Muhacirlere Karşı Ensar Olabilmek

.

Nu’mân bin Beşîr (r.a.)’den rivayetle; Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdu: “Mü’minler; birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkat göstermekte tek vücut gibidir. O vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da acı çekip uykusuz kalır.” (1)
Bir diğer hadis-i şeriflerinde de Nebî (s.a.v.) buyuruyor ki: “Vücudun herhangi bir organı rahatsız olursa, diğer azalar da ona uykusuzluk ve ateş ile iştirak ederler.” (2)
Bu hadis-i şerifler doğrultusunda müellifi olduğum Hz. Sara ve Hz. Hacer, Hz. Âsiye, Hz. Meryem ile Âyet ve Hadislerle Hanefî İlmihâli’mden elde etmiş olduğum gelirler ve sorumluluk sahibi kardeşlerimin katkıları ile üçüncüsünü gerçekleştirmiş olduğumuz Suriye Yardım konvoyu Rabbimin yardımı ile bölgeye ulaştı. İhtiyaç sahibi mülteci kardeşlerimizin yaralarına bir nebzecik de olsa merhem oldu.
Kırk yıllık Esad ailesinin zulümlerine, katliamlarına ve her türlü hak ihlallerine karşı Arap Baharı’nın da etkisi ile Suriyeli kardeşlerimiz, yönetime karşı şanlı bir kıyam gerçekleştirdiler.
Cephelerde mevzi kaybeden Esad güçleri, savunmasız mazlum halkın üzerine, hedef gözetmeksizin savaş uçakları ile bombalar yağdırmakta, keskin nişancılar tarafından kadın, çocuk demeden kendi halkı katledilmektedir.
Beşar Esad’ın zulmünden ve katliamından kaçan mazlum ve yoksul halk, soluğu komşu ülkeler Ürdün ve Türkiye’de almakta, Lübnan ve Irak’a sığınan mültecilerin ise can ve mal güvenliği, fanatik şiilerin saldırıları sebebi ile tam olarak korunamamaktadır.
Müslüman olan bu halk, yükte hafif pahada değerli olan neleri varsa almışlar yanlarına, düşmüşler yollara. Esad’ın ölüm kusan bombalarına aldırmadan kucakta bebeleriyle, yaşlı dede ve nineleriyle, yediden yetmişe katılmışlar bu zorlu kervana. Yoldaki açlık, susuzluk ve ölümlere aldırmadan kendilerini atmışlar Türkiye’deki Mülteci Kamplarına.
Türkiye Hükümetinin ve başta İHH olmak üzere çeşitli yardım kuruluşlarının özverili yardımlarına rağmen 120.000'i geçmiş durumdaki mültecilerin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmek, oldukça zor bir durum.
Kasım’ın 11-12'sinde bölgeye yağan yağmurla çadır kenti sular altında kalmış ve kış soğuklarının bastırışıyla da Kızılay’ın dağıtmış olduğu çadırlardaki hayat imkânsız hale gelmiştir.
Suriye’nin Türkiye sınırına yakın yerlerde, Türkiye’ye girememiş olan mülteciler ise ağaç altlarında ve derme çatma çadırlarda kışlık giyecek, battaniye ve yiyeceğe muhtaç bir halde, soğuk ve yağmura karşı hayat mücadelesi vermektedirler. En fazla da çocuklar perişan olmakta, bir kısmının ayağında ayakkabı, üzerinde doğru dürüst kışlık bir elbise olmadığı için tir tir titremektedirler.
Bu mazlum halk ya Esad’ın bombaları altında ölecek ya da tüm insanlığın gözleri önünde yağmur, soğuk ve açlıkla ölecek. Onlar Esad’la ve ölümle imtihan edilmekte bizler de onlarla imtihan edilmekteyiz.
Rasûlüllah (s.a.v.): “İçlerinde aç insanların barındığı bir topluluktan Allah’ın himâyesi kalkar” (3), “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” (4) “Allah katında en üstün amel, aç bir karnı doyurmaktır.” (5) “Veren el, alan elden daha hayırlıdır” (6) buyurarak bizleri, Suriyeli Muhacirlere karşı Ensar olmaya davet etmektedir.
Allah Teâlâ buyuruyor ki: “Allah’a ve Rasûlüne îman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden îman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.” (7)
“Kim Allah’a karşılıksız güzel bir borç verirse, Allah da onun karşılığını ona kat kat fazlası ile verir. Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır. (Sonunda) hepiniz O’na döndürüleceksiniz.” (8)
“Siz, Allah için ne verirseniz Allah onun yerine (daha iyisini ve hayırlısını) verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (9)
---------------
1) Cem’ul-Fevâid, Rudânî, (7820).
2) Buhârî, Edeb, 27.
3) Müsned-i A. bin Hanbel, c.2, s.33.
4) Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/55 / Müsned-i Şihab, s.147 (648) / Hafız Münziri, Tergib ve Terhib, c.3, s.2358 / Beyhaki, Şuabü’l-Îman, c.7, s.76 / Heysemî, Mecmâü’z-Zevâid, 8/167.
5) Müsned-i Şihab, s.177 (740).
6) Buhârî, Zekât, 18 / Müslim, Zekât, 32 (1033) / Ebû Davud, Zekât, 39 / Tirmizi, Zekât, 38 (680) / Nesâi, Zekât, 53 / Muvatta, Sadaka, 2 (1822).
7) Hadid sûresi, 57/7.
8) Bakara sûresi, 2/245.
9) Sebe sûresi, 34/39.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri