Ali Yücel, “Eczacıların son eylemi sonrasında, SGK, Eczacı Odasını değil de tek tek eczacıları muhatap alarak, bu alandaki oda örgütlenmesi de böldürülme ve etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Kısaca Sayın Erdoğan ve hükümeti, "biz herkes adına düşünür, herkes adına karar veririz, kimsenin örgütlenmesine, düşünmesine gerek yok, dediklerimize uyun, uysal kalın yeter" demek istemektedir” dedi.
Misallerine ancak diktatör devlet sistemlerinde görülebilecek baskıların; emeğiyle geçinen, evine ekmek götürmekten başka bir niyeti olmayan işçilere uygulanmasını kınadıklarını kaydeden Ali Yücel, “İşyerleri kapanan ve bunda da hiçbir payı bulunmayan TEKEL işçilerimizin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için; özlük haklarıyla birlikte başka kamu kuruluşlarına nakilleri bugün öncelikli bir mesele haline gelmiştir” değerlendirmesini yaptı.
Ali Yücel açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Hükümetin özelleştirme politikaları sonucunda, 4/C kapsamına alınarak ücretleri yarı yarıya düşen ve yılın on ayında istihdam edilerek, çalışmadan kaynaklanan güvencelerden mahrum bırakılan TEKEL çalışanlarının içinde bulundukları manzara insaf sahibi hiç kimse tarafından kabul edilemeyecektir.
Alın terleriyle, geçimlerini sağlamaktan başka bir düşüncesi olmayan işçilerimizin, uğradıkları hak kayıplarının bir an önce telafisi tartışma götürmez bir zorunluluk halini almıştır. Sözde milli birlik projesi uydurmasıyla canilere gösterilen toleransın en küçüğünün bile demokratik hakkını kullanan emekçi kardeşlerimizden esirgenmesi milletimizde derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Teşrifatçılar eşliğinde, eli kanlı bölücülere Habur rezaletiyle kucak açan AKP hükümeti, biber gazı ve basınçlı suyla birlikte TEKEL işçilerimizi insafsız biçimde sindirmekten herhangi bir rahatsızlık duymamıştır.”
Misallerine ancak diktatör devlet sistemlerinde görülebilecek baskıların; emeğiyle geçinen, evine ekmek götürmekten başka bir niyeti olmayan işçilere uygulanmasını kınadıklarını kaydeden Ali Yücel, “İşyerleri kapanan ve bunda da hiçbir payı bulunmayan TEKEL işçilerimizin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için; özlük haklarıyla birlikte başka kamu kuruluşlarına nakilleri bugün öncelikli bir mesele haline gelmiştir” değerlendirmesini yaptı.
Ali Yücel açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Hükümetin özelleştirme politikaları sonucunda, 4/C kapsamına alınarak ücretleri yarı yarıya düşen ve yılın on ayında istihdam edilerek, çalışmadan kaynaklanan güvencelerden mahrum bırakılan TEKEL çalışanlarının içinde bulundukları manzara insaf sahibi hiç kimse tarafından kabul edilemeyecektir.
Alın terleriyle, geçimlerini sağlamaktan başka bir düşüncesi olmayan işçilerimizin, uğradıkları hak kayıplarının bir an önce telafisi tartışma götürmez bir zorunluluk halini almıştır. Sözde milli birlik projesi uydurmasıyla canilere gösterilen toleransın en küçüğünün bile demokratik hakkını kullanan emekçi kardeşlerimizden esirgenmesi milletimizde derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Teşrifatçılar eşliğinde, eli kanlı bölücülere Habur rezaletiyle kucak açan AKP hükümeti, biber gazı ve basınçlı suyla birlikte TEKEL işçilerimizi insafsız biçimde sindirmekten herhangi bir rahatsızlık duymamıştır.”