Toplumda sıkça dile getirilen “Kadın ilgi bekler, erkek övgü” sözünün yalnızca bir klişe olmadığı, ilişkilerin temel dinamiklerinden biri olduğu uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Uzmanlar tarafından gün içinde edilen bir teşekkür, içten bir iltifat ya da kısa bir ilgi göstergesinin çiftler arasındaki bağı kuvvetlendirdiği de ifade edildi.
‘İLGİ VE ÖVGÜ DENGESİ KURULMALI’
Aile Danışmanı Rukiye Demir, “Hepimiz aynı çatının altındayız ama bazen sanki farklı kıtalardan konuşuyoruz. Kadınlar "Birazcık ilgi!" diye beklerken, erkekler "Ne yapsam yaranamıyorum" diye iç çekiyor. Aslında çözüm çok uzakta değil, sadece birbirimizin ruhuna giden o doğru kapıyı çalmakta. Aile ve çocuk danışmanlığı penceresinden; evliliğin o meşhur "ilgi ve övgü" dengesini anlayalım. Şu meşhur meseleyle başlayalım, "Kadın ilgi bekler, erkek övgü" derler. Aslında bu konu, şehir efsanesi değil, tam kalbinden vuran bir gerçek. Şöyle düşünün; bir kadın için ilgi demek "Sen benim için değerlisin, seni her halinle görüyorum" mesajıdır. Erkek içinse övgü ve takdir, "Sen benim kahramanımsın, sana güveniyorum" demektir. Yani biri duygusal güven bekliyor, diğeri güç ve onay. Bu ikisini birbirimize doğru verdiğimizde, o evde çiçekler açıyor” diye konuştu.
‘10 DAKİKALIK GERÇEK SOHBET BİLE YETİYOR’
İki kişinin ilişkide orta yolu bulamamasının nedenine değinen Rukiye Demir, “En büyük hatamız, "Ben ne bekliyorsam, o da onu bekler" diye düşünmek. Kadın sevilmek istediği için eşini aşırı ilgiye boğuyor; ama erkek bazen o yoğun ilgiyi "özgürlüğünün kısıtlanması" gibi algılayabiliyor. Erkek de "Ev geçiniyor, her şey tam, daha ne olsun?" diyor. Oysa kadının beklediği yeni bir eşya değil; akşam çay içerken telefonun kenara bırakılıp gözünün içine bakılarak yapılan o 10 dakikalık gerçek muhabbet. Erkek dünyasında "başarı" her şeydir. Dışarısı çok sert; trafik, iş stresi, hayat kavgası erkeği yoruyor. Eve geldiğinde eşinden "Bu sorunu sen çözersin, sana güveniyorum" ya da "Ellerine sağlık, bunu çok güzel hallettin" cümlesini duymak, erkeğe dünyaları veriyor. Takdir görmeyen erkek, kendini yetersiz hissedip köşesine çekiliyor. Kadın, "Beni fark et" diyor. Saçındaki bir değişikliği, yorgun bir bakışını ya da özenle yaptığı yemeğin tadını fark etmenizi bekliyor. Erkekler bunu "her gün hediye almak" sanıyor. Değil. Gün içinde atılan bir "Seni özledim" mesajı, kadın için akşama kadar yetecek bir mutluluk yakıtıdır” ifadelerini kullandı.
‘HUZURLU EVLİLİK, ÇOCUKLAR İÇİN EN GÜÇLÜ MİRAS’
Kavgaların en çok çıktığı noktanın "Sen beni hiç dinlemiyorsun" cümlesi olduğuna dikkat çeken Aile Danışmanı Rukiye Demir, şunları söyledi: “Kadınlar bir sorunu anlatırken genelde çözüm değil, sadece paylaşım ister. Erkek hemen "Şöyle yap, böyle yap" diyerek teknik bir tamirci gibi yaklaşıyor. Kadın da "Beni anlamıyorsun" diye kırılıyor. Erkeklere tavsiyem; sadece dinleyin ve "Haklısın, seni anlıyorum" deyin. Bu, kadına verilen en büyük ödüldür. Çocuklar evin en hassas radar sistemleridir. Anne ve babanın birbirine nasıl davrandığını izleyerek "sevmeyi" öğreniyorlar. Babasının annesine ilgiyle, nezaketle yaklaştığını gören bir çocuk sevmeyi öğrenir. Annesinin babasını takdir ettiğini gören çocuk ise saygı duymayı öğrenir. Huzurlu bir eş ilişkisi, çocuğa bırakılacak en güzel mirastır.”