4. Oruç insana açlığın ve susuzluğun ne anlama geldiğini öğretir:
Oruç sebebiyle aç ve susuz kalanlar, açlık ve susuzluğun ne demek olduğunu anlamış ve derinliğine kavramış olurlar. Eğer o kimseler oruç tutmamış olsalardı, böyle bir durumun varlığını düşünemeyecek ve insanların hep tok yaşadıklarını ve susuz kalmadıklarını zannedeceklerdi. Hal bu ki dünyada açlık ve susuzluk diye insanlara ıstırap veren bir hal var. Müslümanlar, Ramazan ayında Allah'ın emrine uyarak aç ve susuz kalırlar. Oruç tutmadıkları zaman, açlık ve susuzluğu giderecek bol imkâna sahiptiler. Diğer zamanlarda açlık ve susuzluk çekmiyorlardı. Nitekim akşam olunca bol nimetli sofralarda iftar ediyorlar ve bu ıstırap verici halden kurtuluyorlar.
Dünyada, yiyecek ve içecek bir şey bulamadıkları için veya yiyecek içecek bir şey alacak kadar paraları olmadığı için oruç tutmadan da aç kalanlar olabilir. Zengin Müslümanlar, akşam çeşitli nimetlerle iftar ederek açlığı gideriyorlar ve sanki oruç tutmamış gibi oluyorlar. Bazı insanlar ise akşamlar gelir geçer, günler, aylar, hatta yıllar birbirini takip eder yine de açlık ve susuzluk felâketinden kendilerini kurtaracak bir şey bulamazlar. Bu şekilde yoksul insanlar her yerde bulunabilir ve her zaman olabilirler. Eğer oruç tutmasalardı Müslümanların, bu aç ve susuz insanların durumu belki hiç akıllarına bile gelmeyecekti. Korkunç yaşayıştan haberleri bile olmayacaktı. Ama oruç, hali vakti yerinde olan müminleri uyanışa, aç ve susuz insanların yardımına koşmaya davet ediyor. Böylece Müslümanlar arasında orucun tesir ve teşvikiyle yardımlaşma ve sosyal dayanışma Ramazan ayında gelişiyor ve diğer aylarda da devam edip gidiyor.
5. Oruç, Allah'ın verdiklerinin değerini anlamamızı sağlar:
Orucun bir başka fayda ve hikmeti de; Allah (C.C.) 'ın vermiş olduğu sayısız nimetin kıymetini ve lüzumunu hatırlatmış ve kabul ettirmiş olmasıdır. Cenab-ı Hak biz kullarına bol nimet ihsan etmiş ve bizleri rızıklandırmış. Nitekim Rabbimiz, Kur'an-ı Kerimde şöyle buyuruyor:
"Yeri sizin için yerleşim alanı, göğü de bir bina kılan, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle doyurup besleyen Allah’tır. İşte Allah, sizin Rabbinizdir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, yücelerden yücedir." (Abese suresi, ayet;24-32.)
Allah (C.C.) 'ın verdiği nimetlerin içerisinde hep kalırsak, değerini, faydasını anlamakta güçlük çekeriz. Bazen bu nimetlerden uzak kalır ve mahrum bırakılırsak o zaman o nimetlerin faydalarını, hayatımızdaki yerini ve rolünü anlarız. Devamlı elektrikten faydalanan bir kimse eğer elektrikler hiç kesilmezse elektriğin kıymetini anlayamaz. Devamlı yiyip içen bir kimse de Allah (C.C.) 'ın nimetlerinin kıymetini bilemez. Ne zaman nimetlerden mahrum olursa o zaman nimetlerin değerini anlar.
6. Oruç, insanları kötülüklerden ve günahlardan korur:
Tecrübe ile sabittir ki oruç, insanı her türlü kötülükten ve günahtan korur. Ramazan ayında günah işleyenlerin ve kötülük yapanların adedinde azalma olur.
Bir insanın kendisini günah işlemeye ve kötülük yapmaya teşvik eden güçleri iyi tanıması ve ona göre tedbirini alması gerekir. Bu güçlerin başında şeytan, nefis, çevre ve arkadaş gelir. Devamlı yiyip içen bir kimsenin hiç boş kalmayan ve aklının devreye girmesine izin vermeyen midesi, bu güçlerle iş birliği yapar. Bu iş birliği neticesinde insanın iradesi başka güçlerin eline geçer. Dolayısıyla nefis ve şeytan, arkadaş ve çevreyi de kullanarak insana her türlü günahı işletirler.
Hal bu ki oruç, insanı terbiye eder, kalbini nurlandırır, zihnini açar. Oruç sayesinde insan, nefis ve şeytanın kirli ve karanlık emellerine âlet olmaktan ve zavallıca boyun eğmekten kurtulur. Rüzgâra kapılan ağaç dalları ve diken yığınları gibi iradesiz sürüklenip gitmez.
7. Oruç, sağlıklı yaşamamızı sağlar:
İslâm dini, insan sağlığına büyük önem vermektedir. Sağlıklı olmayan insan, kendisi de dahil hiç kimsenin işine yaramaz. Kulluk görevini yerine getiremediği gibi, topluma karşı sorumluluklarını da yerine getiremez. Akıllı ve şuurlu bir ansan, ömrünü tesadüflere, sağlıklı yaşasam da yaşamasam da nasıl olsa bir gün öleceğim diye oluruna bırakamaz. Aşağıdaki hadîs-i şerif oruç ile sağlık arasındaki bağlantıyı veciz bir şekilde ortaya koyuyor: "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz." (Riyazü's-Salihin, cilt; 1, sayfa; 939, hadîs; 514.)
Bir başta hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
"Adem oğlu karnından daha fazla bir kap doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokma nesine yetmez. Fazla yemek mecburiyetinde ise midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya ve üçte birini de nefesine ayırmalıdır."
Orucun, benim üzerinde durduğum noktaların dışında daha birçok faydası var. Yalnız biz, faydaları var diye oruç tutmayız. Orucu her şeyden önce Allah (C.C.) 'ın emri olduğu için tutarız. Oruç tuttuktan sonra da bu faydaları da ilde ederiz.
Oruç, zihnimizde ve kalbimizde meydana getirdiği olumlu gelişmelerle diğer ibadetlerimizin de fayda ve hikmetlerini düşünme gücü sağlayan ve öğreten bir ibadettir. Devamlı yiyip içmek ve mideyi hep dolu tutmak insanı düşünmekten de alakor. Düşünmek de bir ibadettir. Oruç, dikkati iç âleme çeken düşünmeyi sağlar.