Birlik Vakfı’nın Pazartesi günü Ulucanlar Cezaevi’nde düzenlediği “12 Eylül 1980-Görülmüştür” adlı etkinliğe katıldım. Netekim Paşa’nın “bir sağdan-bir soldan” diyerek Konsey kararı ile idam sehpasına gönderdiği gencecik fidanların can verdiği idam sehpaları ve bu sehpaların kurulduğu avluları izleyip, ağlamamak elde mi?
Bizim yakın tarihimizde çok fazla yıkanmayı bekleyen kirli çamaşırlarımız var. Kurulan komplolar, kardeş kavgaları, cinayetler, katliamlar ve en önemlisi de bunlara zemin hazırlayarak, silahla darbe yapanlar, bizim en kirli çamaşırlarımız!
12 Eylül’ün acı tablosunu bir kez daha hatırlamamızda fayda var. Çünkü Netekim Paşa’nın kirşi çamaşırları, hiçbir zaman hafızalarımızdan silinmeyecek kadar kabarık!
İşte araştırmacılar tarafından derlenen 12 Eylül’ün acı tablosu:
”-650 bin kişi gözaltına alındı.
- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
- Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
- 7 bin kişi için idam cezası istendi.
- 517 kişiye idam cezası verildi.
- Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
- İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
- 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
- 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
- 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 14 kişi açlık grevinde öldü.
- 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
- 95 kişi “çatışmada” öldü.
- 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
- 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.
- 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
- 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
- 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 3 gazeteci silahla öldürüldü.
- Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
- 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
- 39 ton gazete ve dergi imha edildi.”
Netekim Paşa ve ekibinin talimatı ile idam sehpasına götürülen genç fidanlardan biri de Mustafa Pehlivanoğlu’dur. Mahkeme süresi boyunca işkence yapılarak ifadesi alınır. Yatmakta olduğu Mamak Askeri Cezaevi’den alınarak, 7 Ekim 1980 günü 22 yaşındayken idam hükmü infaz edilir. İdam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hakimi Ali Fahir Kayacan, daha sonra anlattığı anılarında, Mustafa Pehlivanoğlu’nun asılan solcu Necdet Adalı’ya denk olsun diye, Konseyin kararı ile idam edildiğini anlatır. Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesi oğullarının idamını ancak infazdan 3 gün sonra çocuklarını ziyarete geldiklerinde öğrenebilmiştir.
Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesine yazdığı mektup aynen şöyledir:
“Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı işlemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakk'ın ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır.
Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin.
Son olarak, abime, yengeme, yiğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.
Oğlunuz Mustafa
Ankara 7 Ekim 1980”
Bu mektubu okuduktan sonra yazı yazmak mümkün mü? Daha nice Mustafa Pehlivanoğullarının, Necdet Adalılarının mektupları tozlu arşivlerde bekliyor. Ellerim titreyerek diyorum ki; darbenin ne için yapıldığını, darbeciliğin ne kadar şerefsizce işlenen bir cinayet türü olduğunu, yeni kuşaklara iyi anlatmalıyız!
Bizim yakın tarihimizde çok fazla yıkanmayı bekleyen kirli çamaşırlarımız var. Kurulan komplolar, kardeş kavgaları, cinayetler, katliamlar ve en önemlisi de bunlara zemin hazırlayarak, silahla darbe yapanlar, bizim en kirli çamaşırlarımız!
12 Eylül’ün acı tablosunu bir kez daha hatırlamamızda fayda var. Çünkü Netekim Paşa’nın kirşi çamaşırları, hiçbir zaman hafızalarımızdan silinmeyecek kadar kabarık!
İşte araştırmacılar tarafından derlenen 12 Eylül’ün acı tablosu:
”-650 bin kişi gözaltına alındı.
- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
- Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
- 7 bin kişi için idam cezası istendi.
- 517 kişiye idam cezası verildi.
- Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
- İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
- 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
- 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
- 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 14 kişi açlık grevinde öldü.
- 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
- 95 kişi “çatışmada” öldü.
- 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
- 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.
- 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
- 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
- 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 3 gazeteci silahla öldürüldü.
- Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
- 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
- 39 ton gazete ve dergi imha edildi.”
Netekim Paşa ve ekibinin talimatı ile idam sehpasına götürülen genç fidanlardan biri de Mustafa Pehlivanoğlu’dur. Mahkeme süresi boyunca işkence yapılarak ifadesi alınır. Yatmakta olduğu Mamak Askeri Cezaevi’den alınarak, 7 Ekim 1980 günü 22 yaşındayken idam hükmü infaz edilir. İdam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hakimi Ali Fahir Kayacan, daha sonra anlattığı anılarında, Mustafa Pehlivanoğlu’nun asılan solcu Necdet Adalı’ya denk olsun diye, Konseyin kararı ile idam edildiğini anlatır. Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesi oğullarının idamını ancak infazdan 3 gün sonra çocuklarını ziyarete geldiklerinde öğrenebilmiştir.
Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesine yazdığı mektup aynen şöyledir:
“Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı işlemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakk'ın ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır.
Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin.
Son olarak, abime, yengeme, yiğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.
Oğlunuz Mustafa
Ankara 7 Ekim 1980”
Bu mektubu okuduktan sonra yazı yazmak mümkün mü? Daha nice Mustafa Pehlivanoğullarının, Necdet Adalılarının mektupları tozlu arşivlerde bekliyor. Ellerim titreyerek diyorum ki; darbenin ne için yapıldığını, darbeciliğin ne kadar şerefsizce işlenen bir cinayet türü olduğunu, yeni kuşaklara iyi anlatmalıyız!