Çocukların birbirleriyle yakın temas halinde olması, ortak kullanılan yüzeyler ve özellikle sonbahar-kış döneminde kapalı ortamların daha fazla kullanılması solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırıyor. Bu nedenle okulların açılmasıyla birlikte nezle, grip, farenjit gibi solunum yolu enfeksiyonlarını daha sık görülüyor.
Uzmanlar aileleri hastalıklar konusunda uyarıyor. Burada önemli olanın, hastalıkların panikle karşılanması değil, koruyucu önlemlerin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğine vurgu yapan hekimler, “Öncelikle çocuklarımızın yeterli ve dengeli beslenmesi, düzenli uyuması ve fiziksel olarak aktif olması bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması açısından çok önemli.
Bunun yanında el hijyeni konusunda çocuklarımıza doğru alışkanlıkları kazandırmalıyız. Özellikle okuldan eve geldiklerinde, yemeklerden önce ve tuvalet sonrası ellerini sabun ve suyla uygun şekilde yıkamaları gerekir” uyarısında bulundu.
AŞI, HAVALANDIRMA, HİJYEN
Sınıfların düzenli havalandırılması da bu durumda önem arz ediyor. Kalabalık ve kapalı ortamların mümkün olduğunca iyi havalandırılması, solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşma riskini azalttığı belirtiliyor. Hekimlere göre bir diğer önemli nokta ise aşıların zamanında yaptırılması. Çocukların rutin aşılarının eksiksiz olduğundan emin olunmalı; yaşa ve risk durumuna göre önerilen aşılar aile hekimiyle değerlendirilmeli. Her burun akıntısı veya hafif ateş ciddi bir hastalık anlamına gelmez. Çocuklarda viral enfeksiyonlar oldukça sık görülür ve çoğu kendiliğinden düzelir. Önemli olan çocuğun genel durumudur. Bol sıvı tüketmesi, dinlenmesi ve yeterli beslenmesi sağlanmalı. Ancak yüksek veya uzun süren ateş, nefes almada güçlük, belirgin halsizlik, bilinç değişikliği, sıvı alamama, sürekli kusma, morarma gibi belirtiler varsa mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
KOMŞUNUN ANTİBİYOTİĞİNİ VERMEYİN!
Özellikle küçük bebeklerde ateş konusunda daha dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapan hekimler, “Çocuğun genel durumu iyi değilse ve ateşi, belirgin halsizliği veya aktif bir enfeksiyon tablosu varsa okula göndermek doğru değildir. Bu hem çocuğun dinlenip iyileşmesi açısından hem de sınıftaki diğer çocuklara hastalık bulaşmasını önlemek açısından önemlidir. Çocukların hastalık sırasında dinlenmesine izin vermek, ‘okuldan geri kalmasın’ düşüncesinden daha sağlıklıdır. Özellikle altını çizmek istediğim bir konu var: Antibiyotikler her enfeksiyonda kullanılmaz.
Çocuklarda gördüğümüz solunum yolu enfeksiyonlarının önemli bir kısmı virüs kaynaklıdır ve antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir. Gereksiz antibiyotik kullanımı hem yan etkilere neden olabilir hem de antibiyotik direncinin gelişmesine katkıda bulunur. Bu nedenle komşunun, arkadaşın veya daha önce aynı şikâyette kullanılan antibiyotiğin önerisiyle ilaç başlanmamalı. Antibiyotik gerekip gerekmediğine hekim karar vermelidir. Sağlıklı ve dengeli beslenen bir çocuk için rutin olarak çok sayıda vitamin veya takviye kullanmak doğru değildir. Çocuğun beslenmesi değerlendirilmeli ve gerçekten eksiklik varsa hekim önerisiyle yerine konmalıdır” diye konuştu.
ELLER SIK SIK VE DOĞRU YIKANMALI
Bağışıklık sistemini destekleyen en önemli faktörler arasında dengeli beslenme, yeterli uyku, düzenli hareket, uygun hijyen ve aşıların tamamlanmış olmasının kritik olduğunu belirten doktorlar, şunları dile getirdi: “Çocuklarımıza birkaç basit alışkanlığı kazandırmak bile çok önemli. Ellerini sık sık ve doğru şekilde yıkamak, öksürürken ve hapşırırken ağzını ve burnunu dirsek içiyle kapatmak, kişisel eşyalarını mümkün olduğunca paylaşmamak, su şişesi, çatal-kaşık gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamak, hastayken arkadaşlarıyla yakın teması azaltmak, sınıfların havalandırılmasına katkıda bulunmak, yeterli su içmek ve düzenli uyumak. Çocuklarımızın yılda birkaç kez nezle veya üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi, özellikle okul döneminde, tek başına bağışıklıklarının zayıf olduğu anlamına gelmez. Önemli olan hastalıkları tamamen sıfırlamaya çalışmak değil, bulaşmayı azaltmak, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak ve ciddi hastalık belirtilerini zamanında fark etmektir.” Ayrıca, velilerin özellikle internetten veya çevreden duydukları her öneriyi uygulamak yerine aile hekimlerine danışmaları öneriliyor.