Öğretmenim

.
Nasıl teşekkür etmem
Öğretmenim ben sana
Çok faydalı bilgiler
Öğretirsin sen bana

Bir ömür minnettarım
Unutamam ben seni
Düşlerime katarım
Hatırlarım hep seni
Muallim AYHAN

Öğretmelik, sevgi mesleğidir. Sevgi olmadan bu meslek yürümez. İlk önce öğretmen mesleğini ve insanları insanların yanında çocukları sevmeli, bunların yanında kültürünü, vatanını aşk ile sevmeli çocuklara dersten önce sevmeyi, merhameti, şefkati yaşayarak öğretmelidir. Gerisi teferruattır. Ses ve dağ; ne söylersen aynısı döner kulağına, ses ve yankı: öğrenciye nasıl davranırsan kazanılan davranış sana döneceğini hesap edip. Öğrenciye sevgi ve saygı dairesi içerisinde, sana emanet edilen, çocukları heykel tıraşın elinde bir taş gibi işlemek. Kilim halı dokur gibi onların küçük yüreklerine sevgi dokumak.
Yıllar sonra öğrencilerin bana gönderdiği mektubu dokunmadan ve üzerinde değişiklik yapmadan burayı aktarmayı uygun gördüm. Hep şunu düşledim okuttuğum çocukların minik kalplerinde ben bir devdim. Büyüyünce bunların gözünde nasıl dev kala bilmeliyim diye düşüncelere dalardım. Buda ancak sevgi, fedakârlık ve şefkat ile olacağını anladım. Öğrencilerimi bir evlat gibi gördüm. Evet işte karşılığını aldım. Topluma iyi yürekli insanlar yetiştirdim. Bu bana ölümlü dünyada en büyük ödüldür. Bu mektuplardan birini sizlere aktarıyorum.
ÖĞRETMEN
Benim bir öğretmenim vardı. AYHAN BİNGÖL… İlkokul dâhil bütün okul hayatım yatılı olduğu için çok öğretmen gördüm. Bunların sadece birini ve bir dönemini anlatacağım, yani en etkilendiğim kişiyi anlatmaya çalışacağım.
Yıllar 90–93 dönemleri, doğunun en sıkıntılı olduğu dönem. Terörün zirve yaptığı güçlendiği, dönemdi. Doğuda öğretmenlik yapmak zordu o dönem. Gelen öğretmenler ya hemen tayin isterler. Ya da bırakıp giderlerdi. Kalanlarında iki amacı vardı. Bir kısmı öğretmenlik yapardı bir kısmı maaş hesabı yapardı. Bir kısım öğretmenler öğrencileri çok döverdi. Dayağın en sertini acımazsızlığını orda gördüm. Bunların sonucu tabiî ki okuldan kaçılırdı. Sonucunda ya geri köyüne cahil bir hayata teslim olurlardı. Ya da batıya çalışmaya kaçardı öğrenciler. Biri farklıydı:
AYHAN BİNGÖL; O sorumlu olduğu 63 öğrencisine hep bir baba gibi davrandı doğruluk, vatan sevgisini, Allah sevgisini, insan sevgisini hep şefkatli olarak anlatı ve öyle davrandı. Yemek tabaklarımıza kadar bakar, doyup doymadığımızı kontrol eder. Yatakhanelerimize kadar gelir. Üşümememiz için ve büyük sınıfların bizi ezmemesi için: sorunlarını dinler ve kesin çözerdi. Bütün bunların sonucu ne oldu: Öğrencilerin büyük kısmı okumaya devam etti: doktor, mühendis ve öğretmenler çıkardı. Devam edemeyenler iş adamı oldu yani tamamı topluma yararlı bireyler oldu. İşte benim öğretmenim buydu. Ben hayatımın manevi tarafını ona borçluyum. ELLERİNDEN HASRETLE ÖPÜYORUM CANIM ÖĞRETMENİM…
 HALİL TAŞ/GIDA MÜHENDİSİ

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri