İslam ülkelerinde yaşanan zulümler yüzünden hüzünlü bir Miraç Kandili idrak ettiklerini dile getiren Yılmaz, “Ümmetin Miraçla olan coşkusu camileri, toplantı salonlarını, hınca hınç doldurdu. Kutlu nebinin, evrensel vizyonunun en zirve noktası olan Miraç, İslam ümmetinde, yine İsra’sız anıldı. Mescid-i Aksa’nın, Kudüs’ün ve onun mübarek çevresinin fazlaca gündeme gelmediği bir Miraç gecesi idrak edildi. Anmaya yönelik, kutlama içerikli bir miraç gecesi yaşanıldı. Anlamaya, kavramaya, misyon ve vizyonunu ifade etmeye yönelik bir çaba içerisine pek de fazla girilmedi. İsra’dan daha çok miraçtan bahsetmek tercih edildi. Oysa İsra’sız miraç imkânsızdır. İsra, Miracın kökeni, aslı, usulüdür. Ve İsra kavranıldığında, şuur haline geldiğinde, ancak o zaman, ümmetin miracı gerçekleşecektir” dedi.
İsra’nın, Muhammed SAV’ın ümmiler arasından çıkartılıp, insanlık imametine yürüyüşünün adı olduğuna da dikkat çeken Yılmaz, “Bugün, bu şerefli mekanlardan, Mescid-i Aksa’nın içerisinde bulunduğu Kudüs, işgal altındadır. Sadece işgal altında olan Kudüs değildir. Allah Mescid-i Aksa’yı, çevresini de mübarek kılmıştır. Bu çevre, Kenan diyarı diye tanımladığımız geniş alandır. İsra, bu coğrafyanın tamamına yapılan bir yürüyüşü kapsar. İsrayla gündemde tutulması gereken bu coğrafyanın özgürlüğü olmalıdır. Vefatıyla ümmeti derin üzüntüye boğan Allame Muhammed Hüseyin Fadlullah’ı, İslam ulemasının içerisinde seçkin bir yere oturtan en önemli özelliğinin, onun Mescid-i Aksa'nın özgürlüğünü öne alması ve bu özgürlüğün direnişle meydana geleceğinin açık çağrısında bulunmasıdır. Allame Fadlullah, İslam ümmetinin vahdetini ve bu vahdetin, Özgür Kudüs'e ulaştıracağını arzulayan, adaleti emreden bir alimdi” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda Fadlullah ve onun öğretisi, Kudüs davasının, gruplar, fırkalar ve mezhepler üstü bir dava olduğunun açık ilanı olduğunu da belirten yılmaz, “Onun önceliği, çevresi mübarek kılınmış olan Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü üzerine kuruluydu. Hayatının büyük bir çoğunluğunu bu davaya adayan Allame Fadlullah vasiyetinde de Kudüs ve onun özgürlüğüne vurgu yapmış, bütün hak ve adalet üzerine olan özgürlüklerin, Kudüs’ün özgürlüğüyle mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Yolu yolumuzdur, ümmetin yiğit erleri aydınlatılmış bu yolda ilerlemekle izzet kazanacaklardır. Adaletin yeryüzünde hakim olduğu, kullukla taçlanan hürriyetin dalga dalga yükseldiği, bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 149. Haftada direnişimize bekliyorum” diyerek konuşmasını bitirdi.
ALİ SAİT ÖGE