Müzelerimizde tarih saklı

Türkiye'nin en fazla ziyaret edilen müzeleri arasında yer alan Mevlana Müzesi'nin de bulunduğu Konya, müze turizminin merkezleri arasında yer alıyor

Topkapı Sarayı Müzesi'nin ardından en çok gelir getirdiği belirtilen ve Konya'ya gelen hemen herkesin ziyaret etmeden kentten ayrılmadığı Mevlana Müzesi, bünyesinde önemli bir hazineyi barındırıyor.

UNESCO'nun 2007'yi ''Mevlana Yılı'' ilan etmesiyle yerli ve yabancı turistlerin Konya'da ilk uğradıkları yer olan Mevlana Müzesi, bugüne kadar milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.
1926 yılında Konya Asar-ı Atika Müzesi adı altında hizmete açılan Mevlevi dergahı ve türbenin adı, 1954 yılındaki düzenlemenin ardından Mevlana Müzesi olarak değiştirildi. Dervişan Kapısı'ndan girilen müzenin avlusunda yer alan Şeb-i Arus havuzuna para atanlar ve aslan ağızlı çeşmeden sudan içenlerin dileklerinin yerine geleceğine inanılıyor.
Mevlana'nın felsefesini ve düşünce sistemini anlatan hatların bulunduğu Türbe Salonu'nun girişinde iki ayrı levhada Mevlana'nın öğretilerini insanlara anlatan iki önemli sözü yer alıyor. Levhalardan birinde, ''Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol'' yazısı, diğer levhada ise ''Gel, gel, ne olursan ol gel. İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol gel. Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel'' ifadeleri yer alıyor.
Türbe Salonu'nda biraz daha ilerledikten sonra yeşil kubbenin tam altında Mevlana'nın ve oğlu Sultan Veled'in sandukalarıyla karşılaşılıyor. Mevlana'nın gök mavisi mermerden sandukasını 1565 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı biliniyor.
SABIR TAŞLARI VE DEV ŞAMDAN
Mevlana Müzesi'nin tavanında asılı, mermerden oyularak yapılan ve herhangi bir yerinde ekleme bulunmayan sabır taşları ise ziyaretçilerin hemen dikkatini çekiyor. Sabır taşlarını bir kişinin çocuk yaşta yapmaya başladığı ve ancak torununun bitirebildiği rivayet ediliyor.
Kıbrıs'ın fethinden sonra 1571 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından müzeye hediye edilen ve 16. Yüzyılda yapıldığı bilinen 16 kollu, yüksekliği 126 santimetre, ağırlığı 73 kilogram, çapı 72 santimetre olan ve 4 parçadan oluşan dev şamdan da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
''YE KÜRKÜM YE''
Akşehir ilçesinde Rüştü Bey Konağı olarak bilinen ve 1986 yılında kamulaştırıldıktan sonra restorasyonu yapılan bina, 5 Temmuz 2007'de Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak hizmete girdi.
Müzenin 2. katında bulunan canlı teşhir bölümünde Türk halk bilgesi, halk dilinde, duygu ve inceliği içeren gülmece türünün öncüsü Nasreddin Hoca'nın ''Ye kürküm ye'' fıkrasının canlandırıldığı oda ziyaretçileri tebessüm ettiriyor. Yine canlı teşhir bölümünde bir Anadolu geleneği olan ''Sıra Yarenleri'' de canlandırılıyor.
ATATÜRK'ÜN ÖZEL EŞYASI SERGİLENİYOR
Akşehir'de bulunan Batı Cephesi Karargahı Müzesi'nde ise Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra kullandığı bazı özel eşya yer alıyor.
18 Kasım 1921 ile 24 Ağustos 1922 tarihleri arasında Batı Cephesi Komutanlığına karargahlık yapan müze binasında, Kurtuluş Savaşı'nın hazırlık safhasına ilişkin resmi belgelerin orijinalleri bulunuyor.
Atatürk'ün yazmış olduğu Nutuk'un orijinal metninin yanı sıra, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk fotoğrafları da müzede sergileniyor.  
KONYA ARKEOLOJİ MÜZESİ
1962 yılında bugünkü binasında hizmete giren Konya Arkeoloji Müzesi, tarihi zenginliğiyle, kente gelen çok sayıda yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor.
Arkeoloji Müzesi'nin görülmeye değer eserleri arasında insan figürleriyle süslenen Roma lahit mezarları yer alıyor. Roma ve Bizans çağından sunak, mezar stel ve ostotekler müze iç teşhirinde ve bahçede sergileniyor. Müzede Çatalhöyük ve Karahöyük buluntularını da görmek mümkün.
İNCE MİNARE MÜZESİ
Selçuklu Sultanı 2. İzzettin Keykavus devrinde Vezir Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından Alaaddin Tepesi'nde yaptırılan İnce Minare de ziyaretçilerin ilgi gösterdiği yerler arasında. 1258-1279 tarihinde yaptırılan ve 1956'da müze haline getirilen İnce Minare, 1992 yılında restore edildi.
Selçuklu, beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait mezar taşlarının sergilendiği Sırçalı Medrese, Selçuklu dönemine ait çini eserlerin sergilendiği Karatay Çini Eserler Müzesi, Etnografya Müzesi ve Atatürk Evi de Konya'yı ziyaret eden tarih meraklılarının uğrak yerleri arasında yer alıyor.
AKSARAY MÜZESİ TARİHE IŞIK TUTUYOR
Aksaray Müzesinde sergilenen tarihi ve kültürel eserler, Anadolu tarihine ışık tutuyor. 1969 yılında şehir merkezinde bulunan Zinciriye Medresesi'nde kurulan Aksaray Müzesi, 2006 yılı sonunda yeni yerine taşındı.
Aksaray Müzesi, etnografik, arkeolojik ve mumyalar ile üzerlerinden çıkan eserlerin sergilendiği salon olmak üzere, birbiriyle koridorlarla bağlı dört teşhir salonundan oluşuyor.
10 binin üzerinde eserin bulunduğu müzenin etnografya salonunda Aksaray'ın yakın tarihine ışık tutan kadın ve erkek giysileri, silahlar, para keseleri, çoraplar, gümüşten yapılmış takılar, banyo ve mutfak gereçleri sergileniyor.
Müzede Selçuklu, Bizans, Roma, Frig ve Hitit dönemlerine ait eserler, kandil ağırlıkları, vazolar, sikkeler, heykelcikler, haçlar, takılar vazo ve kandiller dikkati çekiyor.
Müzede en çok ilgiyi ise Aşıklı Höyük'te bulunan ve dünyanın en eski kafatası ameliyatının izlerini taşıyan genç bir kadına ait kafatası çekiyor.
MUMYA GÖRMEK İÇİN MISIR'A GİTMEYE GEREK YOK
Aksaray Müzesi'nde sergilenen mumyalar da turistlerin ilgi odağı. Mumyalar salonunda 10 ve 13. Yüzyıllara tarihlendirilen Çanlı Kilise'nin içinden ve çevresinden çıkartılan çocuk ve yetişkin mumyalarının yanında bir kediye ait mumya da sergileniyor.
Mumyalarla beraber gün ışığına çıkartılan cam bilezik, boncuk, metal yüzük, kolye, giysi, kefen parçaları, tarak, patik ve fes gibi kişisel eşya, elle yazılmış Grekçe İncil ve yazmalar da bu salonda görülebilir.
Müzenin bahçesinde ise küp ve diğer eserler sergileniyor.
14 ASIRLIK GENÇ KIZ CESEDİ KARAMAN'DA
Aktekke Meydanı yanında Hatuniye Medresesi ile yan yana olan ve bugünkü binasında 1980 yılından bu yana hizmet veren Karaman Müzesi'nde arkeolojik ve etnografya eserleri yer alıyor. Arkeolojik eserler bölümünde, Kalkolitik devirden Geç Bizans'a çeşitli dönemlere ait eserler sergileniyor. Etnografik eserler bölümünde ise Selçuklu'dan günümüze çok sayıda eser bulunuyor. Müze bahçesinde Roma devrine ait mezar stelleri başta olmak üzere Bizans ve Türk-İslam dönemlerine ait taş eserler yer alıyor.
Karaman Müzesi, merkeze bağlı Alaçatı köyünde bulunan Canhasan Höyüğü'nden çıkan pişmiş topraktan yapılmış çanak-çömlekler, insan ve hayvan figürleri, taş baltalar, obsidyenden ok uçları, kemik kazıyıcılar, iğneler, kolyeler, bilezikler ve süs eşyasını bünyesinde barındırıyor. Özellikle Roma ve Bizans dönemlerine ait cam şişeler müzenin önemli koleksiyonları arasında.
Müzede sergilenen, kimyasal maddelerle korunmamasına rağmen 14 asırdır sağlam kalan bütün haldeki genç kız cesedi, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Dünyada mumyalanmadan bu kadar uzun süre dayanabilen birkaç cesetten biri olduğu belirtilen cesedin özelliğini kaybetmesinin engellenmesi için minyatür mağara yapılması planlanıyor.



 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Türkiye Haberleri