Mecazi Aşk Bir Köprüdür

Mecazi Aşk Bir Köprüdür

Tasavvufi metinlerde sıkça denk gelinen 'aşkın şarabı' 'aşk' ya da 'şarap' ifadelerine az da olsa değinelim.

Bu konuda şimdiye kadar rastladığım en yerinde tanımı yapmış olan Mevlana Celaleddin, aşkı "İradenin elden gitmesi" olarak tanımlamış. Tabii ilahi aşkı söz konusu ettiğine dair şüphe yok. Hakiki aşkı... Bizler gibi mecazi aşklara takılıp da oralarda oyalanmamış, köprüden karşıya geçmiş. Köprü derken... "Mecazi aşk, hakiki aşkın köprüsüdür." sözüne katılırak ve bunu düstur ederek söylüyorum bunu.

Hani Mecnun'un Leyla'dan geçip Mevla'ya; Züleyha'nın günü gelince Yusuf'u bile istemediği gönül ve bilinç düzeyinden, halinden söz ediyorum.

Ve ah şu 'şarap' konusu! Sazı sözü dinip bitmeyen, o 'magazini yüksek' tanım... "Bahsedilen şarap, alkollü mü!?"

"Sahi!?"

Ya da 'içki' kelimesi, etanol ihtiva eder mi?

Kaldı ki... Öküz altında buzağı arayanların, bulduklarında sevinç ve vecd ile tapındıkları buzağı olmuş, öyle olagelmiştir bu 'şarap' mevzuu elbette. "Bakın, dervişler de şarap içiyorlarmış meğer eskiden. Demek ki olabilirliği ve bir makbullüğü var bunun."

'Aşkın şarabından içmek' ise bir güzelin; dünya hayatına dair olan her türlü metanın ama çoğunlukla da bir dilberin ya da yağızın güzelliğine ve albenisine meftun olmaktır, o halde! Hatta sadece endamına, kaşına, gözüne değil; onun tavrına, edasına tutulduğumuzda daha 'üst düzey' bir aşıklık halinden bahsedilebilir. Fakat illa onun; bir faninin, metanın... Öyle mi?!

Hoş, mecazi aşkı küçümsemek benim haddime de değil. O ki, rahmetli şair Abdurrahim Karakoç'un çok sevdiğim bir ifadesi ile 'külüne bile kar koysak, yakıcılığı ile onu köze çevirecek' bir yangın halidir.* Şu aciz bedenimizin, öylesi muazzam bir duyguyu yüklenip taşıması yolunda çektiği çileler hakkında üretilmiş olan binlerce edebi ve sanatsal eser, dökülmüş gözyaşları, cömertçe hibe edilmiş olan zaman ve imkan olmuş, olagelmiştir.

Fakat o 'köprü'nün hedefe; ilahi ve hakiki aşka olan uzaklığı yani bizzat uzunluğu ne kadardır ya da onun üzerinden geçme hızımız ne olmalıdır? Mevzu bahis edilmiş olan şarabın, etanol içeren cinsten bir içki olmadığını ve ilahi aşk sarhoşluğuna götüren bir halin metaforu olduğunu, teorik olarak olsa da anlamak pek zor değil hadi ama... İlk soruyu bir cevapla kavuşturmak, kavuşmak dahası, güzel'den geçip güzelliğin kaynağına, yaratıcısına ve sahibine ulaşmak; hani köprüyü esas varış yeri değil de sadece ulaştırma görevi yapan bir araç olarak bellemek, hakiki aşkın şarabından yudumlamak böylece, işte bu soruların işaretleri, cevaba kavuşma coşkusuyla bir sevinç ünlemine evrilir mi acaba?

*Abdurrahim Karakoç'un Mihriban adlı şiirinden bir dize: Kar koysan köz olur, aşkın külüne.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri