Noel Baba ve Misyonerler (1)

Abdullah Uçar
Bugün dünya hâkimiyeti için koşan, bütün dünyayı İsevîleştirme hayalleri ile kıvranan, tek bir dünya devleti azmi ve gayreti içinde olan Hıristiyan âlemi için, Anadolu çok önemli bir ülkedir.
Stratejik ve jeopolitik yönden çok önemli bir konumda olması, Asya ile Avrupa’yı birleştirmesi, boğazlara sahip olması, madenleri, verimli toprakları, iklimi… bu kıymetin sebeplerindendir.
Fakat Hıristiyanlar nezdinde Anadolu’nun değerini artıran mânevi yönleri de çoktur. Türkiye misyonerlerin kaynaklarında ‘İncil Ülkesi’ yani ‘Bible Land’ dir.(1) Çünkü Anadolu; Hıristiyanlığın kurucusu kabul edilen Sen Pavlus’un doğum yeri ve karış karış gezdiği, hatıralarının olduğu bir yerdir. Dolayısıyla Hıristiyanlığın ilk yayıldığı ve resmi din haline geldiği bir diyardır. Pavlus ve Hıristiyan azizlerinin uğradığı bu bölgeler, bugün “Hıristiyanlık Hac merkezleri” haline getirilmiştir.(2)
Antalya’nın Demre kasabasında bir tek Hıristiyan yaşamaz ama 1981 yılından itibaren orada Noel Baba’nın doğum günü kutlanır. Yani Hıristiyanlar 2000 yıllık miraslarının peşindedirler. Türkiye’de birçok caddeye, sokağa ve beldeye aziz ve azize isimleri verilmektedir.(3)
Acaba Avrupa veya Amerika bize böyle bir jest yapıyor mu? Rönesans döneminde eserlerinden ilim ve feyiz aldıkları bir tek Müslüman âlimin heykelini yapıp bir sokağa dikmişler mi? Şu haberler bize ibret levhası olmalı:
Hıristiyan âlemindeki meşhur gazete, dergi, basın ve yayın organları Milenyumun yani 1000 yılın ilim adamları listesini yayınladılar. Yani 1000 yıl içinde sahasında temâyüz eden (seçilen-öne çıkan) ilim adamlarının isimlerini ve milliyetlerini açıkladılar. İçlerinde bir tane Müslüman adı yok.(4) Yine Paris’te 100’den fazla caddeye Dünya çapında matematikçilerin isimleri verilmiş(5) Müslüman menşeli bir tek isim yok. El insaf! Nerde Fârâbî? Nerde asırlarca kitaplarını Avrupa üniversitelerinde okuttuğunuz İbni Sînâ? Nerde el-Harizmî? Nerde Ebu Heysem… Bu kadar da fanatiklik, bu kadar da bağnazlık olur mu? Oluyor. Ama bizdeki kraldan fazla kralcı kendini bilmezler, Noel baba heykelleri ve Hıristiyan azizlerinin heykellerini hem de yerine göre bu gariban milletin parası ile yaptırıp dikiyorlar. Meryemana Manastırını ihya ediyorlar. Yani; gelin verâset hakkı iddia edin. Çünkü buralar sizin demek istiyorlar. Yeni yasalar da çıkıp toprak almaları da kolaylaşınca, yarın Allah muhafaza Filistin’de Yahudilerin yaptığı gibi, bol bol buralardan arsa ve arazi alıp, Filistinlilere uyguladıkları tehciri ve zulmü bize uygulamayacaklarını kimse garanti edemez.
Olacağı bu ve bu iddialara da başladılar. 14.02.2005 tarihli şu haberi okuyalım: “Yunanlı aileler ada peşinde. Bodrum açıklarındaki 4 adacığın tapusuna sahip olduklarını iddia eden 2 aile, AİHM’ye tazminat almak için başvurmayı planlıyorlar.”(6) Kıbrıs’ta terkedilmiş yunan evlerinde oturanlara AB mahkemeleri kanalıyla yakalama emirleri çıkartılıyor.(7) İsviçre’de Ermeni Soykırımı olmamıştır diyerek bir konferans veren TTK başkanı Prof. Yusuf Halacoğlu için İsviçre’de bir savcılık Interpol aracılığıyla yakalama emri çıkarmıştır.(8)
Şu haber de bir ibret levhası: Fatih Çarşamba'da bir mahalle muhtarı, Zincirli Mescidi diye bilinen ve bakımsız vaziyette olan bir caminin arsasının etrafını çevirerek avlu yaptı ve bir “Meryem Ana” heykelini getirip dikti.
Kaldı ki; Meryemana’nın Anadolu’da vefat ettiğini veya Noel Baba denen Aziz Nikolas’ın Demre civarında yaşadığını kendi tarihçileri bile tarihi vesikalara dayandırıp ispat edemiyorlar.(9)
Noel Baba imajı her şeyiyle yalan üzerine bina edilmiştir. Başında kar takkesi, sırtında kalın ve hava aldırmaz kaba kumaştan kırmızı aba ve elbisesi, geyiklerin çektiği kızağı… ile sıcak bir ikilime sahip olan ve kar yağmayan Antalya beldesiyle, Noel Babanın orada yaşadığını uyuşturmak her halde akla ve mantığa uygun bir fikir olmasa gerek.
Hıristiyanların çocuklarına yılbaşında aldıkları hediyeleri, onlar uyurken yanlarına koyup: “Noel Baba sizi çok sevdiği için bu hediyeleri siz uyurken bırakıp gitmiş, dolayısıyla siz de O’nu çok sevmeniz lâzım” gibi yalan ifadelerin temelinde, özünde dürüstlük yoktur.
Hz. Meryem İslâm nazarında çok değerli ve kıymetli bir kadındır. Yahudiler O’na zina iftirası atıp bir çok eziyetler etmelerine rağmen, Kur’an’da O’nun adını taşıyan bir sure vardır ve O’nu tezkiye eden (suçsuz ve masum olduğunu açıklayan) bir çok ayet vardır. Yine İslâm nazarında en hayırlı ve cennetlik kabul edilen dört kadından biridir.
Hz. Meryem’in hayatını tetkik edenler O’nun oğlu ile beraber Mısır’a, Şam’a seyahat yaptığını görürler ama(10) Anadolu’ya seyahat yaptığı vaki değildir. Ama bugünün misyonerleri, Türkiye üzerine Hıristiyanların yoğunlaşmasını temin etmek için efsaneler uydurup, Hz. Meryem’in Efes (Selçuk) ’te Meryemana Manastırında yatmakta olduğunu yazarlar ve yayarlar. Hatta burayı ziyaret eden kişilerin Hacı olacağını dile getirirler ki, Türkiye üzerine Hıristiyanların iştahı daha da kabarsın. ABD eski Başkanı Clinton Türkiye’ye geldiğinde Efes harabelerini ve Meryem Ana kilisesini ziyaret ederek onların inancına göre hacı olmuştur.(11)
Hıristiyanlar, özellikle misyonerler bu art niyet ve sinsi düşüncelerle Türkiye’deki bazı bölgelerin önem kazanmasına, tanınmasına, turizm merkezleri olmasına gayret göstermektedirler. Turizm gelirleri adına biz de onların bu faaliyetlerine can-ü gönülden yardımcı oluyoruz. Prof. Dr. Mehmet Aydın Hocamız bu hususta şöyle demiştir:
 “Kapadokya adının, Hıristiyan Avrupa nezdindeki önemi (ve bugün aşırı rağbet görmesi), oranın vaktiyle bir Hıristiyan kültür merkezi olmasından ileri gelmektedir. Efes’in, Antalya’nın durumu da öyle. Turizm gelirleri için yapılan yatırımlar, Hıristiyanlığın sipiritüel canlanmasına hizmet etmemesi gerekir. 1987 yılında İznik’te 1200 yıl önce yapılan genel Konsil’in sene-i devriyesi kutlanmıştır.”(12) Haçlı unutmuyor, biz ise hatırlamıyoruz.
Filistin ve havalisinin Yahudi inancına göre; “Yahudilere Tanrı tarafından vaat edilmiş topraklar" “Arz-ı Mevud” olduğu gibi, Anadolu toprakları da kendilerine göre, Hıristiyanların Arz-ı Mev’udu’dur.(13) Ve vaat edilen bu kutsal toprakların nasıl alınacağı talimatı da misyonerler tarafından devamlı şekilde hafızalara işlenmektedir.
Haçlı seferlerinde ve Birinci Dünya Savaşında alınamayan Anadolu toprakları, bugün değişik bir usulle alınmak ve eski sahipleri olan Hıristiyanlara devredilmek istenmektedir. Bunun da en son ve en kolay yolu para ile toprak satın alıp, koloniler oluşturmak, nihayet Filistin’de Yahudilerin yaptığı gibi alınmayıp kalan yerleri de zorla gasp etmek.
-------------
Dipnotlar:
1 Fikret Akfırat, Misyonerlik Karakter İnşa Ediyor, Aydınlık, 3 Şubat 2002, s.20-21.
2 Clinton Türkiye’ye geldiğinde Efes’i ziyaret ederek hacı olmuştu. Milliyet Gazetesi, 10.01.1999.
3 Tarih ve Düşünce Dergisi, Kasım-Aralık 2001, s.18.
4 Yeni Şafak Gazetesi, 23.07.2000.
5 Milliyet Gazetesi, 04.08.2000.
6 Milliyet Gazetesi, 14.02.2005.
7 Milliyet Gazetesi, 11.05.2005.
8 02.05.2005 tarihli Hürriyet Gazetesi ve diğer ulusal basın.
9 Misyonerlik Karşısında Türkiye, İstanbul,1969, s.XXIV, dip not 1.
10 M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, TDV Yay.Ank. 2004,c.2, s.312.
11 Uğur Yıldırım, Hıristiyanlık Kampanyası Aldı Yürüdü, Aydınlık Dergisi, 05.03.2000.s. 156; Milliyet Gazetesi, 18.11.1999.
12 Mehmet Aydın, Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetler, TDV yay. Ankara 1996, s.18.
13 Mustafa Erdem, Misyonerlik, Misyonerlik, Diyanet Vakıf-Sen Yayını s.16.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.