Ordunun Siyasallaşması

.

Yazılı ve görüntülü basını inceledikçe insanın kanı donuyor. Örneğin İskenderun’da PKK militanlarının Deniz Üssü’ne saldırıp, 7 Mehmetçiği şehit etmeleri olayını bir hatırlayın! Olaydan 24 saat önce köylüler diyor ki: “Önümüzden altı terörist geçti, üsse doğru gitti. Bunu biz Jandarma’ya bildirdik!”

Hakkari Çukurca’daki Hantepe Karakolu baskınında, Heronlar tarafından çekilmiş görüntüler ve bu görüntülerle ilgili haberler, yenilir yutulur cinsten değil!
İnternet sitelerinde “Ben Yunanlıları AKP’lilerden daha çok seviyorum!” diyen ve bir amirale ait olduğu ses kaseti dolaşıyor.
İsrail ile tank modernizasyonunda, dönemin hükümetlerine rağmen, bazı üst düzey komutanların İsrail’e anlaşmalar yaparak, Türkiye’yi tank mezarlığına çevirdiklerini kimse inkâr edemez!
Bu konularla ilgili olarak Genel Kurmay Başkanlığı’ndan tatmin edici bir açıklama gelmemesi oldukça düşündürücü! İskenderun’da gerçekten 24 saat önce, teröristlerle ilgili olarak Jandarma’ya ihbar yapıldı mı? Bir amiral çıkıp, “Ben Yunanlıları AKP’lilerden daha çok seviyorum!” dedi mi?
Bunlar doğru değilse ve bu ordu gerçekten bu Milletin bağrından çıkmış ise derhal açıklama yapılmalıdır!
Çok açık söylüyor ve uyarıyorum! Bu gidiş hayra gidiş asla değildir. Bu iddiaların hiç birinin üstü örtülmemelidir. Buna kesinlikle “ihmal” denilemez!   
Biz benzer bir durumu Balkan harbinde de yaşadık. Balkan bozgunu sonrası başımıza neler geldi aşağı yukarı biliyoruz da, bozgunun önemli sebeplerinden biri olan İttihat ve Terakki’nin (İTC’nin), o günlerdeki zihniyetini ve bu zihniyetin oluşumundaki mason etkisini bilmiyoruz.
1912’lerde Abdülhamid düşmanlığı, İttihat ve Terakki’yi meydana getirdi. 
İttihat ve Terakki Abdülhamid’in takibinden kurtulabilmek için “mason locası” çatısı altında teşkilâtlandı. Mason localarına girerek; hem kendilerine bir “arka” bulmuş oldular, hem masonluğun teşkilatlanma özelliklerinden faydalandılar, hem de Abdülhamit muhbirlerinin alan hâkimiyetinin dışına çıktılar.
Balkan Devletleri Osmanlı’ya karşı bir hınçla tek vücut olurken, Sofya Büyükelçisi Asım Bey, Kral Ferdinand’ı ziyaret etmiş, romatizma tedavisi gören Ferdinand, “Görüyorsun savaşacak halim falan yok” deyince Asım Bey de İstanbul’a, “Balkanlardan imanım kadar eminim. Hiçbir harp zuhur etmez” telgrafı çekmişti.
Osmanlı Balkanlarda büyük bir bozgun yaşadı. Bu büyük bozgunun en önemli sebebi “ordunun siyasallaşması” olduğunu bütün tarihçiler kabul eder. İttihatçı Türk subaylarının ordunun yenilmesinden Nazım Paşayı sorumlu tutabilmek için mevzilerini terk edişleri, hükümeti zor duruma düşürmek için üstlerinin emirlerini yerine getirmeyişleri, “Balkan bozgunun” en önemli nedenidir.
Hasan Tahsin Paşa, 70 bin kişilik iyi eğitilmiş Kolordusu ile sadece mason locasından aldığı emirle, tek kurşun atmadan bugünkü Yunan’a teslim olmuştur.
Acı ama gerçekleri söylemek zorundayız! Ordunun İttihat ve Terakkileşmesi ve masonlarla haşır neşir olması bize nasıl Balkanları kaybettirdi ve o topraklardan onlarca devletin çıkma sebebi oldu ise bugün de orduda kimilerinin hükümete kızıyorum diye İTC’leşmesi ve masonlarla al takke ver külah olması Türkiye Cumhuriyeti’nden birkaç devletçiğin çıkması yolunu açacaktır. Bunu söylemek zorundayız. Çünkü bu konuda ciddi manada endişeliyiz.
Sırf hükümete kızıyorum diye ordunun siyasallaşması, İTC’leşmesi, masonlarla haşır neşir olması ne kadar tehlikeli ise, bu milletin bağrından çıkmış gerçek paşaların suskunluğu da o kadar tehlikelidir. 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri