Mümin’in Gölgeliği: RAMAZAN

Nesrin Ercan

Bir dünya yolcusunun oruçlu notlarından…

Susadım.

Çok susadım…

Dilim damağım kurudu. Yutkunmak istiyorum ama boğazım buna izin vermiyor artık. Başımın üstünde kavurucu bir güneş. Yürüyorum. Bir damla suyun bile ne kadar değerli olduğunu şimdi daha iyi anladım. İyice halsizleştim, midem iyice ufaldı. Takatim kesilmek üzere. Gözlerim normalden biraz daha farklı şimdi. Sanki daha bulanık görüyorum etrafımı…

Şu an sadece bir yudum su içsem, bir lokma yesem; bütün dünya benim olacakmış gibi hissediyorum. Tam da o anda aklımda bir soru beliriyor:

“Bu dünyadaki en büyük imtihanı açlık olan ve buna mahkum edilen insanlar nasıl dayanıyorlar? “ Bizler sayılı günlerde bile zorlanırken?..

“Şükür Rabbim! Verdiğin sonsuz nimetlere sonsuz kere şükür! “ diye geçiriyorum içimden…

Evet. Ben oruçlulardan yalnızca biriyim. ‘ Reyyan kapısı’ na talibim. Huzurlu ve mutluyum. Yaşadığım ufak tefek zorluklara rağmen hissettiklerimden, içinde bulunduğum bu ruh halinden öyle lezzet alıyorum ki…

Uçsuz bucaksız bir ummana dalmış gibiyim. Çünkü içinde bulunma şansı yakaladığım bu hal; beni sakinleştiriyor, iç dünyama yolculuk yapmam için teşvik ediyor, kendimle yüzleşmemi sağlıyor, yüreğime merhamet tohumları ekip kulluğumu hatırlatıyor. Bu dünyaya çok da meyletmemeyi öğretip, Müslümanca yaşamanın anahtarını veriyor elime sanki…

Bu sükûnet, kalbimi ellerimde gibi hissettiriyor…

Ya Rabbi! Senin için değil haramlardan, helallerden dahi elimizi, ağzımızı, dilimizi çektik. Yeter ki sana yaklaşmamıza izin ver. Yeter ki dostluğuna kavuşalım. Yeter ki cennete giden yolda elimizi hiç bırakma, merhamet et. Hidayet et bizlere. Senin nezdinde aziz olmayı nasip et. Kapına, kulluğuna, huzuruna hasret bırakma! “ diye edilen duaların hoş sedalarını işitiyorum. Öyle ya; Rabbimiz Rahmandır. Rahimdir. Çok yücedir. Sonsuz merhamet sahibidir. Tüm acizliğimize, eksikliğimize rağmen bu mübarek aya kavuşmayı tekrardan nasip etmiştir bizlere… Bu ay, öyle bir aydır ki; gerçekleri en berrak haliyle anlatır. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluştur. Doğruyu eğriden ayırma rehberi olan Kur’ an’ ın indirildiği aydır. Sinesinde bin aydan daha hayırlı bir geceyi saklayan aydır.

“Ey iman edenler!” diyerek nida edip bizi bağışlamak isteyen; ‘ Gafur’ olan Allah (c. c. )’ ın en hoşnut olduğu aydır.

Sabırla yoldaş olunan, sevaplarımızı bereketlendiren, gurbetteki bir sevdiğimizi bekler gibi beklediğimiz vuslat ayıdır Ramazan. Sema kapılarının sonuna kadar açıldığı, manevi ganimetlerin sağanak gibi üzerimize yağdığı, gizli – açık bütün sırlarımızın göklere yükseldiği, karanlık yollarda ışık olan; kurtuluş yollarını gösteren aydır Ramazan...

Ey Ramazan! On bir ayın sultanı, başımın tacı, gözümün nuru, nazlı Ramazan…

İpek mendillere sarıp en yüksek yerlerde, en hisli gönüllerde saklamak istediğimiz sevda ayı...

Biz senin istediğin gibi tutamasak da seni, sen tut bizi. Günahlardan, kötülüklerden, kötü niyetlerden, memnun olmayacağın her şeyden…

Seni hakkıyla eda etmemize izin ver. Sağa sola bakmadan, hoyratça sürekli koştuğumuz şu fani dünyada, sen yolumuza rastgelip yönümüzü doğruya çevir.

Evvelde namütenahi bir dost, ahirde munis bir şefaatçi ol bizlere…

“ Oruç sevdası, bambaşka bir sevdadır. “ diyen Hz. Mevlana gibi gönülden hissederek seni tamamlamaya ve Rabbimiz’ in rızasına nail olabilmeye vesile ol…



Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.