Ölen, Çile Çeken Hep Müslümanlar!

.

 

 

Ortadoğu, Uzakdoğu, Afrika, Avrupa demeden dünyanın dört bir yanında çile çeken, zulüm gören, katledilen hep Müslümanlar oluyor. Geçmişte Filipinler, Keşmir, Beyrut, Bulgaristan, Yunanistan ve Bosna Hersek’te Müslümanlar üzerine oynanan sinsi oyunlar, günümüzde Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan ve Pakistan’da tekrarlanırken, bu defa Komünist Çin; işgâli altındaki Doğu Türkistan’da Müslüman katliamına başladı. Komünist Çin; Kaşgarlı Mahmud, Saltuk Buğra Han, Yusuf Has Hacip ve daha birçok değerli insan yetiştiren Doğu Türkistan’da İslâmiyet’in izlerini silmek için her türlü soysuzluk ve insan hakkı ihlâlini meşru sayıyor, İslâm dini ve kültürüne saldırıyor.

1948’de Birleşmiş Milletler ve ABD’nin himayesinde yerleştiği Filistin topraklarında devlet kuran İsrail, yerleşim alanını genişletmek için ilk olarak Suriye ve Mısır’la savaşarak amacına ulaştı. Daha sonra da Filistinlilere âdeta kan kusturarak, çocuk, kadın, yaşlı demeden onbinlerce masum insanı katleden kana doymayan Yahudi sürüsü katletmeye ve evlerini, yurtlarını yakıp yıkarak topraklarını zorla ellerinden almaya da devam ediyor. Seçimle Hamas’ı iktidar yapan Filistin halkı, El Fetih’in ABD yandaşlığı yüzünden zulüm görmekten bir türlü kurtulamıyor. Türkiye’den başka maddî ve manevî destekçisi bulunmayan ve binlercesi kamplarda yaşamaya mahkûm edilen Filistin halkı, 2 başlılık devam ettiği sürece de kurtuluşa erecek gibi görünmüyor.

Bilindiği gibi, Ortadoğu’nun Paris’i kabul edilen, eğlence yerleri ve kumarhaneleri ile meşhûr olan Beyrut’ta da bir zamanlar Hıristiyan militanların Müslümanların yaşadığı bölgeye yaptıkları yıllarca süren saldırılar sebebiyle kanlı çarpışmalar yaşanmış, binlerce Müslüman hayatını kaybetmiş, şehir yakıp yıkılarak harabeye dönmüştü. Filipinlerde bağımsızlık mücadelesi yapan Moro Müslümanları, canları pahasına Hıristiyan devlet güçleri karşısında direniyor. Eritre, Sudan ve bazı Afrika ülkeleri de dünyadaki karışıklıktan nasibini alıyor. İç savaş yüzünden onbinlerce aç ve sefil insan ülkelerini terk etmiş, bunlardan bir kısmı da ana baba, eş ve çocuklarını bırakarak şehrimize gelmiş bulunuyor. Nice Müslüman’ın canına malolan Keşmir sorununa yıllardır çözüm bulunabilmiş değil. Bulgaristan Komünist bloğa dahil iken Cumhurbaşkanı Todor Jivkov döneminde Müslüman Türk azınlığa karşı uygulanan soykırım henüz hatırlardadır. Bilhassa köylerde isimleri değiştirilen, dinlerini terk etmeye zorlanan Müslümanlar direnmelerini hayatlarıyla ödediler, toplu mezarlar ve göçler meydana geldi, binlerce soydaşımız Türkiye’ye sığındı. Yıllarca süren zulüm, komünizmin çöküşünden sonra belli bir rahatlama meydana getirdi ve bilindiği gibi, geçtiğimiz Pazar günü yapılan seçimde Türklerden milletvekili seçilenler oldu.

Yunanistan’da yaşayan Trakya Türkleri de çok çile çektiler, hâlâ da bir şekilde çekmekteler. Ezelden beri her fırsatta içlerindeki Türk düşmanlığını dışa vuran Yunanlılar, Müslümanlara hür iradeleriyle müftülerini seçme hakkı tanımıyor, kendi belirledikleri isimleri dayatıyorlar. Müslümanlara serbest bir yaşam hakkı tanımakta da oldukça zorluk çıkarıyorlar. 1920’li yıllarda mübadele ile Anadolu’dan göç eden Rumları bile aradan geçen uzun yıllara rağmen henüz tam anlamıyla benimseyemedikleri haber veriliyor. Bosna Hersek’te Sırpların Müslüman halka uyguladıkları soykırım ve gıda ambargo, kadın ve kızlara tecavüzleri unutmamıza imkân yok. Sırpların yaptıklarının insanlık dışı hareketlerin izleri henüz unutulmuş değil. BM’in yıllarca Sırp zulmüne seyirci kaldıktan sonra görevlendirdiği Barış Gücü’ne dahil Türk Birliği sâyesinde şimdilik huzur sağlanmış bulunuyor. Tabii onbinlerce Müslüman katledildikten sonra. Aradan geçen yıllara rağmen hâlâ toplu mezarlar ortaya çıkıyor.

Ortadoğu’daki katliam yeni değil. Irak’ta 1960’lı yıllarda İngiliz yanlısı general Abdülkerim Kasım, darbe yapmış, 20 yaşındaki kral Faysal ve 65 yaşındaki Nuri Said Paşa öldürülmüştü. Peşinden yeni bir darbe daha gerçekleşti ve Saddam Hüseyin Mısır’a kaçtı. 11 yıl sonra iktidar değişince Saddam Hüseyin geri döndü, ancak bu defa da Baas Partisi’nin 25 yıl süren baskı rejimi başlayıp, Irak halkı canından bezince ülkeye demokrasi iddiasıyla müdahale eden ABD’nin yıllardan beri Müslüman halka yaptıkları ortada. İlk zamanlarda işgâlci güçler masum insanların üzerine ateş açarak katletti. Hâlâ da hergün onlarca insan meydana gelen patlamalarda hayatını kaybediyor. Afganistan’ı da aynı bahane ile işgâl eden güçlerin yaptıkları Irak’tan farklı değil. Devlet Başkanı general Ziya ül Hak’ın bindiği helikopterin düşürülmesi sonucu hayatını kaybetmesinden sonra bir türlü huzur bulamayan Pakistan’daki iç karışıklık iyice arttı. Patlamalarda hayatını kaybedenler de elini kana bulayanlar da hepsi Müslüman. Urumçi’de Uygur Türklerinin kaldığı lojmanı basan 5 bin Çinli işçi 140 kadın ve erkek iççiyi katletti. 1990’da Zeydin Yusuf liderliğinde insanlık dışı davranış ve idamlara karşı çıkan Uygur Türkleri, o tarihten beri dayanılmaz şekilde zulüm görüyor. Çeçenistan’da canları pahasına bağımsızlık mücadelesi yapanlar da Müslüman.

Senden başka güvenceleri olmayan Müslümanları, İslâm düşmanlarının şerrinden, her türlü felâket, zulüm, katliam ve fenalıklardan koruyup, selâmete çıkar Allah’ım.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri