Ortadoğu'da Barış Ütopya mı?

.
Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da büyük ihtilalların rüzgârı esiyor evet herkes yerli yerinde ama milletlerin sırtında kambur olanlar gidiyor. Bir şeyler oluyor komşularımızda halkı meydanlara döken monarşinin kamçı izleri cici prensleri sarsmaya başladı karanlığın uğultuları parlayan bir güneşe dönüşür duasındayız. Kabuğuna çekilmiş insanların kabuğunu çatlatarak hürriyet sesi bu: Şuurun sesi isyanın sesi yeni hür milletlerin demokrasiye kavuşma kökleriyle barışma sesi, isyan monarşiye ve sömürüye karşı yöneticilerin yönetilenlere karşı uyguladığı sömürüye karşı kalkış. Ortadoğu’da cinayetlerin cinnetlerin durmasını isteyen bir kalkış sükûn ve huzur içinde bir Ortadoğu özlemi hasreti temennisi ile. Ortadoğu’ya barışın gelmesi ne hayal nede ütopyadır.
Bu Ortadoğu’daki elem, keder, yasların bitmesi bu diktatörlerin cinayetleri bu dünyada olduğu gibi ahrette de kendilerini kurtaramayacaktır. İktisadi, içtimai, fikri milletlerinin şuur altlarına dayalı milli yapılarına uygun hür ve demokratik bir nizam ve düzen kurmalarını diler. Yoksa hastalıklı, marazlı, cıvık, sinsi ve vehimlilerle çalkalanan bir nizam değildir. Sınıfsız ve imtiyazsız bir toplum dilenciyle devlet başkanının eşit hürriyetlere sahip olduğu, bir hürriyette kavuşmalarıdır. İnsanı insana saldırtan değil insanın insana saygılı olduğu bir hürriyet verilerek Ortadoğu’daki gözyaşının kuruması dileğiyle. Bu yazımızda kısaca Ortadoğu ülkelerinden birini kaleme alırsak;
Kral Abdullah’a geçen yazımızda biraz değinmiştik babası Şerif Hüseyin büyük Arap devleti kurmak hayaliyle yanıp tutuşan Abdülhamit Han aileyi İstanbul’da on altı yıl gözetimde tutmuş ittihatçılar tarafından Hicaz Valisi ve Mekke Emir’i olarak atamışlar bu şahıs kısa sürede İngilizlerle birlikte hareket etmiş. Ve İngilizler Şerif Hüseyin’i aldatmış. Hicaz’ı Valiliği’ni Suud’a vermiş Şerif Hüseyin’i de Kıbrıs’a sürgün etmişler. Oğul Abdullah’ı da Fransız sömürüsünde olan Suriye’ye saldırmasın diye sus payı olarak bu topraklar İngilizler tarafından verilmiştir. Çünkü Abdullah’ın elinde askeri bir kuvvet vardır.
Kral Abdullah Ürdün’ün kurucusudur İngiltere ve Siyonizm yanlısıdır Siyonistlere Arap liderler hakkında düzenli bilgi verdiği ve bu bilgi karşılığında maaş aldığı açığa çıkınca halkı bu olayı ihanet olarak algılar ve bu olayı canınla öder. Arap devletleri arasında İsrailli tanıyan ilk ülkedir.
1951 yılında Mescid’i Aksa merdivenlerinde Filistinli bir genç tarafından öldürülür. Yerine oğlu değil torunu Hüseyin tahta çıkar 1953 yılında çünkü oğlu Talal ruh hastasıdır. Talal İstanbul’a tedaviye gönderilir. 1946 yılında bağımsızlığını kabul etse dahi İngiltere gölgesini sürekli üzerinde tutar. Bağdat Paktına İngiltere katılmasını ister fakat Araplar arasında ve Ortadoğu’da Nasır fırtınası estiği için muhaliflerin tepkisinden dolayı Bağdat paktına katılmaz. Bir taraftan İngiltere ile iyi geçinirken ABD ile sıkı bir işbirliği kuran, Ürdün İngiltere ve ABD’nin Arap dünyasına açılan kapısı olur. Dedesinin torunu olan Hüseyin İsrail ile de iyi geçinir Arap İsrail savaşlarının hepsine katılır ve İsrail devletini ilk tanıyan Hüseyin olur siyasette ikiyüzlü belki olunur ama bu adam dört yüzlüde oynar. Hep İsrail Arap savaşında en ağır sonuçları da Ürdün görür. İsrail ile sınır olduğu için. 1948 yılında bir kısmını kaybettiği Batı Şeria’nın tamamını altı gün savaşlarında kaybeder. Birde Filistin’den kaçan yüz binlerce Filistinliyi barındırmak zorunda kalır. Mültecilerin içinde gelen Fedayinler İsrail karşı eylemlerini buradan yönlendirmeye kalkınca İsrail ile Ürdün arası iyice kötüleşir ve halkının da yarısını Filistinli kökenli olması kralın işini zorlaştırır fakat kral Amerika ve İsrail’den aldığı kesin uyarı ile ya teröristleri ülkenden çıkar ya da biz çıkaracağız’’. Demesi sonucu Hüseyin ordusunu ileride kara eylül adıyla anılacak bir Eylül günü Fedayinler’in kamplarına gönderir. Çıkan çatışmada Ürdünlü ve Filistinli ölür yani Arap Arap’ı öldürür Batı’nın ve İsrail in’de istediği buydu zaten. Fedayinler’i ülkeden atar.
Arap devletlerinin 1974 yılında Filistin’in tek temsilcisi FKÖ diyerek kralda buna sevinir. Zaten Filistin davasından kurtulmaktır dileği. Batı Şeria’dan tamamen 1988 yılında vazgeçer. Bu adamda dedesi gibi çift taraflı oyun oynamayı İngilizlerden öğrenen dedesi Şerif Hüseyin’e borçludur. Körfez krizinde de ikili oynar ama iktidarını hep kurtarır ekonomik olarak ağır darbe görse de onun için zaten halk değil iktidardır. 1999 yılında ölür yerine oğlu Abdullah kral olur. Kral Abdullah da ikili oynamayı ikinci körfez savaşında gösterir herhalde bu iş bunlarda genetik olarak bir birine geçer.
Bedevi aşiretleri burada siyasi reform değişim demokrasi için meydanlarda Kral Abdullah dayanacak mı gidecek mi zaman yakın bence monarşi dönemi uzatmaların son dakikasını oynuyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri