk alır hale getiriyor.
Kabul edelim ki, caddede bisiklet göremiyoruz. Zamanımızda atlı faytonları ve katırla çekilen tramvayları görmek zaten mümkün değil. İyi ama genişçe yapılan renkli kaldırımlarda yürüyerek veya etrafı seyrederek gelip giden insan da göremiyoruz. Cadde boyunca sıralanan market ve dükkânlara da girip çıkan yok. Sanki herkes söz birliği yapmışçına duran ve seyreden arabaların içindeler. Aslında turizm mevsimi olduğu için şehrin kalabalık ve kaldırımların dolu olması gerekir. Bu sessizliği ve insansızlığı görünce kafama takıldı: Acaba dedim, şehirde bir güvenlik problemi mi var? İnsanlar otomobilsiz bir yere gitmekten çekiniyorlar mı? Veya korkuyorlar mı? Onları daha çok otomobillerinde vakit geçirmeye mecbur bırakan tesiri merak ettim.
Çok sık olmamakla birlikte zaman zaman mahalle camiine namaza gidiyorum. Evi camiye biraz uzakta olan cemaatten birisi; tinercilerin saldırısına uğrarım diye sabah namazlarına gelemiyorum dedi. Bir başkası çoluk çocuğumuzla kaldırımlarda korkusuzca yürüyemiyoruz, dedi. Bazı aileler, hırsız girer korkusuyla 8. veya 10. kattaki dairelerinin balkon kapısını açık bırakamıyorlarmış. Biliyorsunuz hanımlar halen çantamızı kapkaşçılar çarpar korkusuyla kaldırımlarda rahatça yürüyemiyorlar. Bu tip korkular eskiden tenha yerlerde hissedilirdi. Şimdi maalesef kalabalık yerlerde de hissedilmeye başlandı. Bir genç kız evlerinden çıkıp komşularına gidemiyor veya yalnız başına dolmuşlara binemiyor. Demek ki ülkemizde veya bu şehirde bir güvenlik, yalnızlığın ve sessizliğin verdiği bir korku sorunu var galiba.
İnsanlar bakkala bile bir şey almak ve manavdan alış-veriş yapmak için otomobillerle giderlerse ve böyle yapanların adedi çoğalırsa o zaman sokaklar tenhalaşır ve geniş kaldırımlar insansız kalır. Bana kalırsa bu gidişle suç işlemek ve canlıları tedirgin etmek için fırsat kollayanların işlerini kolaylaştırmış oluyoruz. Bu gidişle sokaklarda ve parklarda kötü niyetlilerin, hırsızların ve soysuzların adedi artacak. Artınca da meydanlar onlara kalacak.
Bu karmakarışık düşüncelerden sonra dikkatli bakışlarımı tekrar caddeye çevirdim. Karanlık bastırdıkça ve zaman ilerledikçe vasıta trafiği artıyordu. Yüzlerce vasıta gelip geçiyor, ama caddede bir tek fert görünmüyordu. Bu gidişi tersine çevirmek lazım. Otomobiller azaltılacak, kaldırımlarda, parklarda dayanışmalı ahlâklı insanlar çoğaltılacak Ortamdan korkup otomobillere sığınan insanları, kaldırımlara ve yürüyüş yollarına çekmekte sayısız fayda var. Gerisini sosyologlar, psikologlar ve güvenlikçiler düşünsünler.
Kabul edelim ki, caddede bisiklet göremiyoruz. Zamanımızda atlı faytonları ve katırla çekilen tramvayları görmek zaten mümkün değil. İyi ama genişçe yapılan renkli kaldırımlarda yürüyerek veya etrafı seyrederek gelip giden insan da göremiyoruz. Cadde boyunca sıralanan market ve dükkânlara da girip çıkan yok. Sanki herkes söz birliği yapmışçına duran ve seyreden arabaların içindeler. Aslında turizm mevsimi olduğu için şehrin kalabalık ve kaldırımların dolu olması gerekir. Bu sessizliği ve insansızlığı görünce kafama takıldı: Acaba dedim, şehirde bir güvenlik problemi mi var? İnsanlar otomobilsiz bir yere gitmekten çekiniyorlar mı? Veya korkuyorlar mı? Onları daha çok otomobillerinde vakit geçirmeye mecbur bırakan tesiri merak ettim.
Çok sık olmamakla birlikte zaman zaman mahalle camiine namaza gidiyorum. Evi camiye biraz uzakta olan cemaatten birisi; tinercilerin saldırısına uğrarım diye sabah namazlarına gelemiyorum dedi. Bir başkası çoluk çocuğumuzla kaldırımlarda korkusuzca yürüyemiyoruz, dedi. Bazı aileler, hırsız girer korkusuyla 8. veya 10. kattaki dairelerinin balkon kapısını açık bırakamıyorlarmış. Biliyorsunuz hanımlar halen çantamızı kapkaşçılar çarpar korkusuyla kaldırımlarda rahatça yürüyemiyorlar. Bu tip korkular eskiden tenha yerlerde hissedilirdi. Şimdi maalesef kalabalık yerlerde de hissedilmeye başlandı. Bir genç kız evlerinden çıkıp komşularına gidemiyor veya yalnız başına dolmuşlara binemiyor. Demek ki ülkemizde veya bu şehirde bir güvenlik, yalnızlığın ve sessizliğin verdiği bir korku sorunu var galiba.
İnsanlar bakkala bile bir şey almak ve manavdan alış-veriş yapmak için otomobillerle giderlerse ve böyle yapanların adedi çoğalırsa o zaman sokaklar tenhalaşır ve geniş kaldırımlar insansız kalır. Bana kalırsa bu gidişle suç işlemek ve canlıları tedirgin etmek için fırsat kollayanların işlerini kolaylaştırmış oluyoruz. Bu gidişle sokaklarda ve parklarda kötü niyetlilerin, hırsızların ve soysuzların adedi artacak. Artınca da meydanlar onlara kalacak.
Bu karmakarışık düşüncelerden sonra dikkatli bakışlarımı tekrar caddeye çevirdim. Karanlık bastırdıkça ve zaman ilerledikçe vasıta trafiği artıyordu. Yüzlerce vasıta gelip geçiyor, ama caddede bir tek fert görünmüyordu. Bu gidişi tersine çevirmek lazım. Otomobiller azaltılacak, kaldırımlarda, parklarda dayanışmalı ahlâklı insanlar çoğaltılacak Ortamdan korkup otomobillere sığınan insanları, kaldırımlara ve yürüyüş yollarına çekmekte sayısız fayda var. Gerisini sosyologlar, psikologlar ve güvenlikçiler düşünsünler.