Mevlananın evi bulundu

Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Uzun Araştırmacı-Yazar Muhammed Doğanla birlikte yaptığı araştırmanın sonunda Hz. Mevlananın evi ve medresesi bulundu

Gazetemizde uzun yıllardan bu yana Akademik Sayfalar Eki’ni hazırlayan Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Uz’un, Araştırmacı-Yazar Muhammed Doğan’la birlikte yaptığı ve bir yılı aşkın süredir devam eden araştırmanın sonucunda Hz. Mevlana’nın evinin bulunduğu yer ortaya çıktı. Yapılan araştırma neticesinde Hz. Mevlana’nın evi ve medresesinin bulunduğu yer bugünkü Sabah Dershaneleri’nin Ahmet Sağır Şubesi’nin olduğu yer olarak tespit edildi.

TARİHİ DOKUYA SAHİP ÇIKMAMIŞIZ

Konuyla ilgili Sabah Dershaneleri Ahmet Sağır Şubesi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek kamuoyunu Hz. Mevlana’nın evinin ve medresesinin bulunduğu yerin nasıl tespit edildiği, Medrese’nin nasıl yok olduğu ve bugünkü hali hakkında bilgi veren Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Uz, Anadolu Selçuklu Devleti’nin payitahtı olan Konya’nın birçok tarihi esere sahip olduğunu fakat bunların büyük bir çoğunluğunun yok edildiğini ifade etti.

Bir yılı aşkın süredir Konya’daki tarihi eserleri gün yüzüne çıkarmak için çalıştıklarını ve bu çalışmalar kapsamında Hz. Mevlana’nın Medresesi’nin yerini aradıklarını söyleyen Mehmet Ali Uz, “Çalışmalarımızda Tapu Kadastro’nun kayıtlarını inceledik ve daha sağlıklı sonuçlara ulaşmaya çalıştık. Konya’daki birçok tarihi eserin yerini bulduk. Bunlardan bir tanesi de Hz. Mevlana’nın Evi ve Medresesi’dir. Bu çalışma kapsamında aynı bölgede yani Çifte Merdiven Mahallesi’nde Akıncı Medresesi, Seyfiye Medresesi, Kadı İzzettin Türbesi ve Atabekiye Türbesi de tespit edilmiş oldu” diye konuştu.

MEVLANA’NIN EVİ (MOLLA-İ ATİK) MEDRESESİ

Hz. Mevlana’nın Medresesi hakkında da bilgi veren Araştırmacı-Yazar Uz, “Bilindiği gibi Hz. Mevlana ve ailesi 1228 yılında Karaman’dan Konya’ya geldiğinde Altunba (İplikçi) Medresesi’ne inmiş, bir süre orada ikamet etmiş, daha sonra aile, Baha Veled’in isteği üzerine Selçuklu Devlet Adamlarından Sultan Alâeddin’in dizdarı Bedrettin Gevhertaş’ın yaptırmış olduğu medreseye taşınmıştır. Mevlana vefat edinceye kadar bu medresede oturmuş, çocuklarını burada büyütmüş, eserlerini burada vermiş, Şems’le sohbetlerini burada vermiş, Şems’in öldürülmesi hep bu medresede cereyan etmiştir. Medrese, Selçuklu ve Karamanoğlu döneminde Medrese-i Mevlana, Osmanlı döneminde Medrese-i Molla, daha sonra Molla-i Atik (Eski Molla) Medresesi, sonradan Molla-i Cedid (Yeni Molla) Medresesi olarak anılır. Medrese, pek çok Konya medresesinde olduğu gibi kara örtü denilen toprak damlıdır. Medrese, kerpiç ve toprak malzeme ile yapıldığı için zamanımıza kadar gelememiştir. Medreseye sonradan vakıflar tahsis edilmiştir” diye konuştu.

MEDRESEYİ BULMAK İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR

Mevlana Medresesi’nin yerini bulmak için araştırmacılar tarafından bir hayli çalışma yapıldığını dile getiren Mehmet Ali Uz, “Medresenin yeri ile ilgili tarifler verilmiş, tapu kayıtları üzerinde durulmuş fakat günümüzdeki yeri tam olarak belirtilememiştir. Medresenin yerine apartmanlar yapılırken kabir kalıntıları çıktığından bahsedilir. Oysa ki Mevlana Medresesi arsasına son bina yapılıncaya kadar hiçbir apartman yapılmamış, arsa durumunu aynen muhafaza etmiştir. Mevlana’nın evi, yani Molla-i Atik Medresesi ile Seyfiye Medresesi adeta birbirine bitişik gibidir. Seyfiye Medresesi, Molla-i Atik’in hemen güney doğusundadır. Medresenin yerinin ilk sahibi ise Konya’nın tanınmış şahsiyetlerinden Ahmet Civelek’tir” dedi.

MEVLANA’NIN EVİNİN GÜNÜMÜZDEKİ YERİ

Hz. Mevlana’nın evinin yani Molla-i Atik Medresesi’nin bugünkü yerinin Sabah Dershanesi’nin Ahmet Sağır Şubesi’nin bulunduğu yer olduğunu dile getiren Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Uz, “Binanın bugünkü bulunduğu yerde o dönem bir de bahçe vardır. Bahçenin ortasında bir havuz bulunmaktadır. Medrese binası bahçenin güney batı köşesinde bulunmaktadır. Merhum Mehmet Önder’in, Doç. Dr. Caner Arabacı’nın ve bizim tespit ettiğimiz arsanın eski tapu kayıtları 21 pafta, 242 ada, 35 parsel iken sonradan 916 ada ve 57 parsel olarak değişmiştir. Bin 17,5 metrekare olan arsanın 135 metrekare kadarı yola terk edilmiştir. Bina, yaklaşık 889 metrekare alana inşa edilmiştir. Bu duruma göre eski Mevlana Medresesi’nin hiçbir özel şahısta bir metre yeri yoktur” ifadelerini kullandı.

ASIRLAR SONRA YİNE EĞİTİM YUVASI OLDU

Sekiz asır sonra Medrese yerinin parçalanıp bölünmeden yine bir eğitim kurumunun eline geçmesini Allah’ın takdiri yanında, Hazreti Pir’in bir himmeti olarak yorumladıklarını dile getiren Mehmet Ali Uz, “Böylece vakfın gayesi de korunmuş oluyor. Cenab-ı Hakk’ın böyle Mevlana’nın hayırla yâd edilmesine bizi vesile kıldığı için de Allah’a hamd ediyoruz. Bundan sonra binanın üzerine ‘Bu bina Hazreti Mevlana’nın evi ve medresesi üzerine inşa edilmiştir’ yazılı bir levha asılması, dershanenin adının ‘Sabah Dershanesi Mevlana Şubesi’ olarak değiştirilmesi ve Hz. Mevlana’nın medrese ile ilgili sözleri, kısa hayatı ve eserlerinin yer alacağı bir Mevlana köşesinin yapılmasının uygun olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

BİNAYA MEVLANA’NIN İSMİNİN VERİLMESİ ÖNEMLİDİR

Sabah Dershanesi Ahmet Sağır Şubesi’nin yapıldığı arsanın ait olduğu Büyükkoyuncu Hizmet Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Erkul, “Bu bina Büyükkoyuncu Hizmet Vakfı’nın bünyesinde gönüllü bağışçılarımız tarafından bir yıl içerisinde yapılmış ve tamamlanmıştır. O zaman bu binanın yıkılarak yerinin otopark olarak yapılması düşünülmüştür. Fakat bu fikir kısa sürede son bulmuştur. Binanın bulunduğu yerde Hz. Mevlana’nın evi ve medresesinin bulunduğunu bilmiyorduk. Fakat binanın yapımının hızlı bir şekilde tamamlanmasını biz Hz. Mevlana’nın himmetine bağlıyoruz. Ayrıca Hz. Mevlana’nın isminin burada yaşatılacak olması da önemlidir. Dershanemizin isminin değiştirilmesi konusundaki isteklere de cevap verebilmek için çalışacağız. Burası inşallah ebediyete kadar eğitim yuvası olarak varlığını sürdürecektir” dedi.

Sabah Dershanesi Ahmet Sağır Şubesi Müdürü Ahmet Eraslan da, “Mehmet Ali Uz’un bizi davet ederek, yanımızda dershanemizin tapusunu da getirmemizi istemesi üzerine önce şaşırdık. Sonra yaptığımız görüşme sonucunda, Hz. Mevlana’nın evinin ve medresesinin binamızın bulunduğu yerde olduğunu öğrenince duygulandık. Biz, her yüz yılın, her bir ilin büyüğü olduğuna inanıyoruz. O büyüklerin himmeti olmadan başarıya ulaşamayacağımızı da biliyoruz. Buranın Hz. Mevlana’nın medresesi olduğunu bilmiyorduk. Bu olaydan önce, biz öğrencilerimize ve velilerimize Konya’yı gezdirmek, Konya’nın tarihi ve kültürel yerlerini tanıtmak istiyorduk. Anlaşılan işe dershane binamızdan başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Toplantıda son sözü alan Araştırmacı-Yazar Muhammed Doğan ise “Burası Ermenilerin çoğunlukla yaşadığı bir mahalledir. Biz, inşallah adım adım Konya’yı tekrar tanıyacağız ve tanıtacağız. Araştırmalarımız neticelendiğinde hiç ummadığımız, çok ilginç şeyler ortaya çıkıyor” diyerek sözlerini tamamladı.

RASİM ATALAY

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri