Merhaba dostlar. Tekrar sizlerle olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyorum. Kitaplarda buluşuyor olsak da elbette aktif köşe yazarlığı her zaman özel ve farklıdır. Ayrı kaldığımız süre boyunca elbette sizlerin de benim de hayatımda iyi veya kötü birçok hadise yaşandı. Fakat elbette akılda her zaman iyi anılar kalmalı. Kötülük her zaman her alanda uzak olmalı, düşünce yapısı olarak da öyle olmalı.
**
Dostlar! Böylesine köklü bir gazete de sizlerle buluşuyor olmak çok keyif verici. Birçok konuda birçok alanda fikirlerimi sizlere en içten şekilde iletmek onur verir bana. Yeni bir yıla girdik kısa süre önce. Zaman o kadar hızlı akıyor ki, gün içinde yaşadığımız hengâme de farkında olamıyoruz fakat geriye dönüp baktığımız da yıllar önce yaşamış olduğumuz hatıralar dün gibi aklımız da asılı duruyor ve işte o an anlıyoruz zaman dediğimiz olgunun bizler için çok sihirli bir döngü olduğunu. Zaman öylesine bir olgudur ki, duygu ve hislerimize bağlı bir şekilde işliyor. Mutluyken yaşanan zaman dilimi ile sabır gerektirecek zorlukları yaşarken geçirmiş olduğumuz o zaman süreci çok farklı işliyor. Birini tutamıyorken diğeri geçmek bilmiyor.
**
Dünya işlerinin bize getirdiği meşguliyetten ötürü maalesef kendimize şahsi olarak ayırdığımız zaman da git gide kısalmakta. Hobi olarak nitelendirdiğimiz o keyifli vakitler git gide fakirleşmekte. Kendimden örnek vermek gerekirse her daim kitap okumaya zaman ayrılabileceğini savunuyordum fakat artık kendimde zamansızlığa hapsolmuş durumdayım. Son kitabım “Pembe Yarabandı” çıkalı bir seneyi geçti ve ben halen matbaada basım sırasında çekilen görüntüleri dün gibi anımsıyorum. İşin özü kendimize zaman ayırmadığımız sürece yaşam kalitemiz de düşünce yapımız da ciddi tahribat oluşacaktır ve bu da maalesef dönemsel olarak zaten hassas bir yapıya sahip olan psikolojimize etki edecektir.
**
Buluttan nem kapma hastalığı git gide yayılmakta ve bunun asıl sebebi insanların sabır seyrinin geriye doğru gitmesidir. Sabredemiyoruz çünkü hız çağındayız. Her şey istediğimiz anda gerçekleşmeli, aksi olduğu takdirde çok büyük olaylarmış gibi tepki veriyor ve tahammül tarafımızı zayıflatıyoruz. Sizlerden uzak kalmış olsam da toplum da yaşanan olayları geniş bir pencereden izleyip, gözlemlemeyi eksik etmedim.
**
Dostlar! Huy olarak edindiğimiz bu yeniçağ hastalıklarından kurtulmanın yolları ağrı kesici almakla olmuyor. Ruha müdahale gerekiyor ve elbette bunun içinde profesyonel bir desteğe de gerek yok çünkü bu tip durumlar için psikologların kapısını çalmaya kalkacak olursak ülkenin yarısı bu mesleği edinmeli ki diğer yarısı da hastaları olsun. Ruha en önemli takviye dinginlik ve sakinlik. Klasik bir müzik eşliğinde bir süre kitap okumak ve bunu istikrarlı hale getirmek inanın etkisini gösterecektir. Veya bir banka oturup insanları izlemek. Köşem de kalıp sizlerle buluştuğum sürece, kendimin edinip başarıya ulaştığım yöntemleri paylaşmak isterim.
**
Bir merhaba ve zamandan geldiğimiz yol yine okumaya çıkıyor. Unutmayın ilk emir “Oku!” idi ve sonsuza kadar bu devam edecek. Sizlerle kısa süre sonra tekrar görüşmek dileğiyle, görüşleriniz benim için önemli. Tekrar görüşene dek hoş ve mutlu kalın!.