Mısırda Müslümanları Kontrol Etme Planı

.
Mısır’da taşlar bir türlü yerine oturamıyor. Kısa vadede oturacağa da benzemiyor. Bunun nedeni, küresel güç ABD’nin buradaki dengeyi bozmasından kaynaklanıyor.
ABD soğuk savaş yıllarında, “komünizme karşı İslâm” stratejisi uyguladı. Sovyetlerin çökmesinden sonra da “İslâm’a karşı İslâm” stratejisini devreye koydu. Bu strateji çerçevesinde, Şii ve Sünni İslam ayrımcılığını körükledi, “Ilımlı İslâm Projesi” ile İslâm Dünyasını törpülemeye çalıştı.
Sovyetlerin çökmesinden sonra ABD’nin asıl hedefinin “İslam Dünyası” olduğunu, kendileri bile açık açık söylediler. Bunun en büyük delili “Bir Ekonomik Tekçinin İtirafları” isimli kitaptır. Yine bu kitaptan öğreniyoruz ki, Vietnam, Komünizm gibi olaylar, sadece geçici olaylardır. Onlara göre kalıcı olan sorun “İslâm’dır!”
1950’li yıllarda Toynbee; gelecek yüzyıldaki asıl savaşın komünistler ile kapitalistler arasında değil, Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında olacağını belirtmişti.
ABD, dünyanın kontrolü için o sıralarda kendisine engel gördüğünden, SSCB’yi hedef almıştı. Sovyetlerin 1950’lerde bile daha fazla zamanının kalmadığını, birçok mahfil tarafından bilindiği iddiası ileri sürülmektedir. ABD/SSCB’nin din, inanç, ideolojik yaklaşımlarının arkasında bir temel, bir öz olmadığını; tarih, ruha ve yüce bir güce inancın gerekli olduğunu, bunun da Müslümanlarda çok daha yüksek olduğu, ilgili kaynakta belirtilmektedir.
Bugün Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da meydana gelen olaylar, bu büyük tablonun içinde görülmelidir. Burada temel sorun, Mübarek ya da Bin Ali’nin baskıcı rejimleri değil, İslami akımların denetimi sorunudur. Daha doğrusu İslam’ın denetlenmesi sorunudur. Nitekim Morton Abromowitz ve Marc Grossman gibi diplomatlar, Graham Fuller gibi CIA uzmanları, Ian Lesser vb. ABD’de radikal İslam’ın yayılmasını önlemek için “Ilımlı İslam” modelini bu nedenle ortaya atmışlardır.
Bugün yapılan ayaklanma ve isyanlar; Bush döneminde yürürlüğe konan “Kuzey Afrika Projesi” ve “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi”nin kapsadığı coğrafyada meydana gelmektedir. Ayaklanmalar ister bir proje sonucu, isterse spontane olarak meydana gelsin, hedefi ABD destekli Ortadoğu rejimlerinin, Müslümanlar üzerindeki baskısını kırmaya yönelik olarak şekillenecektir. Bu durum Batı, ABD ve İsrail için olmadık ölçüde yüksek düzeyde risk içermektedir.
Bugün Ortadoğu’da İslam Mısır’la, İsrail ise ABD ile özdeşlemiş durumdadır. Daha açıkçası Ortadoğu’da İslam’ı ve İslami hareketleri denetlemesinin yolu Mısır’ın denetlenmesinden geçmektedir. ABD’ye göre, Ortadoğu’da barışın yolu da İsrail’den geçmektedir. ABD’nin her şart altında kayıtsız şartsız desteğini alan bir İsrail ile barış yapmak imkânsız denecek kadar zordur. İsrail’in pervasız ve emperyal siyaseti, Mısır’da İslam’ı ve İslami hareketleri denetim altında tutan ABD sayesinde mümkün olmaktadır.
Mısır sıradan bir ülke değildir. Mısır ve dolayısıyla bölgedeki İslami akımlar, kontrol altına alınmadan, İsrail’in güvenliğini garanti altına almak mümkün değildir. ABD, gerek bölgedeki petrol akışını garanti altına alacak, gerekse de İsrail’in inisiyatifinde bir Ortadoğu barışının yolunun ancak Mısır gibi ülkelerdeki İslami akımların denetim altında tutmasından geçtiğini iyi bilmektedir. İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki hâkimiyeti, bir ölçüde Filistin’in yanı başındaki Müslümanların, Mübarek rejimi tarafından baskı altında tutulmasına bağlıydı. Bu nedenle ABD, Mısır’daki İslami akımları denetim altında tutmasını sağlayan Mübarek’in baskıcı rejimini, sürekli olarak desteklemiştir.
Bu nedenle Mısır’da isyanın meydana getirdiği doğal akışa, İsrail ve ABD’nin doğrudan ya da dolaylı müdahalesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda Mübarek rejimi için bir geçiş döneminin öngörülmesi söz konusu olabilir. Bölgede ABD ve İsrail gibi hayati çıkarları olanlar, Mısır’da ki yeni rejimin var olan statükoyu değiştirmesine izin vermeyecek bir yapıyı Mısır’a dayatmaya kalkacaklardır. Nitekim yapılan görüşmeler bunu göstermektedir.

MISIR OLAYLARI, İSRAİL’DE SAVAŞ ALARMI VERDİRDİ

Mısır’daki olaylar, Ortadoğu’daki dengeleri değiştirmeye başladı. İsrail’in gelişmelere kayıtsız kalmayacağını, bizzat İsrail Genel Kurmay Başkanı söylüyor. İsrail Genel Kurmay Başkanı Gabi Aşkenazi, Ortadoğu’da son gelişmelere işaret ederek, “İsrail’in birkaç cephede bir savaşa hazırlıklı olması gerektiğini” söyledi. Avrupa Parlamentosu üyeleriyle, önceki gün bir görüşme yapan Netanyahu, barışın kalıcı olmayabileceğini belirterek, “barış dışarıdan da içeriden de yok edilebilir” dedi. Netanyahu, “Mısır’da olası bir değişim sonucunda iktidara gelebilecek olan kökten dincilerin 1979 tarihli İsrail-Mısır antlaşmasını geçersiz kılabileceklerinden kaygı duyduğunu” da ifade ettiği,
İsrail Başbakanı Netanyahu, bu tür güçlerin dünyanın diğer ülkelerinde nükleer silaha sahip olmalarının, dünya barışını tehdit edeceğini de kaydetti.
İsrail Genel Kurmay Bşakanı Gabi Aşkenazi de; Ortadoğu’da son gelişmelere işaret ederek, “İsrail’in birkaç cephede bir savaşa hazırlıklı olması gerektiğini” söyledi. Herzliya Konferansında konuşan Aşkenazi; “farklı oyuncular arasındaki ilişkiler, bizi birden fazla cephede savaşmak durumunda bırakabilir” dedi. Ortadoğu’da radikal kampın güç kazandığını, geleneksel Arap Liderliği arasında, ılımlı kampın zayıfladığını savunan Aşkenazi, “İsrail’in komşuları arasında, radikal İslâm tehdidinin büyüdüğünü, bu nedenle savunma bütçesinin önümüzdeki yıllarda artırılmak durumunda kalacağını” belirtti. Aşkenazi, tehdit yelpazesinin genişlediğini belirterek, “bu yelpaze nedeniyle konvansiyonel bir savaş için hazırlanmalıyız. Konvansiyonel olmayan bir savaş ya da sınırlı çatışmalar için hazırlanıp da, günü geldiğinde silahlı kuvvetlerin anında konvansiyonel bir savaşı yürütmesini beklemek hata olur” dedi.
Gabi Aşkenazi, İsrail istihbaratının Mısır’daki olayları tahmin edemediği eleştirilerine karşı da “hiçbir istihbarat analizcisinin elinde geleceği görebileceği bir kristal küre yok. Bunu bana da sordular. Mısır Genelkurmay Başkanı da olacakları bilmiyordu dedim” ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak; Mısır’daki gelişmeleri ABD ve İsrail’in yakından takibi yanında, diktatör Mübarek ve ekibi ile Mısır Genel Kurmay Başkanlığı’nın da, ABD ve İsrail ile birlikte hareket ettiğinin ipuçlarını, İsrail Genel Kurmay Başkanı’nın konuşmasından öğreniyoruz.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri