ŞİDDET VE İNTİHAR OLAYLARI ARTTI
Gelenekselden moderne geçişte ekonomik gücün ve statü kavramının öne çıkması ve bu kavramların değerlerle çatışması şiddet ve intihar olaylarını da beraberinde getiriyor. Şiddet olaylarının büyük bir bölümü sosyo-ekonomik nedenlerden kaynaklanıyor. Son bir ayda da Konya’da 5 intihar vakası görülürken bebek cinayetleri dâhil olmak üzere vahşet derecesine varan çok sayıda şiddet olayı görüldü.
DEĞERLERİN UNUTULMASININ SONUCU
SÜ İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akgül, toplumda gittikçe artan şiddet eğilimlerinin, çatışma ve intiharların, yabancılaşma, ekonomik kriz ve yeni toplumsal şartlardan kaynaklandığını söyledi. Değerlerin yok olmaya başladığına dikkat çeken Akgül, şöyle konuştu: “Her şeyin anlamsızlaştığı ortamda, intiharlar, cinnet ve cinayetler kaçınılmaz olacaktır.”
YALNIZLAŞAN İNSAN İNTİHARA YÖNELİYOR
Psikolojik Danışman Uzmanı Zuhal Şeflek de, değişimle birlikte bireyin kendisinden ve çevresinden beklentilerinin şiddet ve intihar olaylarını ortay çıkardığını kaydetti. Şeflek, “İntihar olayları ekonomik ve sosyal nedenlerden kaynaklanıyor. Bu durumda insanın yalnızlaşması da intiharı tetikliyor. Aslında yalnızlaşan insan intihar ederek ben buradayım mesajı da vermek istiyor” dedi.
Son aylarda artan şiddet ve intihar olaylarını değerlendiren Doç. Dr. Mehmet Akgül ve Psikolog Zuhal Şeflek modernizmle birlikte yalnızlaşan bireyin şiddet ve intihara yöneldiğini kaydetti
Toplumsal yapının hızlı bir şekilde değişimsiyle birlikte toplumda şiddet ve intihar olayları da görülmeye başladı. Gelenekselden moderne geçişte ekonomik ve statü kavramının öne çıkması ve bu kavramların değerlerle çatışması şiddet ve intihar olaylarını da beraberinde getiriyor. Şiddet olaylarının büyük bir bölümü sosyo-ekonomik nedenlerle ortaya çıkarken, intihar olayları da bu iki nedene bağlı olmakla birlikte bireyin sorumluluk almak istememesinden kaynaklanıyor. Şiddet ve intihar olaylarının artmasında uzmanların görüşü ise toplumsal değerlerden ve kültürden uzaklaşılması.
MODERNİZMLE BİRLİKTE HAYAT ANLAMSIZLAŞIYOR
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akgül, değişim sürecindeki bütün toplumlarda olduğu gibi, Türkiye’de de geleneksel olandan moderne geçişin eski davranış kalıplarındaki farklılaşmayı arttırdığına dikkat çekti. Hayatın somut talepleri ile değerler alanının bir birinden uzak düştüğünü belirten Mehmet Akgül, “Toplumda yaşanan alışılmadık yansımalar, bu durumun sosyolojik komplikasyonlarıdır. Türk toplumunda gittikçe artan şiddet eğilimleri, çatışma ve intiharlar, yabancılaşma, ekonomik kriz, yeni toplumsal şartlar ve durumların insan üzerindeki farklı etkisinden kaynaklanmaktadır” dedi. Akgül, uzun süredir toplumun karşı karşıya olduğu kontrolsüz hızlı değişim süreci, toplumun koruyucu dinamiklerini harekete geçirecek etkilere sahip olmadığı gibi, geleneksel değer, kurum ve mekanizmaları da işlevsiz hale getirdiğine dikkat çekti. “Toplumsal bağlılığı ve dayanışmayı artıracak kurumlar, modern etkiler karşısında anlamsız hale dönüşmektedir” diyen Akgül, şöyle konuştu: “Bugün geçmiş değerler ıskalası ve kurumların işlevsizleşmesi, değişen durumlara anlamlı tepkilerin üretilememesi neticesinde, iş krizleri, işsizlik, ekonomik olumsuzluklar, insan ilişkilerinin zayıflamasını, hayatın anlamsızlaşmasını ve nihayetinde her şeyin anlamsızlaşmasını doğuracaktır. Her şeyin anlamsızlaştığı ortamda, intiharlar, cinnet ve cinayetler kaçınılmaz olacaktır. Toplumsal durumların, şartların şiddetli baskısı, toplumsal düzenleme ve bütünleşmeyi azaltacağı için kuralsızlık hali, toplum için bir patolojiye dönüşecektir. Böyle durumlar da, sapma davranışlar gösteren kişilerin durumu toplum nezdinde ‘ne yapsın zavallı’ gibi nitelemelerle normalleşirken, mevcut davranışı sapma olarak niteleyen değerler, inançlar dünyası da, ‘din karın doyurmuyor’ gibi, toplumda tartışılır duruma gelir ki, toplum için en tehlikeli durum budur.”
DEĞER EROZYONU VE DİZİLERDEKİ ŞİDDETİN ETKİSİ
Psikolojik Danışman Uzmanı Zuhal Şeflek de, her olayın toplumsal şiddet olarak bir tanımlanmasının doğru olmadığını ifade etti. Son zamanlarda şiddet içeren davranışların artmasının, insanların konuşmadan meselenin nedenlerini çözmeden direk şiddet davranışına yönelmesinin çeşitli nedenlerden kaynaklandığını aktaran Zuhal Şeflek, “En başta birey olarak artık daha çok şeye sahip olmak istiyoruz. Kendimizden, çevremizden beklentilerimiz gittikçe artıyor. İsteklerimizin sonu gelmiyor. Bozulan çevre dengesi, mevsimsel geçişlerin artık giderek bozulması ve tabii ki artık insan olarak karşılıklı teşekkür etmeyi unutmuş olmamız da şiddet ve intihar olaylarının artmasında etkili oluyor” dedi. İntihar olaylarında medyanın da etkili olduğunu dile getiren Şeflek, dizilerden, çizgi filmlere kadar her görüntüde intihar sahnelerinin olduğuna dikkat çekiyor. Şeflek, öfke bozukluğunun da intiharı etkilediğini aktararak, “Birey sıkıştığında sorumluluk alma yerine kolayı seçiyor. Ya şiddete başvuruyor ya da intihar ediyor. İntihar olaylarına bıkıyoruz ekonomik ve sosyal nedenler. Bu durumda insanın yalnızlaşması da intiharı tetikliyor. Aslında yalnızlaşan insan intihar ederek ben buradayım mesajı da vermek istiyor. Bizi biz yapan değerlerimize, kültürlerimize sahip değiliz. İnsancıl yanımızı, maneviyatımızı giderek kayıp ediyoruz. Bir kitapta okumuştum; insan topraklan gelen bir varlıktır toprakla olan mesafesi artıkça bir boşluğa düşüyor oluşan bu boşluğu da maalesef şiddetle dolduruyor” diye konuştu.
Son bir ayda görülen intiharlar ve şiddet vakaları
İşlerinin bozulması ile maddi sıkıntı içerisine giren 5 çocuk babası 62 yaşındaki adam, evinde kendini asarak intihar etti. (20 Mart 2010)
Kadınhanı'nda 17 yaşında genç, av tüfeğiyle kendini vurarak intihar etti. (20 Mart 2010)
Konya’da 59 yaşındaki şahıs, ilaç içerek intihar etti. (17 Mart 2010)
Eşinden ayrıldıktan sonra 5 çocuğu ile yalnız yaşayan ve psikolojik sorunları olan 44 yaşındaki kadın, evinin oturma odasında kendini tavana asarak intihar etti. (16 Mart 2010)
Karaman’da 38 yaşındaki Ahmet Y, girdiği bunalım sonucu intihar etti. (13 Mart 2010)
Evli 4 çocuk babası bir adam ile 24 yaşındaki kadının, yasak aşkları sonucu dünyaya gelen bebeklerini öldürdükleri ortaya çıktı. (17 Şubat 2010)
34 yaşındaki Arzu D. ve 48 yaşındaki Ziya E’nin yasak aşkları sonucu dünyaya gelen bebeklerini öldürdükleri ortaya çıktı. (16 Mart 2010)
HASAN AYHAN