Söyleşinin bu haftaki konuşmacısı BİLKAD Başkanı ve Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın’dı. Ortadoğu ülkelerinde halk ayaklanması ve Türkiye’de yayınlana diziler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mustafa Aydın, önlerinde çok ilginç gündemlerin olduğunu söyledi. Ortadoğu’daki halk hareketlerini dikkatlice izlediğini de belirten Prof. Dr. Aydın, “Ortadoğu ülkelerinde ne oluyor, ne gerçekleştirmek isteniyor ve batı bu olayların neresinde bulunuyor? Bu konular ciddi şekilde incelenerek düşünülmesi gerekir. Batı ülkeleri yıllardır destek verdikleri Ortadoğu despotlarına şimdi sanki gidebilirsiniz diyor. Batılı ülkeler ne değişti de bu despotlardan vazgeçti. Ama burada Ortadoğu ülkelerinin yeniden yapılandırıldığı görülmekte. Ortadoğu ülkeleri 1900’lü yıllarda o dönemin en büyük devletleri Fransa ve İngiltere tarafından ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılandırılmıştı. Şimdi tekrardan yapılandırılıyor. Batılı ülkeler Ortadoğu’yu dünyanın yeni süper gücü olma yolunda ilerleyen Çin ve Rusya’ya karşı bu despotlarla gücünü kontrol altında tutamayacağını anladığı için bu yapılandırmaya gidiyor” diye konuştu.
‘DESPOTLAR İSLAMI KONTROL ALTINDA TUTMAK İÇİN VARLARDI’
Batılı ülkelerin 30 yıldır ülkenin başında olan Ortadoğu ülkelerinin başkanlarına İslam hareketlerini kontrol altında tutmaları için yardım ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Mustafa Aydın, “Batılı ülkeler Ortadoğu’da İslam’ın ilerlememesi için bu despotlara yardımcı oluyorlardı. Şimdi Tunus, Mısır gibi ülkelerde halk isyan etti. Buradaki isyanın İslam ile ilgisi var. Mısır’daki halk ayaklanmasında orda bulunan Müslüman Kardeşler Cemaati çok akıllıca davranıyor ama ayaklanan halk tam olarak ne istediğini bilmiyor. Sadece baştaki despot gitsin demokrasi gelsin diyorlar. Ancak batılı güçlerin kontrollündeki demokrasi gelse ne olacak, ayaklanan halk ne istediğini tam olarak belirtmesi gerekir. Ayrıca halk bu ayaklanmayı zamana yayması kendileri açısından faydalı olmaz. Çünkü belirli bir zaman sonra ayaklanma kendiliğinden kaybolabilir. Ortada bir iddiasızlık söz konusu. Ayaklanan halk yani Müslümanlar baştaki despotun gidince neler olacağını iddialı bir şekilde istemesi gerekir. Türkiye’ye bu ayaklanmada ve Ortadoğu’nun yeniden yapılanmasında bir misyon veriliyor. Türkiye’nin bu misyonu iyi seçmeli ve akıllıca oynaması gerekir” dedi.
Kültür politikası kapsamında Türkiye’de yayınlanan diziler hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Aydın, “Yayınlanan dizilerde yansıtılan aile ve kadın profilinin aslında bizim öz kültürümüzdeki aileyi ve kadın profilini zedeliyor. Örnek aldığımız Avrupa ülkeler kendi ülkelerinde kaybolan aile kurumunu ve aile içindeki birey bağlarını güçlendirmeyi düşünürken. Biz de ise tam tersi aile kurumumuzu zedeliyoruz. Yayınlanan dizilerde zina ve kötü alışkanlıklar model olarak gösteriliyor. Bu yayınların topluma zarar verdiğini herkesin görmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
‘DESPOTLAR İSLAMI KONTROL ALTINDA TUTMAK İÇİN VARLARDI’
Batılı ülkelerin 30 yıldır ülkenin başında olan Ortadoğu ülkelerinin başkanlarına İslam hareketlerini kontrol altında tutmaları için yardım ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Mustafa Aydın, “Batılı ülkeler Ortadoğu’da İslam’ın ilerlememesi için bu despotlara yardımcı oluyorlardı. Şimdi Tunus, Mısır gibi ülkelerde halk isyan etti. Buradaki isyanın İslam ile ilgisi var. Mısır’daki halk ayaklanmasında orda bulunan Müslüman Kardeşler Cemaati çok akıllıca davranıyor ama ayaklanan halk tam olarak ne istediğini bilmiyor. Sadece baştaki despot gitsin demokrasi gelsin diyorlar. Ancak batılı güçlerin kontrollündeki demokrasi gelse ne olacak, ayaklanan halk ne istediğini tam olarak belirtmesi gerekir. Ayrıca halk bu ayaklanmayı zamana yayması kendileri açısından faydalı olmaz. Çünkü belirli bir zaman sonra ayaklanma kendiliğinden kaybolabilir. Ortada bir iddiasızlık söz konusu. Ayaklanan halk yani Müslümanlar baştaki despotun gidince neler olacağını iddialı bir şekilde istemesi gerekir. Türkiye’ye bu ayaklanmada ve Ortadoğu’nun yeniden yapılanmasında bir misyon veriliyor. Türkiye’nin bu misyonu iyi seçmeli ve akıllıca oynaması gerekir” dedi.
Kültür politikası kapsamında Türkiye’de yayınlanan diziler hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Aydın, “Yayınlanan dizilerde yansıtılan aile ve kadın profilinin aslında bizim öz kültürümüzdeki aileyi ve kadın profilini zedeliyor. Örnek aldığımız Avrupa ülkeler kendi ülkelerinde kaybolan aile kurumunu ve aile içindeki birey bağlarını güçlendirmeyi düşünürken. Biz de ise tam tersi aile kurumumuzu zedeliyoruz. Yayınlanan dizilerde zina ve kötü alışkanlıklar model olarak gösteriliyor. Bu yayınların topluma zarar verdiğini herkesin görmesi gerekir” ifadelerini kullandı.