Mukadderat-ı İlâhî Böyle İmiş!

.

Kahramanmaraş’ta mitinge katıldıktan sonra Yozgat Yerköy’e gitmekte olan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki BBP Sivas İl Başkanı, İl Başkan Yardımcısı, Belediye Meclis Üyesi Adayı ve İhlas Haber Ajansı Sivas Muhabiri İsmail Güneş’in bindikleri, Pilot Kaya İstektepe’nin kullandığı helikopterin Sisne Köyü yakınlarında “Keş Dağı”na düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmesi üzerine milletçe çok büyük bir acı yaşadık. Başta Yazıcıoğlu’nun annesi, eşi, çocukları, ablası, kayınbiraderi olan Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil, akrabaları, hemşehrileri ve milyonlarca insanımız olayın duyuluşundan itibaren büyük üzüntü içinde gözyaşı döktü. Sabahtan gece yarılarına kadar televizyonları başında gelişmeleri takip eden vatandaşlar camilerde, evlerinde seccadelerinin üzerinde kazazedelerin yaşamaları için Allah’a dua etti, ancak elden “Mukadderat-ı ilâhî böyle imiş” demekten başka bir şey gelmedi. Türk milleti bu elim kaza sebebiyle üzücü kaderi paylaşarak bir defa daha yekvücut olmanın örneğini verdi.

55 yaşında üzücü şekilde hayatını kaybeden Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş’ta konuşurken devletten yardım almadıkları için arkadaşlarının aralarında topladığı para ile ilk defa bir helikopter kiralayıp, miting yaptıklarını bildirerek partisinin belediye başkan adaylarını işaretle “Adaylarımızı sizlere, sizleri de Allah’a emanet ediyorum” diyerek partililerle vedalaşıp, Yerköy’e hareket etmişti. Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır’ın, bir hafta kadar önce helikopter kiralanması gündeme gelince Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Bırakın şu helikopter işini! Siz beni öldürecek misiniz? Hava kötü olur, şartlar elverişsiz olur, uçamayız” diyerek karşı çıktığı bildirildi. Böylece, taraftar olmadığı helikoptere sonradan binerek hayatını kaybetmesini de “İlâhî takdir” olarak yorumlamak gerekiyor. Allah’ın, bütün yaratılmışlar için takdir ettiği ezelî hüküm, kader, alın yazısı olan “Mukadderat-ı ilâhî” ye inanıp, boyun eğmek durumundayız. Devletin bütün arama imkânlarına rağmen, helikopter enkazına ilk önce Döngel, Çevrepınar, Göksun ve Kızılöz köylerinden 17 kişilik ekip ulaştı. Döngel köyü muhtarı ile ekipten Abidin Karataş, Ramazan Kuzu, Hacı Kuzgun ve Mustafa Köz, enkazı aramaya karar vererek, kestirme yoldan 3 saat yürüyüşten sonra tamamen karla kaplı olan enkazı bulunca Jandarma karakoluna durumu bildirdiklerini, gelecek arama ekibinin geniş bir alana yayılan enkazı ve kırmızı gövdeyi görebilmesi için üzerini kaplayan 50 santimi bulan karı temizlediklerini, helikopterin kuyruk kısmının kopmuş olduğunu, 2 kişiyi gövdenin arka kısmında donmuş, 2 kişiyi de dışarıya fırlamış hâlde bulduklarını, diğer 2 kişiyi göremediklerini, kar yağışı, tipi ve şiddetli soğuk sebebiyle donma tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını bildirdiler. Nitekim, gece yarısı saat 03’te köye dönebildikleri, donma tehlikesi geçiren bir köylünün ilçeye götürülerek hastanede tedavi edildiği bildirildi.     

Millî ve mânevî değerlere bağlı bir siyaset adamı olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki çoluk çocuk sahibi insanları ender rastlanan bir kaza sonucu kaybetmenin üzüntüsü hüküm sürerken, televizyonlarda reyting uğruna bir yanlış haber yarışı başladı. Kazadan sağ ve bacağı kırık olarak kurtulanlardan İHA muhabiri İsmail Güneş’in 112 Acil Servisi telefonla araması üzerine olayın duyulmasından itibaren hassas davranılması gereken bir ortamda herkes bir şey söyledi, ilgili ilgisiz her kişiyi ekrana çıkararak konuşturmaktan çekinmediler. Resmi açıklamalara itibar etmeden ilk saatlerde enkaza ulaşılarak helikopterdekilerin yaralı olarak kurtarılıp, Kayseri’ye getirilerek tedavi altına alındığı haberini veren kanallar olduğu gibi, ilerleyen saatlerde de enkaz arama çalışmalarında israrla kusur, ihmâl ve yetersizlik arayıp, ortamı gerenler de hiç eksik olmadı.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve kurtarma çalışmalarını gece gündüz yerinde takip ettiği hâlde protestoya muhatap olma talihsizliği yaşayan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bütün imkânlar seferber edilmesine ve büyük çaba gösterilmesine rağmen teknik imkânsızlık ve son derece olumsuz hava şartları nedeniyle uzun süre ulaşılamayan enkazın yerini açıklarken bile eleştirileri sürdürüp, olayı daha da dramatik hâle getirerek siyasî amaçla duygu sömürüsü yapmaya gayret edenler vardı.

1980 darbesinden sonra Mamak Cezaevi’nde 7.5 yıl hapis yatan, inandığı dava uğruna çile çeken, Alperen Ocaklarını kurarak gençliğe yön vermek gibi önemli bir misyon üstlenen, necip milletimizin vatanperver evlâdı, Türk-İslâm ülküsünün yiğit savunucusu Yazıcıoğlu ve hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına, BBP mensuplarına ve Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Milyonların sevgisini kazanan, siyasî hayatımızda iz bırakan merhum Muhsin Yazıcıoğlu, hapiste yazdığı bir şiirinde “Uzak, çok uzak bir yerleri özlüyorum/Huzur dolu içimde/Ben sonsuzluğu düşünüyorum/Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum” diyordu. Taşıdığı bu yüce duygu ile geride yüreği acı dolu milyonlarca insanı bırakarak, hasretini çektiği “Sonsuzluğun sahibi” ne kavuştu. Muhsin Yazıcıoğlu ve diğerlerinin mekânı Cennet olsun, Allah bir daha böyle bir felâket göstermesin. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri