Merhum Mustafa Mestin Ardından

.
Yüce Yaradan’ın takdir ettiği ömrü tamamlayanların geçici durak olan fânî dünyadan ebedî âleme göçleri devam ediyor. Gençliğinde sert mizaçlı olmasına rağmen kimseyi incitmeyen, arkadaş canlısı, ahlâklı bir sporcu, iyi bir insan ve kâvi bir Müslüman olan 55 yıllık dostum Mustafa Mest’i de öncekigün yolcu ettik. Mengene Caddesi’ndeki evinde Salı gecesi rahatsızlanarak oğlu Mehmet tarafından hastaneye götürülmek üzere iken ruhunu teslim eden Mustafa Mest, evinin bitişiğindeki Sarı Müsevid Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Uluırmak Mezarlığı’na defnedildi. Son yolculuğunda akrabaları, komşuları, yakınları, yeğeninin eşi olan Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Mustafa Özkafa, birlikte spor yaptığı arkadaşları, yetiştirdiği millî bisikletçiler ve kalabalık cemaat katıldı.
1936 doğumlu olan Mustafa Mest, babası Çavuş Mehmet Ağa’nın Larende Caddesi’ndeki dükkânında yorgancılık yaparken, motosikleti ile yarışlarda takip edip, zaman zaman onlarla birlikte Konya dışındaki yarışlara gittiği arkadaşları eski bisikletçilerden Saim Kıyıcı ve Özmen Akkese’nin teşvikiyle 1954 yılında bisiklet sporuna başladı. Saim Kıyıcı; son olarak Kurban Bayramı’nda evinde ziyaret ettiği arkadaşının ilk defa aynı yıl Süleyman Çakan, Hasan Göçel, Özmen Akkese, Recep Küçüksarvan, İhsan Vatankurtar, H. Hüseyin Bayram, Namık Eratıcı ve kendisinin de katıldığı Seydişehir’e gidiş-dönüş olarak yapılan yarışa katıldığını söyledi. 1955’te benim de takip ettiğim Konya-Akşehir yarışında birinci olan Mustafa Mest, Kütahya’da yaptığı askerliğinden dönüşünde babası spor yapmasına izin vermeyip, dükkânda çalışmasını istediği için bisiklete ara vermişti. Çanakkale Savaşı dahil olmak üzere 13 yıl askerlik yapan, bu yüzden Çavuş lâkabını alan babasının “Yaşım ilerledi, belki göremem, sağlığında baş-göz edeyim” diye askere gitmeden önce evlendirdiği Mustafa Mest, 24 yaşında tekrar bisiklet yarışlarına katılmaya başlayıp, Saim Kıyıcı’nın yer aldığı Şekerspor’a girdi.
1960 yılı başından itibaren Nezir Sonakın ve bir süre önce vefat eden D. Ali Akdere’nin yanısıra, gençler düz bisiklet yarışlarında seçilen Nusret Ergül, Ertan Tezer ve Rifat Çalışkan’la birlikte spora devam eden Mustafa Mest; daha sonra millî takımda yer alan sporculardan Marmara Turunu kazanan Hasan Kılıç, İspanya’daki Dünya Şampiyonası’na katılan, Türkiye Şampiyonu Sadık Keleş, millî bisikletçi Mustafa Cengiz ve Hasan Selçuk’la birlikte Çimento Fabrikası’nda takım kurup, antrenör ve ağabey olarak sporcu yetiştirerek, yıllarca spora hizmet etti. 1963’te başlayan ve 1966’dan itibaren Cumhurbaşkanlığı Türkiye Turu adını alan Marmara Turu’nda 2 yıl etap kazanan, ancak Türkiye’nin önde gelen bisikletçilerinden olduğu hâlde milli müsabaka yapılmadığı için Ay Yıldızlı formayı giyemeyen merhum, spor hayatına nokta koyduktan sonra hakemlik ve emekli olunca bir süre kömür satıcılığı yaptı.
1955 yılından itibaren bu sporun içinde olduğum için Mustafa Mest ile uzun yıllardır süren arkadaşlığımız vardı, birlikte birçok seyahat yapmıştık. Bu nedenle pekçok hatıralarımız vardı. Birkaç yıl önce dönemin Bisiklet Sporunu Kalkındırma Derneği Başkanı Muzaffer Tulukçu ve bisiklet camiasından bir grupla eski bisikletçilerden Nezir Sonakın, Mustafa Yumak, merhum H. Hüseyin Bayram, Ahmet Renkyorgancı ve Saim Kıyıcı’nın yanısıra bir gece Mustafa Mest’i de evinde ziyaret etmiştik. Hepsi de ziyaretlerden büyük mutluluk dulmuşlar, Mustafa Mest; mısır patlağı, kayısı ve erik kurusu, nohutlu bulgur, kavurga, leblebi, badem, ceviz içi, çerez şeker, bestil, elma, büzgülü üzüm, kuru üzüm gibi, eskiden Konya gecelerinin spesiyalitesi olan zengin bir “Çetnevir sofrası” hazırlamış, geç saatlere kadar sohbet edip, hatıralarımızı tazelemiştik. Kömürcü dükkânını kapatıp, evine çekilerek tam bir emekli hayatı yaşadığı, bu nedenle hayli zamandır görüşemediğimiz için bugün yarın derken yeni bir ziyaret kısmet olmamıştı.
Vefatıyla ilgili bu yazıyı yazarken hatıralar yeniden canlandı. Genç sporcular yetişip, takıma girince Nezir Sonakın, Mustafa Mest ve Ahmet Yağcıoğlu gibi yaşlı olanlar gençlere adeta malzemecilik yapar, jantları akort eder, yarışı kazanmaları için onlara yardımcı olurlardı. Hiç unutmam 1962’deki gidiş-dönüş İzmir-Aydın-Denizli yarışında Rifat Çalışkan jantı çukura girip, jantı eğildiği için Mustafa Mest kendi jantını ona vermiş, eğilen jantı da odunla düzeltmeye çalışarak kendisi takmıştı. Konya’da ve dışarıya çıkınca her fırsatta bu üçlü “Altmışaltı” oynar, kaybeden sinemaya götürürdü. 1963’te İlk Marmara Turu’nda Keşan-Gelibolu arasında Nezir ve Nusret düşerek yaralanmış, Mustafa Mest tedavileriyle yakından ilgilenmişti. 1965’te Marmara Turu’nun son etabı olan Kocaeli-İstanbul etabında Mustafa Mest; Adanalı Ahmet Şahin Ünsal ile birlikte bitiş çizgisine 1 kilometre kala Bağdat Caddesi’ne dönüşte 2 virajda da kayarak düştüğü için rakibini kaçırmış, yaralı hâlde yarışı bitirerek 2. olmuştu. Hasan Kılıç’ın 1. olduğu 1964’teki Marmara Turu’nda Rifat Çalışkan’ın jantı bozulduğu için fedakârlık ederek, kendi jantını ona vermişti. Bir Ankara-İzmir yarışında yaşı ilerlediği için acıkınca Bolu yakınlarında yanındaki gençleri de durdurup, lokantada karnını doyurduktan sonra yarışa devam ettiğini söyler, “Gençleri durdurmasam, gidecekler ve ben tek başıma yarışı bitirmede zorlanacaktım. Yaşlı olduğum için durdurmama bir şey diyemediler” der ve gülerdi. Eşi hanımefendiye, oğlu, kızları, torunları, yakınları ve sporcu arkadaşlarına baş sağlığı dilerim.
Dediğim gibi, sırası gelen dünya hayatına veda ediyor. Beklemediğimiz bir anda Rabbine kavuştu. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri