Öte

Hüzeyme Yeşim Koçak

Meraklansak, keşfetmek arzusuyla, meçhulü delmek tutkusuyla kıvransak da, elimizde olsa “öteye” gitmeyi engelleriz; davetine kulak vermeyiz.

Sabitelerimiz, alışkanlık ve yerleşik düzenimiz, gaip korkusu vardır. Derinliklere ulaşmak zahmet gerektirir.

“Öte” büyük bir soru(n)dur ve insanların cevaplandırmaya, verilmiş karşılıkları anlamaya mecali isteği yoktur.

En önemlisi kalbimiz ötelerdedir.

Ekseriyetle mefhumları küt akılla, dar duyguyla küçültür, sınırlandırırız. “Kavram ötesine” geçmeyiz.

Ölümü kabullenmeyiz;  ölüm bir öte sınırıdır.

Çağ insanının “aslî öte(kisi) ise; manevî dünya ve değerleridir. Mesafe açıktır, “kapalıyızdır”.

Fakat ezelî Kanun işler, akıbet bizi bekler, öteye göçeriz. Esasen her şey, bu geliş ve gidiş ekseninde, iki dünya etrafında döner.

Ebedî yeniye kavuşmak için, bir mânâda her şeyin bırakılması, varlığın hiçlenmesi gerekir. Dünya bu açıdan bakıldığında, geri(de) kalmışlığıyla, artık “ötedir”.

Hayatı yaşamanın ilerisinde; bu âlemi bir de “öte” gözüyle görmek gerekir.

Ancak bir derdin, meselenin, faninin, gölge ve suretin ötesine gidersek, gerçeği yakalayabiliriz.

Ötemizin ucu; kurcalanmayı, bulunmayı alâkamızı bekler. Öte fikrinin, bir tekâmül, gitgide varlığın olmazsa olmazı, bekâ hissi olarak idrakini ve muharrik bir güç şeklinde içleştirilmesini…

Ferdin “ötesinde”, iç derinliklerinde keşfedilmeyi el atılıp güzelleştirilmeyi bekleyen bir “ öte şahsı” vardır.

“Öteki’yi” tanımaksa tahammül gerektirir, uğraştırır.

Fakat asıl, insanın içinde bir “öteki”  vardır. Yücelmek için onu ezmek zorundadır.

Varlığın ötesine yükseliriz bazen. (……ye) çıkarız. Görüntünün, gerçekliğin ilerisine gitmek için arzu duyarız. Öte arayış… Evvele ahire yolculuk…

Zaman mekânın ötesinde; hayalin düşüncenin fevkinde mahaller renkler vardır.

Bir diğer dünyaya ise güya inanmıştık.

Diğer taraftan insan yetinmeyen bir mahlûk.

Âlem baskı ve saldırılarından uzakta, bir “öte” açlığıyla kıvranıp duran, dünya zeminiyle yetinmeyip, içindeki düğümü “öteye” bağlama ihtiyacı duyan; heyecanın, tecessüsün, özlem ve fikrinin membaını, en önemlisi aşkın yegâne mevzusunu ötelerde bulan sancılı “kaynak adamlar” vardır.

Kimileri hep bir (kaç) adım “Ötede” yaşar. Maveraî  bir zevkle “öteler..öteler, gayemin malı” diye “… Zamanların” şiirini yazar.

Gene bir “öte ilhamıyla” güzel fiillerde bulunur. Şiiri, sazı sözü, hayatı, mutluluğu “öteye” ulaştırır.

Bir “öte duygusunun” aşıcılığını yapan gönül yüceleri; yeşerttiği tohumların meyvelerini ergeç alır. 

Belki de zirve adamlar, buralarda gezi(nti)ye, teferrüce çıkmış saadetli câzibedar kişilerdir.

Rüya ötesine geçtiğimizde bir başka zaman ve mekân bekler bizi.

Girift yollarda kimi zaman başka seçeneği denemek vakti geldiğini anlarız. Gittiğimiz yol çıkmazdır, diğerine geçeriz.

İmtihanı vermek için öte’den geçme.. öteden beriden vazgeçmek.. bir kabul ve hakikat istikameti gerekir. Ki öteyle sınanırız.

“Ben ötesine” ulaşmak için, madde artı(k)larını, kesreti elbette ötelemek gerekir. 

Bizden kul olarak, öte’sine karışmamamız, teslimiyet, sebat ve rızamız beklenir. Öte yakayı geçmez; çizgiyi aşmayız.

Ama acziyet, zulüm, zillete karşı bir “isyan ahlâkını” da hiçbir zaman göz ardı etmez, şahsiyetimizi mücadele, aydınlatan bilgi, ruh kuvvetiyle arıtır parlatırız.

İlgililere ve “Cihanşümul bir Saati” kurup duranlara, okumalarını geniş hür sahalara yayanlara, tekmil yeryüzü vukuatı da; ötelerden bir işarettir, ikaz haber ve muştu…

Yerine göre bir doruk, daüssıladır. Dikey, yatay kurgu, genişleme ve Rab vurgusu.

Mesafelerin dürüldüğü, iki dünya arası gidilip gelindiği bir köprüdeki müstesna insan duruşu…

Bir ruhsal mekân; ucu bucağı bulunmayan, yükseklerdeki tecrübe bilgi bizi çağıran.

Sıçrayamadığımızda, kapalı bırakıp, sıkıştırıp buran…

İnsanoğlunun hayatının ötesi, ötelere sığmayan bir hayatı vardır.

Evren içinde “öte(kisi) saklıdır. İlerilere cihan içre müktesebatımızı, özümüzü taşırız.

İçimizdeki “ÖTE Ben” daimi varlığını korur ve bize seslenir: “Gel!”

Aslî davamız, bir adım öteye gidememektir zaten. Çemberin içinde kıstırılmış, kıvranırız.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.